Kirpicik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kirpicik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 16, 2010

Kirpicik 26 Aylik

Bugun Kirpicik tam 26 aylik oldu. Insanin inanasi gelmiyor. Evet biraz buyudugu hissi var elbette ama sadece biraz :)

Evimize ve duzenimize alismamiz sandigimdan cok daha uzun surdu. Uyku duzenimiz bile ancak bir haftada rayina oturdu. Sonra Kirpicik tekrar tam zamanli yuvaya baslayinca bundan hic hoslanmadi ve hircin bir cocuk oldu cikti. Ancak gecen hafta tam anlamiyla bir uyum sagladi. Ondan once surekli bir itiraz, surekli bir fiziksel olarak bogusma halinde geciyordu. Araba koltuguna kesinlikle oturmak istemiyor, oturuyor kalkmak istemiyor. Banyoya gidelim diyorum itiraz, zorla sokuyorum, hadi cikalim diyorum cikmak istemiyor. Bez degistirtmekten zaten hic hoslanmaz, bez degistirme zamanlari tam kabus. TR'de ayakta bez degistirmeye baslamistik, kaka durumlari haric tabii. Ama ayakta bile yakalamak cok zorlasmisti Kirpicik'i...

Butun bunlar uzerine dedim bizim yavrucuk da bu terrible two illetine tutuldu herhalde. Her seye itiraz. Sonra gecti cok sukur. Gene bir suru sey tutturuyor ama bogusmuyoruz artik cok fazla. Daha bir sakinledi...

TR'de el bebek gul bebek, surekli hareketli bir yasam, bir gun trene biniyor, ertesi gun vapura... Buradaki rutin yasam, anneanne, babaanne, amca ve dedenin yoklugu, etrafta ingilizce konusulmasi filan etkiledi onu eminim. Ama en cok onu yuvaya birakmama uzuldu, iki ay boyunca her saniye dipdibe olduktan sonra sanirim onu terk ettik filan zannetti canim. Gecti cok sukur...

Ben neler yapiyorum? Burasi da her taraf gibi kavruluyor bu yaz sicaktan. Ama klimali ortamlarda disari cikmadigimiz surece sikayetimiz olmuyor pek. Gene de bu suni ortam hosuma gitmiyor benim. TR'de terliyorduk cok ama daha dogaldi bu.

Calismaya calisiyorum. Dersler baslamadan once biraz daha gevsek bir tempom var. Ama gevseklik bana gore degil kardesim. Birisinin tepemde sopayla durmasi filan lazim. Bir turlu disipline olamiyorum. Bir nevi bir hastalik gibi bir sey...

Arabamizin penceresinin acilip kapanma mekanizmasi bozulmus. Hem de uc pencerenin birden. Aralarina epey yuklu bir miktar para sikismis. Acik olani yaptirdik, otekiler duruyor. Bir sure o pencereler acilmadan da yasayabiliriz sanki. Ama uretici firmayi arayip sikayet ettim. Dedim biz hyundai almadik, niye patir patir patladi bu camlar bizim bir tarafimizda? Bu ogleden sonra geri doneceklermis bana. Belki bir indirim neyin verirler, ne bileyim. Ben sikayetimi edeyim de...

Yeniden mini etek giymeye basladim. Sikti bu Fethullah modu :PPP Saka saka.. Ama daha cok pantolon giyerim ben hep. Etek de kotu bir secenek degil. Giymek lazim porsumeden :P

Bu yazida boyle daldan dala atlayis seklinde olsunmus....

Çarşamba, Nisan 28, 2010

Gunler geciyor

Gunler inanilmaz bir hizda geciyor. Kirpicik oglumuzla olunca, sabah kalkmasiydi, yuvaya bir telas gidis, oglen isler gucler, aksama yetismeye calisma, aksam yemegi, oynama saati, derken bir gun daha bitiveriyor kusumuz yatagina yollanirken.

Hic anlayamiyorum, Kirpicik oncesi hayat nasildi? Onsuz dusunemiyorum hicbir seyi. Erik'le hipnoza girmis gibiyiz. Uyurken surekli oglumuzdan bahsediyoruz. Uyanikken de uyusun diye gozunun icine bakiyoruz, ne celiski :)

Kirpicik epey bir dillendi bir suredir. Artik daha cok iki sozcuklu cumleler kullaniyor. Bol bol sifat tamlamasi ve biraz fiilli cumleler. Ingilizce hic sorun olmuyor hala, pek mutluyuz. Yuvada ogrendikleri yuvada kaliyor, ancak biz sorarsak ogreniyoruz neler ogrenmis ingilizce. Evde turkceye devam.

Bu aksam haftalik playdate'imiz var. Cok seviyor cocuklar bir araya gelmeyi. Onlar oynarken biz de iki laf edebiliyoruz, biz de seviyoruz yani bu date'leri :)

Salı, Mayıs 26, 2009

Not duseyim

Kirpicik 11 aylik oldu. Son bir iki haftadir inanilmaz farketti, ne kadar cabuk buyudu ve gelisti.

Bu aralar en cok sevdigimiz sey kuslar ve havada ucan bilimum seyler. Ucak deyince anliyoruz ve ucagin gecmesini bekliyoruz. Yakinimizda ufak bir havaalani var, 20 dakikada bir filan pirpir ucaklar geciyor o yuzden oturdugumuz bolgeden. Evin icindeyken oyununun en mesgul aninda bile ucak sesi duyunca durup dinliyoruz ve pencereye dogru bakiyoruz.

Cikcikleri ve Vakvaklari ayirt ediyoruz. Yoresel Kardinal kusumuz ottugu zaman onu farkediyoruz. Her sabah uyanir uyanmaz yaptigimiz ilk sey pencereyi acip onundeki koltuga kurulmak ve kuslari kolacan etmek.

Artik byebye yapiyoruz. Tel sarmaya benzer bir byebye bu :)

Ve kurcalamaktan en cok hoslandigimiz sey dvd, kablo kutusu, televizyonun dugmeleri, yanindaki kitaplik, Cdlik, hic affetmiyoruz.... 'Hayir'in ne demek oldugunu cok iyi biliyoruz ama umursamiyoruz :)
Hikaye dinlemeye bayiliyoruz. Resimli kitabimizdaki nesneleri bir bir ogreniyoruz. En yaramaz animizda bile resimli kitap acildi mi sakin sakin oturup dinliyoruz.

Bez degistirilmesi, mama sandalyesine oturmak en sevmedigimiz seyler. Surekli hareket halinde olmaliyiz cunku... Mesela dun kakali popomuzla halida yuvarlandik da yuvarlandik. Sonra annemiz haliyi sabunlu bezle sildi de sildi :)))

Atta'ya gitmeyi cok seviyoruz. Hadi atta'ya benzer bir sey bile dedik gecen Cumartesi. Zaten bol bol anlamsiz konusuyoruz boyle, garip garip sesler cikarip kendi sesimizi taniyoruz bol bol.

Arabamizda oturup gezmeyi seviyoruz ama bir sartla! Acik havada gezilecek. Dukkana girilmeyecek. Babasi pek gurur duyuyor tabii ogluyla bu davranisindan dolayi.

Saclarimiz gene uzadi, yakinda bir sac trasi daha bizi bekler.

Boyle geciyor Kirpicik oglusumuzla gunler.

Cuma, Mayıs 08, 2009

Oylesine

Baslik bulamadim. Kafami toparlayamiyorum ki. Veletix'imiz, Kirpicigimiz uyumadi dun gece. Uyumadi derken, harbi uyumadi. Saat 2'de uyandi, tekrar uyudugunda saat 5.30'du. Aslinda iyiydik son bir kac haftadir. 7-8 saate yakin araliksiz uyumayi basarmistik. Dun gece ne olduysa bir turlu dalamadi. Salladik, oyunlar oynadik, tylenol verdik, belki agrisi vardir diye. Gunduz gibiydi ev. Sonunda Erik de ben de sinirlerimiz iflas edince biraz aglatmaya karar verdik. Cok degil, bi 10 dk kadar agladi. Arada bir kere yanina gittim. Cok kizdi bize. Ama ise yaradi. Sonrasinda uyudu. Icini ceke ceke de olsa. Biz de uyuduk.

Bu cocuk kismisi tam bir surpriz yumurta. Ne zaman ne yapacaklari belli olmuyor netekim.

Baska seyler yazacaktim aslinda buraya. Gunlerdir aklimda dolasan bir suru sey var. Gel gor ki kafa yok. Demek bu da ara sira oluyor. Yazma istegi var ama toparlayamama durumu. Bazen de toparliyorsun, yazma istegi yok.

Bu arada hamilelikte baslayan unutkanlik aylardir suregelen uykusuzlukla birlikte iyice yer etti sanki. Bugun deney yapmaya korkuyorum mesela. Bir sey unuturum, kirarim dokerim diye.

Gunlerdir Mardin'de mezar basinda bekleyen cocuklarin fotograflarina bakiyorum. Icim parcalaniyor. Neden oradan ayrilamadiklarini o kadar iyi anliyorum ki. Ustelik kucucuk cocuk bunlar daha. Ne olacak onlara? Bundan sonra her sey geri donulemez bir bicimde degisti o cocuklar icin. Yetim kaldilar, oksuz kaldilar. Bosuna demiyorlar allah anali babali buyutsun diye bebekler dogdugunda. Bir ebeveyni kaybetmek buyuk bir travma bir cocuk icin. Allah sabir versin bile diyemiyor insan kucucuk cocuga. Ama eminim onlar pek cok kisiden daha biliyorlar simdi sabrin ne demek oldugunu.

Bugun de Cuma. Hafta gene bitti. Nasil bir hizda geciyor gunler, haddi hesabi belli degil. Iyi hafta sonlari.

Çarşamba, Nisan 22, 2009

Yetisememe durumlari ve kitap listesi

Gecen gun burada kampus civarinda yeni acilan bir yuvanin tanitim toplantisina gittim. Open house dedikleri olay. O saatte giden bir benmisim, gorevli kadin beni gezdirdi. Hersey gicir, cok sevimli bir yerdi. Yaz basi icin yer olacagini dusunmustum. Kasim'a kadar dolduk demez mi. Ne zaman doldunuz dedim, iste iki hafta once acildi kayitlar dedi. Iyi de bize haber veren denyo niye soylemedi bunu dedim, kayitlar acildi diye. Neyse, gene de bekleme listesine girdik tabii.

Amerika Birlesik Bekleme Devletleri burasi. Hersey icin bir kuyruk hali var. Bazen cok yararli bir sey oldugu gibi, bazen de cok sinir bozucu olabiliyor. Herseyi en az uc ay oncesinden planlayip yapmak gerekiyor.

Gecen gun Kirpicik'i yuzme dersine yazdirmak istedim. Okulun spor kompleksinde boyle dersler vardi. Hamileyken yuzmeye gidiyordum, o zaman rastlamis ve insallah seneye biz de kendi bebegimizi getiririz demistim. Tabii ki kayitlar dolmus. Kendimi cok beceriksiz bir anne gibi hissettim bunu ogrendigim an. Biliyorum, cok onemsiz bir hadise. Ne olmus yani, bu kadar kucukken yuzme dersine gitmese ne olur Kirpicik? Tatile ciktigimizda sokariz oglumuzu denize. Ama hissiyat boyle demiyor.

Millet kokusunu mu aliyor, nedir, ben niye zamaninda yapamiyorum bu isleri? Bir yetisememe ruh hali dogdu dolayisiyla bende. Sanki surekli Kirpicik icin bir seyler yapabilirmisim, ama bunu kaciriyormusum gibi hissediyorum.

Bir yandan yuvaya vermesem de bakici mi bulsam diyorum. Annem bizimle bu ara. Ama o da yoruluyor artik. Kirpicik hem cok agirlasti, hem de cok hareketlendi artik, yasi geregi.

Bakici bulmak ayri bir sorun. Turkce konusan birisini istiyorum. Zaten iki ana dilli olacak Kirpicik ama ingilizceye mumkun oldugunca gec baslasin, once Turkce konussun istiyorum. Birisi var simdi aday, onunla bir gorusecegim, bakalim.

Bu arada yuvaya gittigimde beklerken kutuphane bolumunde bakindim biraz, bazi guzel kitaplar kesfettim. Hatta ismarladim, geldiler bile.

Ilki, your child at play bebek/cocuk gelisimi ile ilgili kitaplar serisi. Daha once bulamadigima hayiflandim bu kitabi. Kirpicik simdi 10 aylik oldu, bu konuda da yetisemedim gibi hissettim, ama onemli degil. Ilk iki kitabi aldi. Ilki 0-12 ay, ikincisi 1-2 yas gelisimi uzerine. Seri 8 yasina kadar suruyor. Icinde bebeginizle onun gelisimine yardimci olabilecek aktivite onerileri var. Bol resimli ayrica.

Bir diger kitap da working mother's guide to life. Bu kitabi henuz ayrintili inceleyemedim ama guzel bir kitap gibi gorundu. Bakici, yuva secerken nelere dikkat etmek lazim, vs gibi konular isleniyor. Ama cok daha genis kapsamli bir kitap. Yazari da bu ziyaret ettigim yuvanin sahibiymis meger.

Bir de Harvey Karp'in "happiest toddler on the block" kitabini ismarladim. Bunun baby versiyonunun hem kitabi hem dvd'si var bizde. Kitabindan cok dvd'si cok isimize yaradi bizim. Onerdigi teknikleri izlemek daha kolay okumaktan. Kirpicik ilk iki ay biraz daha az agladiysa, bu amcanin onerileri sayesindedir. Bu toddler'in da dvd'si varmis, o nasil bilemiyorum.

Hazir kitap listesi yapmisken, evdeki diger kitaplarim:

Tracy Hogg, Baby whisperer... -bunu ilk aylarda daha cok okudum.

The no cry sleep solution-- benim pek isime yaramadi dogrusu, ama bir kenarda duruyor, iyi bir kitap oldugu rivayet ediliyor.

What to expect 0-12 ay serisi--genel anlamda basvurulabilecek bir kitap.

Baska bir takim kitaplar da var ama su an aklima bunlar geldi.

Salı, Nisan 07, 2009

Bebek/Hastane ihtiyac listesi

Uzun bir zamandir yapmak istiyordum boyle bir liste. Simdi buradaki en iyi arkadasim dogum yapacak, ona hazirladim. Buraya da koyayim istedim, ihtiyaci olan olursa baksin diye. Ben kendim zamaninda bloglardan cok faydalanmistim. Corbada bizim de tuzumuz olsun, baskalari da bizden faydalansin...

Listeyi ilk uc ay ihtiyaclarina gore Erik'le birlikte hazirladik. Bir de hastane cantasi kismi var. O kisim da Amerika'daki hastanelere gore hazirlandi. Turkce-ingilizce harmani icin ozur dileriz. Bazi seylerin turkcesi nedir, hicbir fikrimiz yok dogrusu (ornek: snuzzler) Kolay gelsin herkese...

İHTİYAÇ LİSTESİ- İLK 3 AY

Bebek için:

-Hastane cıkışı 3’lü takım (Newborn set), 4 adet

-Zıbın, 6 adet

-Body, 10 adet (0-3 months)

-Penye alt giyim, 4 adet (0-3 months)

-Penye hirka, 2-3 adet (0-3 months)

-Bebek çorabı, 6 çift

-Penye eldiven- 2 cift

-Penye baslik, 2-3 adet

-Yelek/hirka/patik (el örgüsü, milyonlarca hediye geliyor zaten)

-Tülbent (küçük),10 adet

-Tülbent (büyük), 3-4 adet

-Receiving blankets (çok amaçlı pamuklu kare örtü), 3-4 adet

-Kare banyo havlusu, 2 adet

-Wash cloths, 4-6 adet

-Kundaklamak icin kare bez/örtü, 2 adet (receving blanket'lar kucuk gelebiliyor)

-Halo sleepsack, 0-3 months

-Pampers-Swaddlers bez

-Pampers-Sensitive islak mendil

-Kleenex sensitive tissue paper

-Antibacterial gel

-Şampuan (Earths Best Organic veya Mustela iyi diyorlar)

-Vaseline, nemlendirici krem

-Triple paste veya Desitin pişik kremi

-Mylicon, gaz giderici ilaç, 1 adet

Anne için:

-Emzirme geceligi, 2-3 adet (pamuklu)

-Sabahlık (pamuklu)

-Emzirme sütyeni (2-3 adet)

-Emzirme tshirt’u (optional)

-Göğüs pedi-(Lansinoh)

-Göğüs ucu kremi-(Lansinoh veya Medela)

-Göğüs pompası (Medela-Advanced in Style veya Hands-free)

-Ped (büyük boy)

-Hastaneden verilenler: Oturma simidi, wash bottle, cold packs (request extra from nurses), witch hazel pads, komik lastik hastane külodu (again, do not hesitate, request some extra)


Alet-Edevat-Gear:

-Car Seat/stroller or travel system-Chicco veya Graco Snugride (bizimki)

-Breastfriend emzirme yastigi (Boppy olan alinmayacak)

-Baby monitor

-Bouncy chair (ana kucagi)

-Snuzzler

-Mobile (Dönence)

-Baby Bjorn (biz pek kullanamadık, beli ve sırtı sakat insanlar olarak)

-Crib / Dresser

-Crib mattress

-Crib sheet set: (lastikli carsaf, yorgan, yatak etegi, bez torbasi, bumper guard, kisa perdelik 6'li takim)

-Changing pad

-Changing pad cover

-Night lamp

-Log book (kaçta yedi, içti, kaka yaptı, uyudu yazmak icin)

-Diaper Bag

-Kirli çamaşır sepeti

-Banyo leğeni

-Tırnak makası/ törpü/ saç fırçası-set olarak da satiliyor

-Ates olcer-2 adet. Bir Celsius, bir de Fahrenheit olcen cinsten

-Banyo termometresi (biraz gereksiz, en iyi termometre dirsek ucu)

-Ağzı sıkı kapanan çöp sepeti (Simply Human marka-Diaper genie diye bir sey de var. Biz kullanmadik.)

-Born-free biberon, 2 adet, 5 oz (150 ml)

-Newborn biberon basligi, 2 adet

-Avent ısıtıcı (biz almadik)

-Sterilizer (aldik ama kullanamadik)

-Video camera


Baba için:

-Babalar :P



HASTANE ÇANTASI:

Bebek için:

-Hastane çıkış takım, 1 adet

-Penye başlık

-Penye eldiven

-Bir adet kare örtü (receiving blanket)

-Car seat

-Snuzzler

-Emzik, bez vs hastaneden veriliyor. Çıkarken size tahsis edilmlş olan baby cart’ı tamamen boşaltın.

Anne için:

- Rahat bir-iki gecelik (emzirme geceliği), sabahlık,

- Saç tokası, kırmızı kurdele

- Hamile elbiseleri (çıkarken giymek icin)

- Tarak-fırça-diş fırçası-makyaj seti

- Şampuan

- Doğururken müzik dinlemek istenirse CD, okumak için dergi vs.

- Terlik

- Çıkarken kullanmak icin genis ayakkabi veya terlik (ayaklar şişiyor netekim)

- Breastfriend (hastanedeki yastıklarla boğuşmak istemeyebilirsiniz emzirmeyi öğrenirken)

- Diaper bag


Baba için:

- En az iki takim iç çamaşırı

- En az bir takim ekstra kiyafet

- Terlik

- Traş seti, diş fırçası

- Bolca cereal bar, su, icecek

- Video camera

- Fotoğraf makinası

- Ayfon, annenin telefonu

- Bilimum şarj aletleri

Genel:

- Gitmeden börek, poğaça vs yapılabilir/alınabilir. Baba aç kalabiliyormuş yer yer…

- Baby favors/give-aways: özel yapım çikolata, kurabiye vs, gelenlere vermek için.

- Kapı / oda süsü

Cuma, Mart 27, 2009

Benim cici oglum

Bugun Cuma, enseyi kapa. Veya ense yapma...

Kirpicik dun gece 10.30'da yatti. 2.30'da bir uyandi, hemen su verdim, azicik salladim, geri uyudu. Sabah 8'de kalkti... On gunde epey bir gelisme kaydettik yani. Artik onu kucagimda yan tuttugum zaman illaki meme emecegini zannetmiyor. Yavas yavas benim kolumda da uyumaya basladi gibi.

Sabah kendisine tuzu alinmis beyaz peynir ve baby puffs krakerleriyle kahvalti yaptirdim emzirmeden once. Cok bayilmadi ama acti, mecburen yedi :) Sonra meme emerken gene oyun oynadik, bir de tirnaklarini kestim. Dun bir sac makasi aldim sonunda. Saclarimiz gozlerimizi oyuyor, cok uzadilar artik Turkiye trasindan beri (Bknz: Kirpicigin tras keyfi, asagida :)).


Keske gene oyle bir yere goturebilsek onu, ama burada iyi bir yer yokmus. Belki uykusunda kesecegiz, bir cesaret bu kesme isini deneyecegim.

Dun gece salonda birlikte emeklemece oynadik. Benim dizlerim onunkiler gibi tombik olmadigindan mahvoldular tabii :) Koltugun arkasina gecip "ce" yapinca bayiliyor. Kac kere tekrarladik bunu bilmiyorum. Sonra banyo fasli. Ordekleriyle oynadi Kirpicik. Bayiliyor banyoya. Yeni sampuanimizi denedik. Bir sure Johnsons kullandik. Duruluyorum duruluyorum gitmiyordu. Hatta bir sefer acaba bana mi oyle geliyor deyip biraz daha az durulayinca kepek olmustu oglumun sacinda. Sonunda Earths Best organik sampuan aldim. Lavanta kokulu. Daha az duruladim ve hemen gitti. Bir de arada su yutuyor Kirpicik, istemiyorum Johnsons yutsun.

Aksamlari bir rutin olusturduk gibi artik. Yemek yiyor. Sonra banyo. Sonra isiklar acikken emzirme. Birlikte isiklari sonduruyoruz. Ayakta hafifce sallayarak uyutuyorum. Bir sonraki asama bu sallama olayini kaldirma olacak. Emerek uyumayi kaldirdik. Sirayla gidiyoruz.

Cuma, Mart 20, 2009

Birikenler

Ne cok sey birikti icimde. Son bir yila yakindir hayatim cok degisti Kirpicik'le birlikte. Anne olmak inanilmaz bir seymis. Ayni anda pek cok duyguyu en yogun bicimde yasatiyor insana. Insan en fedakar olmasi gerektigi anlarda en cok kendisi oluyor sanki. Bir duygu ve dusunce yogunlugu yasiyorum epeydir. Dolayisiyla cok sey birikti.

...diye yazmisim gecenlerde.

Donem bitti. Birkac gundur ense yapiyorum ben de. Gecenlerde bir is gorusmesine gittim. Iyi gecti, bekleyip gorecegiz sonucu. Bir gece evde degildim. Kirpicik emmeden de uyumayi ogrendi sonunda bu sayede. Dondugumden beri geceleri emzirmeyi biraktim. Ama hala kendi kendine uykuya dalamiyor. Bunu da asacagiz diye umuyorum. Su aralar gecenin bir korunde ayagimda salliyorum onu. Cok yorucu oluyor tabii benim icin. Bazen 10 dk'da uyuyor, bazen 1 saate yakin ayakta kaliyor. Yatagini hala en asagi seviyesine indirmedik. Uyandigi zaman yatakta guvenle zaman gecirmesi pek mumkun olamiyor bu yuzden. Bu hafta odalari ayiracagiz artik ve yatagi indirecegiz. Doktorumuz oyle tavsiye etti. Bakalim nasil bir yeni duzen olusacak.

Bu aralar yeni oto koltugu ve bebek arabasi (stroller) alacagiz artik. Kafa karisikligi yasiyorum tabii. Hazir vaktim varken tuketici gorusleri okumaya calisiyorum. Herkesin oncelikleri ve ihtiyaclari farkli gorunuyor. Dun Babiesrus'ta biraz oynadim birkac tanesiyle. Hic aklimda yokken Pegperego Pliko almayi dusunuyorum simdilik. Biz haftasonlari Kirpicik'le alisverise cikiyoruz. Elimiz kolumuz torba doluyor. Bagajda en az yer kaplayacak ve bebek icin de en konforlu seyi ariyorum. Bir de agir olmayacak tabii, bir cikista en az iki yere ugruyoruz. Bagaja sok, cikar, kullanisli olmasi lazim. Bu pliko katlaninca en cok kuculebilen ama buyuk gorunumlu olan bir stroller. Onunde de tepsisi var. Bu tepsi ne kadar onemli, deneyimi olan var mi?

Bir tane de ucuz chicco umbrella alirim diyorum, daha cabuk seyler icin... Maclarenlar o acidan pek uygun gorunmediler. Hem epey fiyatlilar, hem de uzun bir sure cocuk icinde rahat edemezmis gibi geldi bana. Yoksa onlar da katlayinca epey az yer isgal ediyor. Ve biraz daha hafifler tabii. Ve tepsisizler. Gene, tepsi ne kadar onemli olur hic kestiremiyorum. Guvenlik acisindan farkeder mi? Nedir yani?

Oto koltugu da sanirim bu Britax'lardan alacagiz ama dun baktim; Evenflolar'la aralarinda acayip fiyat farki var. $150 ve 300 civari ikisi. Yani Britax hakkaten kus mu konduruyor diye merak ediyorum.

Kirpicik artik isteklerini bayagi bir belli etmeye basladi. Cok cabuk buyudu bu arada, inanilmaz. Biraz anneci olmaya basladi sanki. Sabah kayinvalidem onu uyuturken ben odaya girdim. 30 sn icinde bir corap alip cikmak icin. Beni gordu, hemen yavsak bir gulumseme ile tezahurat yapti (yavsak annenin yavsak oglu :)), ben corabi alip cikinca da 5 dk arkamdan agladi. Bir yandan super bir duygu bu, kelimelerle ifade edilemez :) Ote yandan uzuluyor insan geride birakiyorum diye. Dun gece Erik bir seyahatten dondu, bir haftadir yoktu. Onu gorunce de cok sevindi, Erik mest tabii :) Ve bu sabah ilk kez ufak bir arabayla oynadi oglum. Biraz kucuk ve kurunca kendi kendine biraz giden arabalardan. Deli gibi emekledi onun pesinden :) Cok yakinda gate de almamiz gerekiyor. Bir oyun parki aldik, su superyardlardan. Icinde yarim saat kadar tutup mutfakta is yapmak icin filan gayet faydali bir eser, tavsiye ederim. Ama uzun sureli icinde tutmak cok yazik olur. Zaten agliyor ve beni al diye kenarda bekliyor canim. Ozgurce emeklemek istiyor. Cevresindeki hersey acayip ilgisini cekiyor. Koreltmemek lazim.

Gene bir suru Kirpicik anlattim :)

Bu arada ABDullah Gul Kurdistan demis, sabah gazetede okudum. Satilmis pzvnk! En bi sahici musluman kardeslerimize duyrulur, gurur duyabilirler kendisiyle (evet, kufur eden bir insanim, seviyorum ve iyi de yapiyorum, begenmeyen okumasin). Iyi haftalar dilerim herkese.

Salı, Mart 03, 2009

Kirpicik buyuyor

Epey oldu yazmayali bloga. Hayat ayni kosusturmaca icinde devam ediyor. Iki hafta sonra donem bitecek ve ben de biraz huzura erecegim.

Kirpicik yilbasindan bu yana inanilmaz bir hizla buyudu ve gelisim gosterdi. Son bir haftadir bile daha farkli. Artik tutunup rahatca ayaga kalkabiliyor. Emekleme konusunda tam bir uzman. Fitir fitir istedigi yere ulasiveriyor. Eski calisma odamiz, Kirpicigin yeni odasi, onun mekani oldu. Yatagi hala bizim odada ama geri kalan herseyi kendi odasinda. Orayi kendisine kurduk. Her tarafa yastiklar dosendi, beyefendi ozgurce oynuyor.

Terliklere ozel bir zaafi var, o yuzden terlikleri cikarip giriyoruz odaya. Tabii ne bulsa agzina goturmeye calisiyor. En son numarasi emekleyerek banyoya girmek. Bir sekilde banyo cok ilgisini cekiyor.

Evde efeleniyor sonra ara sira. Bazen soyle en kalin sesiyle bir "eeeeeeeeyyyyyy" diye bagiriyor. Sonra bir de "mem mem" var. Erik ile babaannesi meme demeye calistigini iddia ediyorlar. Bence oyle degil. Bir de "ennne" diyor. O da epey bir anne gibi geliyor kulaga ama bence anne de demek istemiyor. Gevezeleniyor iste :)

Dislerimiz cok buyuk sorun bu ara. Iki alt disini 5,5 aylikken cikartmisti ve hic sorun olmamisti. Bir sabah uyanip bakmistik ki, kabaran disler patlayivermis. Ama ust iki "kazma" icin ayni seyi soylemek cok zor. Onlarin cikmasi epey bir zor oldu. Butun ust damagi kabardi zaten canimin. Simdi iki yandakileri cikarmaya calisiyor. Bir kac gundur gene huzursuz.

Uyku konusuna girsem miiiiiiii.... Offff.... Eski Kirpicik yok tabii uyku konusunda da. Maalesef artik uyaninca kendi kendine uykuya dalma konusunda iyice basarisiz olmaya basladi. Biraz bana da baglandi, uyaninca illaki beni gormek istiyor ve ardindan emmek istiyor tabii. Bazen Erik kalkiyor, emmeden uyutabilir miyiz diye kucagina aliyor, o zaman basiyor yaygarayi. Erik gazi var sanki diyor. Gecen gece goz kapaklarimda ikiser fil otururken dogruldum, ver dedim onu bana, bak memeyi alinca nasil susacak. Gazi mazi yok. Aynen de oyle oldu. Cukur cukur, 5 dk sonra sizmisti kendisi... Velhasil ayvayi yedik efendim biz...

Maalesef oyle aglatma yontemlerine de basvuramayacagiz, zaten kendi kendine yeterince agliyor. Dis sorunsali da var. Pek uygun bulmuyoruz su kosullarda o yontemi. Ama zombiye de donduk tabii. Genelde 2-3 saatte bir uyaniyor. Memeyi emip yatiyor. Her zaman degil, cogu zaman. Sabaha karsi 5-6'da uyanmayi son zamanlarda birakti sayilir. Iste bi 4-5 saat bazen uyuyor sabaha kadar, o arada biz de ne kadar uyuyabilirsek.

Banyo yapmayi cok seviyor. Ben de bunu bir rutine baglamaya calisiyorum ama kendisini her aksam ayni saatte yikamayi maalesef beceremedik simdiye kadar. 1 saatlik bir aralik icerisinde yapabiliyoruz sadece. Gecen aksam Erik legenini cikardi, suyu hazirlarken ben de Kirpicik kucagimda banyoya girdim oyle bos bulunup. Bak babisko suyunu hazirliyor, bici bici yapacagiz, gel hadi ustumuzu cikartalim dedim. Odaya geri donmemle birlikte bir yaygara kopartti kendisi. Neden beni legene sokmadin da geri getirdin yaygarasiydi resmen. Kos kos banyoya geri kostuk. Legenin dibinde hemen soyduk beyefendiyi, suya girdi rahatladi. Annem bizi iyi oynattigi gorusunde. Belki de oyle ama daha konusmayi bilmiyor, tam olarak derdinin ne oldugunu bilmedigim icin aglatmak istemiyorum ben. Zaten cok yufka yurekliymisim, Erik oyle diyor. Bilmiyorum kuyrugu kaptidik miiii, bu yaslarda bunun bir onemi var mi... Ama bizde durum vaziyet budur.

Salı, Şubat 03, 2009

Yogun

Yogun geciyor gunler, hem de cok. Verdigim ders o kadar cok zamanimi aliyor ki, sasiyorum. Ivir zivir bir suru organizasyonumsu sey gerektiriyor. Mesela derste bazen deney yapiyorum. Genelde patlamali, cart renkli kimyasalli veya alevli malevli deneyler oluyor. Ogrencinin dikkatini ceksin diye. Onlar icin bolumden birisiyle haftada bir toplanti yapiyorum. Sonra o deneyleri benim onceden yapmam gerekiyor bir kere ki, 180 kisinin onunde maymun olmayayim, onlari ayarlayan kisiyle gorusme, yazisma, cizisme... Alti tane asistanim var, onlarla haftada bir toplanti. Her hafta quiz hazirla. Bu hafta ilk vizelerini olacaklar. Vize hazirla. Hem de iki tane. Bir tane de ornek vize. Vizeye hazirlik dersi koy. O da Pazar gunuydu, cunku 180 kisinin kesin bos oldugu bir zaman ancak hafta sonuna denk geliyor. Ders notlarini da internete koyuyorum. Onlari scan et. Erik'e gonder, pdf'e cevirsin, cunku hala bir pdf writer'im yok.

Simdiye kadar sadece bir tek deney yapabildim. Arastirma-gelistirmelerim epey bir sekteye ugradilar bu yuzden. Ama gitgide zevkli olmaya basladi bu ders olayi. Bugun ilk kez lablarina gidip ogrencilerimi ziyaret ettim. Nedense pek sevindiler beni gorduklerine. Genelde deney yaparken kafami patlatmami beklediklerini saniyordum oysa ki :)

Hala gunde iki kez de sut pompaliyorum. Gunde 15-20 dk'dan iki kere vakit ayirmak bazen hakkaten cok zor oluyor.

Gelelim Kirpicik'e. Cok iyi ve tatli kendisi. Bir haftadir bagirsaklari biraz bozuldu. Ayni gun icinde hem sivi hem kati kaka yapiyordu. Meger mide virusu kapmis. Nerden kaptiysa. Gececek elbet.

Ust dislerimiz de hala cikmadilar, ama cok kabardi damagi. Ne bulsa agzina goturup kasimaya alisiyor garibim.

Bu "No cry sleep solution" kitabini okumaya basladim dun gece. Kendimi iyi hissettirdi kitap bana. Bahsettigi bazi yontemleri de ben farkinda olmadan uyguluyormusum zaten, onu farkettim. Ve kitap bir sekilde Kirpicik'e daha sabirla yaklasmami sagladi.

Yiyecek konusunda epey yol kaydettik. Artik sebze/et karisimlari ve yogurt da yiyor Kirpicik. Ama cok sutcu bir bebek. Herhalde butun gun beni goremeyince iyice emesi geliyor.

Gecen gun ilk kez kara cikarttik kendisini. Tam eve girecektik. Hadi biraz karlara bassin, fotografini cekelim dedik. Battaniye filan serdik karin ustune. Sen otururken arka ustu devril. Karlara eli degdi, usudu, basti yaygarayi :) Neyse, kara da yatirmadik demeyiz oglumuzu :P

Hafta sonu bir arkadasimiz bizi, daha dogrusu Kirpicik'i ziyarete geldi. Guzeldi. Gelirken internetten caldigi Issiz Adam filmini de getirmis. Izledik. Hic begenmedim. Bu kadar cheesy olabilirdi yani. Neden o kadar goklere cikarilmis film, hic anlamadim. Gelgelelim, son sahnesinde gozlerim doldu, aglamaya basladim. Peh! "Bu hormonlar beni de hic etkilemedi canim" geyigim de sona erdi boylece. Yani umarim hormonlar yuzunden aglamisimdir. Nassi ya?!! :)

Son zamanlarda izledigim en iyi Turk filmi Kabadayi idi bence. Cok bir Turk filmi de izleyemedim gerci ama. Simdi sirada calinti Uc Maymun var :)

Çarşamba, Ocak 07, 2009

Selamun aleykum ve rahmetullah

Ilk office hour'umdayim. Gelen giden yok, blog yaziyorum. Ogrenciler ilk haftanin soku icindeler herhalde. Aslinda ben de epey oyleyim. Bir bucuk saat kadar sonra ikinci dersime girecegim. Karnima agrilar giriyor iki gundur. Konular yetisecek mi, soyleyeceklerimi hatirlayabilecek miyim? Kocaman bir amfide 180 kadar ogrenciye laf anlatmaya calisiyorum. Garip. Yazimi kucuk bulmuslar, bu sefer daha da buyuk yazmaliyim.

TR'ye gittik geldik. Perisan olduk desem haksizlik mi etmis olurum bilemiyorum ama cok yorucu gecti. Hem fiziksel hem de dusunsel olarak. Kirpicik jetlag oldu, geceleri hic uyumadi. Ikinci hafta oksurmeye basladi. Herhalde ucakta gelirken virus kapti. Ikinci hafta doktora goturduk onu hep.
Her sey iyi guzel, bizim oglancigin ilk kez hasta olmasi da bir yana, bir doktor rezaleti daha yasadik. Ustelik de tanidik(!) doktor. Kayinbiraderimin eski cocuk doktoru. Her neyse. Suratimizdan akiyordu herhalde ilk kez anne-baba oldugumuz ve Kirpicigin de ilk kez hastalandigi. Gogsunde bir hirilti var canimin, koruk gibi. Oksurup balgam cikarmayi da bilmiyor. Oksuruk surubu verdik semptomlari hafifletmek icin o kadar. Virus iste. Isini gorup organizmayi terk edene kadar cekilecek. Derken, doktor bize buhar tedavisi icin o gece, hemen, acil olarak hastaneye yatmamizi soyluyor. Surada oda, geceligi 162.5 YTL, burada daha buyukcesi var, 190 YTL. Olanlar saka gibi. Yuru diyorum Erik'e. Baska doktora. Manyak mi bu adam.

O sirada Kirpicik acikiyor, doktorun ofisinde emzirmeye basliyorum. Dohtor bey ve Erik baska bir odaya geciyorlar. Orada Erik'e neler dokturmus. Yok cocuklarda normal hastaliklar cok cabuk ilerlermis (dogru elbet), hemen bu aksam yatmazsa durum ciddilesebilirmis (hadi oradan), hatta akciger iltihaplanmasina kadar gidermis yani (yok deve). Neyse, daha tanidik (bu da ne demekse o demek), daha guvenilir (hic belli olmuyor bu isler ama) baska bir doktora goturuyoruz Kirpicik'i. Evet buhar tedavisi yapilmasi lazim, ama hastanelik bir durumu yok deniyor. 15 dk buhar tedavisi, Kirpicik ciyak ciyak gidiyor zaten. Hic huysuzluk yapmayan oglum, basiyor yaygarayi. Bir de butun gece hastanede nasil olacakti bu is? Olayin diger bir yani da dohtor beyin cuzi ucret talebi. Sadece iki muayene ucreti her hastane ziyareti icin, o kadarcik...

Devami sonraya.

Çarşamba, Aralık 03, 2008

Yolculuk öncesi

Yok, biz Tavşan Teyzemiz gibi Safariye gitmiyoruz :) Şimdilik sadece ailecek İstanbul'a kadar gitme çılgınlığında bulunacağız. Gitme öncesi telaşı var biraz, çokça da yapılacak işler birikti. Anladım ki kronik derecede tembel bir insanım. Yumurta-kapı olayı olmadan motive olamıyorum. Hatta artık o bile zor işe yarıyor.

Yeni yeni bloglar keşfettim bu aralar. Hatta sağolsunlar bazıları bana bağlantı bile vermişler. Epey uzak kaldım blog olayından. Yeni yüz bile seçmedim, bırak bağlantıları güncellemeyi. Neyse, teşekkür ediyorum buradan beni hala okuyan ve bağlantı verenlere.

Kirpicik'le yaşam devam ediyor olanca hızıyla. Gün geçtikçe tatlılaşıyor kendisi. Bu kış tatilinin gelmesiyle de bizim evde de bir dönem kapanıyor sanki. Annem yaklaşık altı aydır bizimle kalıyordu. Bir hafta sonra onu yolcu edeceğiz. Sonrasında da biz yolcuyuz. Böylece Kirpicik'in 3-6 ay arası dönemi sona eriyor gibi. 6-9 döneminde babaannemiz geliyor. 9-12 aylık dönem ve sonrası henüz muallakta.

Yeni okuduğum bloglarda bebeklerde/çocuklarda uyku düzeni ile ilgili yazılanlara bakınca biraz panik oldum açıkçası. Tabii herkesin düzeni/doğruları kendine bu konularda ama bizim oğlan sallamadan uyumuyor. Çok huysuzlanıyor uykusu geldiği zaman ve fekat kendi kendine uykuya geçemiyor bir türlü. Annem ilk aylarında hiç uyumadığı zamanlarda ayakta sallamaya başlamıştı. O günden beridir gündüzleri o şekilde uyumaya alıştı. Geceleri de mama-banyo rutininden sonra hala emerek uyuyoruz. Sabaha karşı bir kere uyanıyor son bir haftadır, onda da gene emzirip yatırıyorum yatağına. Bu düzen biz en azından Türkiye'den dönüp yerel saate tekrar alışana kadar da böyle sürecek görünüyor.

Kirpicik'e tatlı patatesten sonra yulaf maması vermeye başladık. Pirinç mamasından bir nebze daha iyi. Sonra da havuç verdik. Amanın dikkat. Havuç çok fena kabız yaptı. 3. günün akşamı fitil kullanmak zorunda kaldık. Şimdi de armut veriyoruz ama 2 gün oldu gene ses seda yok :) Katılar konusunda biraz yavaş ilerliyoruz ama acele etmeyin dedi zaten doktorumuz da. Bir de emzirme öncesi değil sonrası vermek gerekiyormuş katıyı. Bizimki o yüzden sinirleniyormuş meğersem. Hele ilk sefer o sinirle ağlamasını unutamayacağım. Bir yandan da videoya çekiyoruz, aaa, cici oğlumuz bak ilk kez kaşıkla yiyor diye. Ne bilelim... Bu hatamızı hemen düzelttik efendim :)

Bu sayede wholesomebabyfood sayfasını keşfettim. Hoşuma gitti, tavsiye ederim. Bir arkadaşım da Petit Appetite diye bir kitap hediye etmişti. O da çok başarılı. Avokado verebilirsiniz diyor iki kaynakta da. Ne bileyim, biz sonradan yediğimiz için midir nedir, avokado bana hala egzotik gelmekte :) Ama denemeyi düşünüyorum. Geçen gün mutfakta benimle birlikte börek yapan (!) Kirpicik'e yarım çay kaşığı su verdim. Suratını bir ekşitti ki, o kadar olur. Süte alışmış bünye besbelli :)

Kirpicik 5 aylık oldğundan beri yüzükoyunken sırtüstü dönmeye de başladı. Geceleri yatağında tam bir şenlik oluyor. Habire pozisyon değiştirip duruyor. Bazen kafayı çok fena geçiriyor karyolasına ama bump-guard özellikle koymayın dedi hemşire, bu SIDS'den dolayı. Bazen bakıyorum, hakkaten o kadar garip pozisyonlara giriyor ki, kafasını vursun daha iyi diyorum boğulmasındansa.

İşyerinde süt sağma işi de epey bir rutine girdi. Günde yaklaşık yarım saatten iki kez. Üstüne öğlen yemeği. Ama akademik ortamda olmasam çok zordu işim.

Böyle böyle durumlar bizde.

Pazartesi, Kasım 17, 2008

Bugunlerde

Bloga yazmak icin uygun zamani bekliyordum bir zamandir. Oyle bir zaman olmadigini farkedince de yazayim dedim bir iki birsey.

Neler oluyor hayatta?

Kirpicik'i sunnet ettirdik. Ne cok agladi yavrum. Bu isin tek tesellisi buyudugunde hatirlamayacak olmasi.

Az once nurtopu gibi bir phone interview'im daha oldu. Bu isler cok yavas ilerliyormus. Bir de basvurdugum iyi okullardan birinden bir yazi geldi. Ekonomik belirsizlikler sebebiyle bu yil kadro acmaktan vazgecmisler. Ekonomik durum dolayli da olsa benim de bir tarafimda patlamis oldu boylece. Isini kaybedenler icin iyice uzuldum.

Islerim yolunda gitmiyor. Biktim usandim artik su sentezle ugrasmaktan.

Kirpicige sundan aldik dun. Hoppidi hoppidi oynuyor, pek mutlu oluyor kendisi :)

Dun ilk kez tatli patates ile birlikte sebzelere basladik. Bir sonraki sebzemiz havuc olacak. Geceleri de pirinc mamasina devam ediyoruz. Gelgelelim bunun uykusuna etkisi minimum duzeyde. Beyefendi gece 3'te kalkip emmeyi fena sekilde adet etti. Son bir aydir filan bu sekilde kalkiyoruz. Ben de artik zombilige de alistim gibi.

Bu pirinc mamasi hikayesinde annem kafami karistirdi epey. Eskiden pirinc mamasi inek sutune eklenip pisirilirmis. Ben de bunca zaman pirinc ununu anne sutune ekleyip pisiriecegiz sandim. E pisirince anne sutunun besin degeri bayagi bir azalir, allah allah diye dusunuyordum. Meger hazir pismis satiliyormus pirinc mamasi. Kutuyu okuyunca bir aydinlandim, bir aydinlandim.

Aksamlari yatmadan veriyoruz pirinc mamasini. Yerken pek bir sinirli oluyor. Acaba hizlica emmeye alisti da, kasikla sutun tadini alip yeterince hizli yiyemiyor diye mi sinirleniyor? Cozebilmis degilim.

Pazartesi, Ekim 20, 2008

Gundelik

Sabahtan beri cozmeye calistigim reasiyonun mekanizmasini cozdum sonunda. Oh be! Artik deneyi yarina kaldi, cunku simdi gidip sut sagmam lazim, ustelik reaksiyon da 4 saat suruyor. Aylardan beri ilk deneyim olacak bu. Laba geldim ama basvurular, literatur sunumu vs ile ugrasmaktan deney yapamadim daha bir aydir. Ve bugun ustume bir sikinti coktu sonunda. Bu sut sagma ve kisitli zamanda laba gelme ile nasil kotaracagim bu deneyleri diye dusundum.

Yarin bir phone interview'im var okullardan biriyle. Hic de hazirlanmadim. Ne yapmak lazim gelir ki, hazir olmak icin? Bunca sene hazir olamadiysam hazir degilim demektir yani... Ama hazirim galiba. Sadece ogretmenlik yapmayi ne kadar cok sevdigim ile ilgili atip tutmak zorunda kalacagim muhtemelen, o biraz kasabilir. Aslinda sevmiyor da degilim ama o kadar da sevmiyorum. Henuz.

Kirpicik gun gectikte buyuyor ve tatlilasiyor. Gecen haftadan beri birakip ise gelmek iyice zorlasmaya basladi.

Geceleri uyumuyoruz artik maalesef. Yaklasik uc haftadir donuyor. Donmeye basladigindan beridir de kundaktan kurtarmaya calisiyorum kendisini. Hala tek kol acik kundak yapiyorum, cunku bir gece iki kolu da kundagin icindeyken donmeyi basardi kendisi. Bir sey olacak diye aklim cikiyor, o miklarken eskiden uyuyan ben artik gecenin korunde uyumak yerine kendisini izliyorum. Zombiye donmek uzereyim. Sabahleyin yataga yapisiyorum resmen. Neyse ki belli bir saatte gelmek zorunda degilim ama epey gec geliyorum bir haftadir. Bakalim ne yapacagiz...

Bugun de Pazt., yeni bir hafta basladi. Erik'in donmesine iki haftadan az var. Keyfi yerindeymis, ama cok sikilmis artik. Bir gun daha olsa cekilmez diyor. Sayili gun, geciyor gidiyor iste.

Burada da yatiyoruz kalkiyoruz secimler. Ve tabii ekonomik kriz var gundemde. Pust ve yandaslari ekonominin, ulkenin, dunyanin icine ettiler, simdi de ellerini kollarini sallaya sallaya defolup gidecekler. Iyi de bu rezaletin faturasini kim odeyecek? Besbelli onlar degil, bizler ve siradan dunya vatandaslari... Ustune bir de McCain secilirse tam senlik. Resmen dort sene daha ayni zirvaliklar... Kendisi saglik yardimi olarak bes bin dolar verecekmis herkese ve bu saglik plani oluyormus. Ulan bes bin dolar neye yeter be, salata olmaz. Surda siradan bir ER ziyareti bes yuz dolar. Ben Amerikali olsam boyle bir gerzeklige hayatta oy vermezdim.

Aslinda Barrak ve McCain, yok ikisinin de birbirinden farklari TR gozuyle bakarsan. Ama Amerikan halki icin Barrak daha iyi, ve belki dunya icin de daha iyi bir ortam olur, kimbilir. Acebag ABD'nin Feto politikalarinda bir degisiklik olur mu? Benim icin kistas budur. Bir de Ermeni sorunu tabii ki... Lobicilik almis basini gidiyor. Gecenlerde bizim universitenin president'i bile Feto'nun iftar yemegine katilmis. Yuh artik, isin iyice boku cikmis durumda. Meanwhile artik acik acik Turk dernekleri adi da almaya basladi Fetocu dernekler. Sanki her sehirde bir Turk-Amerikan dernegi yokmus gibi. Sonra bir de ayrimcilik yapan kendileri degilmis gibi mazlum tavirlar almalar. Fetocum da zaten almis yesil karti, ayricalikli egitimci statusunden mi ne. Ben okullar zinciri acacam desem bin tane terane ile karsilasirim ama salyali sumuklu bir din hokkabazi okul zinciri acinca yuru ya kulum, yesil kartlar, pembe kartlar bile cikartilir kendisine. Ay neyse... Iyi haftalar dilerim herkese.

Pazartesi, Ekim 06, 2008

Dunya kac bucak,anladim mi?

Bu kadar zamandir yurtdisinda yasiyorum. Sanirsin ki alistim bu mesafelere, zaman farkina. Bu webcam denen zimbirti tum bildigini sandiklarina nanik yaptirtiyor insana. Sanki oradayim, ama aslinda orada degilim. E neredeyim ben ulan? Sanki karsilikli konusuyoruz, aslinda karsimda ama karsimda degil, dunyanin obur ucunda. Bilmiyorum, kafam karisiyor dedim ya...

Erik'i askere yolladik efendim. Kirpicik'le ben. Bir de annem, burada benimle kaliyor. Sagolsun, ben ise gidip gelirken o da Kirpicik'e bakiyor. Aksamlari kukumav kusu pozisyonlari hep birlikte. Kirpicik'in emmesi, gak-guk demesi derken bir de bakiyorum gun bitmis. Yanyana serilmisiz yatakta, o meme emiyor, ben gozumde lensler uyuyakaliyorum... Geceleri uyuyor neyse ki, babasina benzemedi. Erik bir yil boyunca uyumamis da bebeyken. Ustuste rekorlar kiriyoruz son bir haftadir. Gece 10.30 civari yatip sabah 7'de kalkiyoruz. Gece 2-3 gibi bir mizirdanma seansi oluyor ama beslemiyorum. Zaten gozumden uyku akiyor, conveniently ignored oluyor kendisi. Zaten eskisi gibi artik acikinca ortaligi yikarcasina aglamiyor canim. Eller surekli agizda bir kere, biraksan on parmagini birden sokacak. O olmadi, yelegini, hirkasini, battaniyesini filan yakaliyor, onlari yiyor... Coook tatli oldu canim oglum benim. Guleryuzlu ve neseli bir bebek. Bu haliyle bile benden cok daha sosyal valla. Ben biraz soguknevaleyimdir.

Bugunu ivir zivir is halletme gunu ilan ettim. Bu hafta artik ciddi ciddi deneylere baslamam gerekiyor. Hic istemiyorum ama...

Bu arada iyi kotu bir suru okula basvuruda bulundum, hocalik pozisyonu icin. Bakalim ne cikacak kutumdan. Sonsuza dek postdc kalamiyorum, zaten kalmak da istemiyorum galiba. Onumuzdeki yil belirsizlikler yili. Ama Kirpicik var simdi, o belli :)

Bir hafta once, tam 3,5 aylikken donmeye basladi bu arada kendisi. Cok hareketli bir cocuk. Tam kurtlu kasar. Annem bana benzedigini soyluyor. Webcam'de gosteri bile yapiyor oglum. Geri cevirmeye bir adam lazim. Yuzukoyun pozisyonda bir sure sonra aglamaya basliyor. O olmadi kusuyor :) Bir emeklemeye basladi mi yandik zaten, pesinden iyi kosacagiz :)

Oglenleri eve gitme isini iki gun sonra biraktim. Degmiyor ve cok vakit kaybi oluyor. Onun yerine iki kez sagiyorum ve biraz daha erken cikiyorum. Hem ciktigim saatte trafik da azalmis oluyor. Gecinip gidiyoruz yani, fena idare etmiyoruz aslinda.

Cuma, Eylül 19, 2008

Ise donus...

Vakit gene yok tabii ama bloga yazasim geldi. Dun ise basladim. Bizim Kirpicik tam uc aylik oldu. Cok kotu hissetmiyorum kendimi ama epey yorucu oluyor. Oglenleri eve gidiyorum, yol gidis gelis 50 dk kadar suruyor. Yarim saate yakin evde kaliyorum. Toplam 1,5 saat kadar uzak kaliyorum. Iki kere de sut sagiyorum, 20'ser dk'dan 40 dk da o tutuyor. Simdilik pek bir isin sahibi olamadim yani, seklen ise geliyorum, ama umit var gibi :) Neyse ki basimda kimse yok su saatte gel git diyen. Sabahlari da istedigim saatte cikiyorum. Veledin gunu gununu tutmuyor cunku. Bazen sabah 8'de yiyor, bazen 9'da.

Annem hala benimle, kayinvalideler hafta basi geldiler, ev tam bir curcuna. Bir de bu Ike firtinasinin arta kalanlari, daha cok da ruzgari bizim sehri fena vurdu. Hala 300 bin kisinin elektrigi yok Pazar gununden beri. Tam rezalet. Ucuncu dunya ulkesi burasi desen kimse inanmaz. Burkina Faso veya Uganda. Turkiye supermis valla. Biz de kayinvalidemlerin geldigi gece elektriksiz, kapkaranlik bir eve geldik. Neyseki bir sonraki sabah 6'da, 36 saat uzerine bizim elektrikler geldi. Yasasin diye evde tepindim resmen. Ocak, su isitmasi, hersey elektrikli oldugu icin bir sicak cay bile icemiyor insan, o kadar aciz kaliyor.

Bizim Kirpicigin saclari o kadar uzadi ki, kafasina yapistilar biraz artik :) Ama nesesi yerinde. Kucaktan inmiyor bu aralar tabii kerata.

Bu oglenleri gitme isi yorucu oluyor ama degiyor. Ozluyom oglusumu ya :)

Salı, Temmuz 08, 2008

Dogum Hikayemiz

Vakit... Bu aralar mumla arar oldugumuz sey :) Simdi biraz buldum gibi ve yazasim geldi. Tempo kesinlikle yavaslamadi dogumdan beri, ama benimki biraz hizlandi.

Oglumuz onumuzdeki Pazartesi gunu tam uc haftalik olacak. Gunler inanilmaz bir hizda geciyor. Bir nevi komando egitimi gibi. Kalk! Bez degistir! Kalk, emzir! Sonra uyut! Sansliysan ve uyursa yat! Sen de uyu!

Ama cok tatli oglumuz, tam bir yavrukus, geldi, kondu bizim eve :) Saclarimiz bol ve uzunca, tam bir kirpicigiz.

Dogum hikayemizi yazayim diyorum, unutmadan. Gerci zor unutulur dogum tecrubesi ama. Sabah 4 gibi benim su sizdirmamla basladi dogum olayimiz. Erik'i uyandirdim, ben sizdiriyorum biraz deyip guldum :) Hemen doktoru arayalim dedi o da. Yok dedim, ne gerek var, patlamadim ki... Sabahi bekleyelim, simdi bir guzel uyuyalim. Iyi ki de uyumusuz, heh heh :)

Agliyoruz, mama vaktimiz yaklasti, sonra devam ederim.

Ertesi gun: Amanin, hotoy potoy!!! Gene uyudu bizimki, gene yazabiliyorum...

Nerde kalmistim? Hah, patlamamak... Patlarim ve ortaligi batiririm diye yerde bir sure yatmayi denedim; yarim saat sonra her tarafim agridi tabii. Erik'in de gozune uyku girmemis, sacmalama, gel yat suraya dedigi icin, cop torbalari yerlestirmek suretiyle yataga yerlestim ve yer yer uyuklayarak ve torbalarin hisirtilari esliginde sabah 8 oldu. Sonra girdim, rahat rahat bir dus aldim, sallandim da sallandim. Bu arada sizdirmaya devam ettim. Doktoru aradim, hastaneye gidip bir kontrol ettirin dediler. Annemi ve kardesimi kaldirdik, bakin biz hastaneye gidiyoruz, buyuk ihtimalle bir sey yok, bir baksinlar, sonra kahvaltiya gideriz dedim ben. Isterseniz gelin. Bunlar bir heyecanlandilar :) Ama sakin sakin, sanki onceden kararlastirilmis gibi, fotograflar filan cekindik cikmadan. Neyse hastaneye gittik. Bende zaten sanci filan hic yok, inanilmaz rahatim. Muayene ettiler. Ta-taaaaam! Evet suyunuz gelmis, 5 cm kadar da acilma var, sizi yatiriyoruz bugun dediler. Iyi dedim ben de, biz kahvaltiya gidecegidik ama, sizin dediginiz gibi olsun :) Oyle yattik, odamiza cikardilar bizi. Annemle kardesim de geldiler. Normalde dogum odasina en fazla iki ziyaretci aliniyormus ama hemsire "all the way from Turkey" geldiklerini ogrenince, sessiz olmalari kaydiyla gelebilirler ikisi de dedi. Tatli bir kadindi zaten. Neyse, sonra bana pitosin vermeye basladilar. Sanirim iki saat filan hic sanci olmadi. Gitgide dozu arttirdilar. Bu arada hemsire bana serum vermek icin beni delik desik etti. Iki denemede de basarisiz olunca baska bir hemsire gelip obur elimden deldi beni. Neyse ki o tutturdu. Epey cani yaniyor insanin. Sonra bir ara anestezi uzmani geldi. Hadi size epidural yapalim diye. Dedim bende daha sanci filan yok, biraz hissetmek istiyorum nasil bir sey oldugunu, su anda ihtiyacim yok. Bir sekilde hemen o an yapalim diye israr etti, sonra benim hemsire araya girdi, ne zaman isterse o zaman yaparsiniz diye... Anestezi uzmani gitti. Bu arada unutmadan yazayim, sizinle ilgilenen her yeni doktor, hemsire, anestezi uzmani, kimse, mutlaka ayni tibbi gecmis sorularini soruyor, bir sure sonra fena bayiyor bu da. Kardesim, gidin o ilk formu fotokopi cektirin diyesi geliyor insanin :)

Neyse, anestezi uzmani cikti, onun cikmasiyla15 dk sonra benim sancilar da basladi. Bilemiyorum, dogal olsaydi da o kadar hizli bir bicimde siddetlenir miydi ama gelip bana epidurali yapana kadar gecti bir yarim saat. Sonra epiduralle de sol tarafim uyustu, sag tarafta sancilari hissetmeye devam ediyorum. Sonra geldiler, kateterle oynadilar, bazen olurmusmus oyle... Neyse, o da ise yaramadi. Bu arada zaman kavrami gitgide yokoldu bende. Sanirim bir saate yakin bir zaman gecti. Dedim ise yaramiyor bu epidural de, mahvolduk anasini satayim, gelir bizi bulur hep... Sen de herkes gibi uyussana! Yok. Anestezi uzmani tekrar geldi. Kateterle daha oynasalim mi, yoksa ikinci bir epidural mi yapalim diye bana soruyor. Yahu ben nerden bileyim salak kadin? Anestezi uzmani sen misin, ben miyim? Yap bir seyler iste... Niye buna ben karar veriyorum dedim iki sanci arasinda, siz karar verin. Yok... Yapin dedim ikinciyi, sizin bir halt becereceginiz yok. Ikinci epidural yapildi. Neyse ki bu sefer tutturdular. Tabii bu arada saat 5'i gectigi icin mesai saati bitti ve kendi doktorum gelemedi doguma. Baska x bir kadin doktor girdi doguma, nobette olan. O zamana kadar sinirlerine hakim olan ben cok sinirlendim... Ama is isten gecmisti artik... Ben iyice uyusunca hemsire isterseniz itmeye baslamadan once bir sure dinlenebilirsiniz dedi. Iyi dedik biz de. Ama 15 dk sonra sikinti geldi bana. Baslayalim dedik itmeye. Annemle kardesim ciktilar. Erik ve hemsireyle birlikte itmeye basladim. Basta epiduralin etkisiyle hicbir sey itiyormusum gibi hissetmedim. Sanirim sonra sancilar da epey siddetlendi, en azindan sancilarin geldiklerini hissedip ona gore ittim. Bir bucuk saat itmisim. Bana 15 dk filan gibi geldi aslinda. Hatta oglumuz tam dogmadan once Erik'e donup hic de kotu degilmis, ikinciyi de yapabilirim dedigimi hatirliyorum :) Son asamada fikrim biraz degisti ama :) Sonra kollarima verdiler oglusu ve hayatimiz degisti o anda :)

Iste boyle, sonra bizim kirpicik, ayakkabi fircasi, Machu Piccu'lu beyimizle hayat basladi. Fotografi koyuyorum, su damgasiyla filan ugrasacak vaktim olmadigindan bir sure sonra kaldiracagim. Sevgiler herkese, yorum yazan, mesaj birakan herkese cok tesekkurler. Darisi diger anne adaylarinin ve isteyenlerin basina...