hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Haziran 13, 2008

Bu aralar

Bu hafta cok cabuk gecti. Gunduzleri arkadaslarim ziyaretime geldiler, oturduk sohbet ettik. Evdeyim hala ve tadini cikariyorum. Bekliyoruz ailecek. Birader dun geldi, annem de bu aksam geliyor insallah.

Gecen hafta hastane turumuzu attik. Iyi ki gitmisiz. Dogum odasi falan gayet guzel ve ferah (ayni resimdeki gibi). Netekim bu odaya hemsireler, doktor, stajyer doktorlar filan ayni anda dolusabiliyorlamis. Kalabaligi kaldiracak buyuklukte dizayn edilmis. Ama dogum sonrasi odasi biraz klostrofobik idi. Bizim ziyaretcilerin yaratacagi kalabalik besbelli ayni sekilde onemsenmiyor :) Bizi gezdiren hemsire sagolsun, benim suratimin aldigi sekli gormus olacak, herkes gittikten sonra, size gun isigi alan bir oda ayarlariz, merak etmeyin dedi. Sonra da klostrofobik oldugum notunu alip, kayit yaptirirken beni cagirin dedi. Daha ne olsun. Dogum sonrasi odalarinin cogu bina ici kocaman bir avluya bakiyor, yani dogal isik pek almiyorlar. Biz de odanin buyuklugu cok onemli degil, nasilsa hepsi ozel odalar, ama dogal isik almasi daha onemli dedik. Onun disinda hastane guzel, temiz. Universite hastanesi sonucta, cok luks degil elbette. Zaten pek fazla bir bilgim yok hastaneler konusunda, aman olmasin da. Bu arada Erik, sen aslinda sertifikali olarak klostrofobik degilsin dedi. Sertifikali dalgiciz ya. Ama bende klostrofobi var biraz gercekten de, cunku ben oyle cok karanlik derinlere dalmayi oldum bittim sevmiyorum. Bana ver 12-15 m'de reef'te takilayim; bocek, minik balik ve bol gunes isini :)

Annem bavullari yuklu geliyor. Zeytinyagi bile getiriyor bu sefer. Onu getireyim mi, getir anne, bunu getireyim mi, getir anne. Neredeyse hicbir seye ititraz etmedim bu sefer. Kendi bavuluna sigamamis tabii, bebisin ivir zivirlari da olunca bir dolu.

Boyle boyle. Avrupa kupasi maclarini izliyorum bir yandan, super oluyor. Burada oglen vakti oluyor tabii ve ESPNHD'de izliyoruz. Erik gene ara sira evden calisiyor. Onun disinda TLC'deki A baby story ve Bringing home baby programlarini izliyorum. Diger zamanlar tv hep kapali. Ozlemisim tv izlememeyi, evin sadece kendi cikardigim seslerle yankilanmasini :)

Son iki haftadir Babysrus'a sefer eder olduk. Bir sey aliyoruz. Sonra geri goturup yerine baska bir sey aliyoruz. Bu Mustela marka bebek sampuanlarindan aldik mesela. Sonra bir okudum uzerini eve gelince, icinde bir dolu paraben. Alirken orada niye okumadiysam.. Aynen geri goturduk. Yerine Aubrey Organics'in sac sampuani ile Method Baby'nin vicut sampuanindan aldik. Buyutecli tirnak makasi, sac fircasi, bir paket washcloth ve bir paket burp cloth aldik. Ve sanirim biraz daha receiving blanket almamiz gerekecek bir noktada. Receiving blanket'in ne oldugunu sonunda ogrendim. Ince, kare battaniye/ortu tarzi bir sey. Bebegi bunlarla kundakliyorlar burada. Ayrica altina sermek, kenarina s1k1stirmak vs gibi seyler icin de kullaniliyor. O yuzden seksen tane falan lazim olabilir.

Boluk porcuk yaziyorum epey ama, idare ediverin artik.

Bana gelince... Iyiyim genel olarak. Belimin agrisi hala orada. Ayrica ellerimdeki eklemlerim cok aciyor. Bir seyi s1k1 s1k1 tutamiyorum. Kavanoz kapagi acmayi filan unut. Yerlere zirt pirt bir seyler dusuruyorum. Iyi ki labda degilim bu sure icersinde dedigim cok oluyor :) Karnim da feci buyudu ama son iki aydir sadece 1 kg aldim. Bu rejim olayi basima gelen en iyi seylerden biri oldu sanki. Yoksa en az 10 kg daha alirdim, belki daha bile fazla. Sekeri genel olarak kontrol altinda tutabildim. Geceleri bir sey yenmedigi icin sabah sekerim genelde yuksek cikiyordu 5-10 puan. Sabah ve aksam ilac kullanarak o da epey duzene girdi. Neyse ki insulin kullanmama hic gerek kalmadi. Arada bir suni tatlandiricili seyler iciyorum, haftada bir filan. Dun aksam Starbucks'a oturmaya gittik. Tek findik shot'lu/decaf frappucino soyledim. Pek bir lezzetli geldi, neredeyse ikinciyi soyleyecektim. Sonra eve gelip sekerime baktim. Rekor kirmisim, 239 cikti. Nasil yani diyerekten tekrar olctum, bu sefer de 240 cikti (normal deger 120). Saniyorum icecegi hazirlayan kiz sekersiz yerine normal shot koydu. Olan oldu artik tabii, bu saatten sonra da bebise cok zarar gelmeyebilir ama gene de gidip bir carlasam mi diyorum... Ne de olsa cadilik kanimda var :P Ya da bir daha boyle durumlarda bu kadar komplike icecekler soylememek daha hayirli olabilir. Su placenta bir ciksin icimden, salgiladigi hormonlarla birlikte, o zaman duzelecek umarim. Bebis daha kalabilir isterse :) O, ne zaman isterse gelebilir :)

Sanki bu evde oldugum sureyi cok iyi degerlendiremedim gibi bir hisse kapildim ama butun gun bir is yapmamam gerekiyordu. Azicik ev isi yaptim, bol bol okudum ve nette biraz takildim. Havalar da birdenbire inanilmaz sicakladi, eve kapanmak zorunda kaldim biraz. Son bir-iki gundur iyi...

Bu sabah da erkenden uyandim. Hala zirt pirt tuvalete kalkiyorum tabii, bu sefer 6'da kalktigimda tekrar uyuyamadim. Dedim hadi bloga yazayim biraz.

Dun aksam meksika yemegi yedik. Tam filmlerdeki gibi :P Hani aci yiyince dogumu tetikliyormus ya guya... Ama onumuzdeki birkac gun hafif yemeye karar verdim. Ne olur ne olmaz. Zaten dun aksamdan beri cok uzun sureli ve cok s1k kasiliyorum. Ilginc bir sekilde sag tarafima uzaninca gecmiyor eskisi gibi. Ancak sol tarafima uzanirsam. Biliyorum, dolasim daha iyi oluyor oyle. Labdan bir timer getirmistim. Gayet bilimsel olarak olcuyoruz kasilmalarin suresini. Duzensizler. Simdi bu dogum kasilmalari 5+1+1 kuralina uygun geliyorlarmis ya. Yani 5 dk araliklarla gelecek, her kasilma 1 dk surecek ve bu 1 saat boyunca devam edecek, biz de amanin doguruyorum dokhtor diye hastaneye kosacagiz. Iyi, cok guzel. Bazi arkadaslarim hemen anliyorsun gercek kasilmalari diyor, bazisi hic anlamadim, kontrole gittim, hemen hastaneye dediler diyor. Acaba bende nasil olacak? Ne halt edecegizdir? Tabii bu arada su falan patlarsa iyi. Hic olmazsa olayin basladigini anliyorsundur. Ama oyle ortalik yerde patlamasa iyi olur. Ismarlama yapabiliyor muyduk :) Belki de hic patlamaz.

Iyi gevezelendim sabah sabah :) Bir dahaki sefere kadar, hojcakalin okuyan herkes... Ben gidip kahvaltilik bir seyler hazirliyorum simdi.

Çarşamba, Haziran 04, 2008

Gelismeler-ler-ler-ler

Epey oldu gibi sanki bloga yazmayali. Bugun itibariyle tam iki haftadir evdeyim aslinda (fotograf da iki hafta oncesinden). Daha fazla devam edemedim ise. Doktor da en azindan bu iki hafta ise gitme, 37 haftalik ol, ondan sonra bakarsin dedi. Netekim bugun 37+1 olmayi basardik. Bundan sonra gelmeye karar verdigi an gelebilir bizimki. Iki hafta once 1,5 cm acilmistim bile. Bugun 2,5 cm'e terfi etmisiz. Doktorumun agzi kulaklarindaydi. Ilk dogum icin cok iyi bir gelismeymis, daha kolay bir dogum olacak seninkisi dedi. Zaten gecen hafta 3,130 kg olmustu bizimki, tosuncuk.

Biz de Erik'le sevindik tabii ama bir panik durumlari hasil oldu ikimizde de. Doktor e artik hazir misiniz diye sordugunda ikimiz de soyle bir kocaman yoooooooo diye cevap verdik. Sonra ben aciklama geregi hissettim. Hersey hazir tabii de biz zihinsel olarak hazir miyiz dedim. Biraz cabuk ilerliyor sanki hersey. Doktorum da ucuncu cocugunu dogurmadan once esiyle birbirlerine donup biz manyak miyiz, iki tanenin ustune dediklerini anlatti. Sanirim biz de ne kadar hazir olunabilirse o kadar haziriz su asamada.

Evde oldugum zaman bir sekilde ilk gunlerden sonra daha cabuk gecer oldu. Daha cabuk ama daha verimsiz de ayni zamanda. Evdeyim, nasilsa yaparim mantigi. En azindan ufakligin butun camasir isleri bitti.

Gecen Cumartesi aksami surpriz bir shower'im oldu. Bizim ekip meger arkamdan hain planlar yapmis, cok tatliydi herkes. Kocaman bir salincak almislar, su muzik de cikaranlardan. Artik ufakligin bir eksigi yok masallah. Bugun yarin da car seat'i arabaya yerlestirip en yakin itfaye istasyonuna gidip kontrol ettirecegiz. Budur yani.

Bu aksam da hastane turu var. Gerci biz biliyoruz nereye gidecegimiz filan ama odalari gormemistik. Belki fazladan baska bilgiler de verirler.

Son bir kac gundur aglayan bebek nasil susturulur, emzirme vs ile ilgili kitaplar okuyorum. Happiest baby on the block kitabi ilginc geldi epey. Hatta dvd'sini de aldik. Tam bir soygun, 55 dk'lik dvd 25 dolar. Her neyse, ilgincti ama. Kitabin yazari doktor bebeklerin ilk uc ayinin 4. trimester oldugunu ve kolik konseptini isliyor. Aslinda kolik bebeklerin problemi gaz ve acid reflux degil anne rahiminin ortamini aramalariymis. 5 S diye isimlerdirdigi bir yontemle saatlerce aglayan bebekleri sakinlestirmeyi gosteriyor. Swaddling, side/stomach position, shushing, swinging, and sucking. Bizim henuz aglayan bir bebegimiz yok, insallah cok yakinda olacak :) , ona ragmen mucizevi gorunuyordu adamin bebekleri susturmasi. Bebeklerin belli refleksleri oldugunu, dogru davranislarla bu reflekslerin uyandirilabilecegini ve bebeklerin aninda rahatladiklarini anlatiyor. Sanirim deneyip gorecegiz.

Bu arada garip cilekli ruyalar gormeye devam ediyorum. Bu sabah tam cilekli bir shake gibi bir icecek alacakken saat caldi, soyle bir agiz tadiyla yiyemedim cilegi :P

Cilek yiyemedim ama yesil erik yedim, ha ha!!!! Bizim akdeniz bakkalina sefer ediyorduk bir ara, geldi mi geldi mi diye. Tesaduf rastladik ve ben kasanin yarisini satin aldim. Bizim dolapta curusun curuyecekse de dedim, daha bunun stresini yasamak istemiyorum, toptan aliyorum. Uc haftada yedik yaklasik 6 kg erigi. Michigan civarlarinda yetisiyormus, bizim buraya da geliyor, sebepleniyoruz.

Bu arada bu cord blood hikayesini sanirim yapmayacagiz. Doktorumuz da gereksiz derecede pahali bir hayat sigortasi gibi dedi. Gerektiginde stem cell yetistirmek icin tek kaynak o degilmis. Ama sanirim asil sorun organ bagisi yapacak olani bulmak. Bu noktada benim biraz kafam karisti dogrusu. Eger bu saklanirsa bagis icin kimse aranmayacak. Bilemiyorum, doktordan cikinca epey ikna olmustum yapmama konusunda ama simdi daha cok arastirmak gerek diye dusunuyorum. Pek de fazla vakit kalmadi aslinda.

Daha yazacak bir suru sey vardi sanki. Nedense aklima gelmiyor su an. Bi dahaki sefere... O zamana kadar dogurmamis olursam.

Cumartesi, Mayıs 24, 2008

Uykusuzluk alistirmalari

Hamileligin sonuna yaklastikca hareket kabiliyeti de azaliyor. Bunun yanisira s1k s1k tuvalete gitme istegi de insana rahat bir uyku uyutmuyor. Iste boyle gecelerden birisiyle karsinizdayim... Demin kalktim, biraz peynir ekmek yedim. Ufaklik da butun gece oynadi durdu karnimin icinde, simdi biraz sakinledi.

Gecen Carsamba doktora gittim. Bana artik ise gitmememi soyledi, yoksa sandigimizdan cok daha erken gelebilirmis bizimki. Iki gundur evdeydim. Erik de evden calisti, hic s1k1lmadim o yuzden.

Gecen hafta o panikle gittik dogum yapacagim yerin park yerini, asansorlerini vs ogrendik. Kampusteki universitenin hastanesinde olacak dogum ama gene de bir gitmek gerekiyormus. Hastane turuna da daha iki hafta var. Ne olur ne olmaz diye biz kendi turumuzu attik onceden.

Hastane cantasi da bu hafta icinde hazirlaniverdi. Simdi arabanin bagajinda duruyor. Haziriz yani :P Tabii gorursem soylerim. Daha 40 haftaya 4,5 haftamiz var, hazir mazir degiliz!!!! Fikren yani...

Ufakligin camasilarini ve nevresim takimini yikadik. Kurusun diye bazi esyalari oraya buraya asmistik. Eve geri geldigimizde minik esyaciklari gormek cok hos oldu. Sanki coktan bizimle birlikteymis gibi hissettik. Demin uyanmadan once de komik bir ruya gordum. Guya bizim oglan kiz olmus ve doguvermis. Ama baska kelalaka birisinin kollarinda ve burnu ayni cilek gibi kipkirmizi ve ustunde minik cekirdekleri bile var... Bir tarafim acikta yatiyordum, onun etkisi olsa gerek. Bir de dun aksam kocaman iki tane cilek yedim, etkisinden kurtulamadim demek ki... Son bir analiz, cilek burunlu olmak icin kiz bebek olmasi gerekiyordu galiba, yoksa kiz istedigimden filan degil. Bir de ne isi vardi baskasinin kollarinda onu da cozemedim...

Daha yapilacak bir suru is ve alisveris var ama ben bir yere cikamaz durumdayim. Demek ki neymis, hazirliklar onceden yapilsa hicbir zarari yokmus.

Bebek mobilyalarimiz da gecn hafta geldi. Off bu ulkede mobilya almak ne dert. Ayni iscilik Turkiye'de olsa, goturup kafasina atarsin mobilyacinin. Burda bir de burunlarindan kil aldirmiyorlar. Nedense o musteri memnuniyeti hususu kaynayiveriyor. Kendini begenmis bir butikten aldik mobilyalari. Adamlarin umurunda bile degil bazi seyler. Neyse, en azindan sallanan koltugun yuzunu yeniden kaplatabilecegim. bir geldi ki kiris kiris kenarlari. Len, o kadarini ben kendim de kaplardim yani. Ama karyolamiz ve cekmeceligimiz kullanima hazir. Belki bir ara karyolanin fotografini koyarim. Bu onumuzdeki hafta avareyim nasilsa.

Bu arada surekli evde olunca ev daha bir dandini hal almaya basladi. Amaaan, nasilsa evdeyim toplarim mantigiyla hicbir seye dokunulmuyor.

Aaa, Erik uyandi. Kapiyi niye kapamamisim, o da uyanmismis... Simdi bana elma getiriyor, heh heh....

Çarşamba, Mayıs 14, 2008

Guzel bir surpriz :)

Yaklasik uc yil kadar once bu blogu actigim zaman aklimdan bile gecmezdi. Internetten biraz muhabbet edecektim elbette ama boyle tatli arkadasliklar kuracagimi hayal bile etmedim.

Ne gerek vardi arkadaslarim? Taaa oralardan. Ibekcim, Sucum ve Crystalcim :)

Dun oglen vakti asagiya analize inmistim. Geldim ki adima kocaman bir paket gelmis. Allah allah, bu kadar buyuk miktar ne ismarladim ki, hormonlar iyice kafama vurdu, herhalde bir yanlislik oldu diye dusunurken kutunun ustunde baby'li yazilar gordum. Cok cin oldugum icin hemen bir hediye gonderildigini anladim :P Affetmem yani :P Allah allah kim gonderdi ve ne gonderdi sorulariyla ve suratima gitgide yayilan bir gulumsemeyle actim paketi.

Cok tesekkur ediyoruz efendim, Haydar, ben ve Erik. Bi de, seviyorum ben sizi.

Pazartesi, Mayıs 12, 2008

34

Bakiyorum s1k s1k yazar oldum bloga. 34. haftamizdayiz simdi. Son bir kac gundur cok aktif bizim oglan, kipir kipir hic durmuyor. Artik belli ki sigmiyor oldugu yere.

Gecen Cumartesi sabahi dogum kursumuz vardi, ona gittik. Biz ve 8 baska cift daha. Iclerinde karni en sivri ve ileride olan bendeniz idim. Ama onden bakinca en zayif da ben gorunuyordum. Diger annelerin cogu kiz bekliyormus, daha bir yuvarlaktilar gercekten de. Bilmiyorum, bu kiz olunca yuvarlak, oglan olunca sivri muhabbeti gitgide tutmaya basladi. En azindan benim cevremde.

Kursta bir suru sey anlatildi. Genel anlamda aydinlanmadik ama daha cok bilgilendik diyebilirim. Mesela bizim sehirdeki dogumlarin yuzde otuzu sezaryenle oluyormus. Normal dogumlarin yuzde doksaninda epidural aliniyormus. Hangi durumlarda sezaryen olunuyor, onlarin uzerinden gecildi. Oyle sezaryen mi yoksa normal dogum mu gibi bir secenek yok burada. Once herkese normal dogum yaptirilmaya calisiliyor, tibbi bir aksilik olursa ancak sezaryen. Benim icin gayet uygun bir durum bu, cunku ben de normal dogum yapmak istiyorum insallah. Tabii epiduralle. Canim tatlidir benim ve epidural gibi bir secenek varken onu denemeyi tercih ederim. Ama bir aksilik cikar da sezaryen olursam o da ok. Hersey de kendi kontrolumde degil, farkindayim.

Anlatilanlar arasinda hastaneye ne zaman gitmeli, gercek sancinin yalanci :P sancidan farklari gibi seyler de vardi. Bu konudan bahsederken kadinin vurguladigi bir baska nokta ise suydu. Aman erken gelmeyin hastaneye, yoksa yarim gununuz sick leave'nizden gider. Ne kadar acikli bir durum oyle degil mi sayin izleyiciler, sevgili konuklar. Bu "gelismis" ulkede dogum oncesi izin diye bir sey olmadigindan, biz modern koleler hamileligin son dakikasina kadar calismak durumundayiz. Hatta isin o kadar boku cikmis durumda ki, dogurmaya gidiyorum demek icin bile iki kere dusunmek gerekiyor, yoksa bu azicik izinlerden bile mahrum kalinabiliyor.

Benim pozisyonumda normalde 6 hafta ucretli 6 hafta da ucretsiz izin var. Maternal leave dedikleri. Ustune bir de sick leave var, ne kadar biriktiyse. Oyle sut izni filan diye bir sey yok. Sozde calistigin yer sana emzirmek icin yer ayarlamak zorunda ama o da buyuk olcude kagit uzerinde kaliyor gorunuyor. Bir de burasi universite.

Gelelim zurnanin zirt dedigi noktaya. Iki ay kadar oluyor. Internetten yukaridaki bilgileri okumustum okulun sayfasindan, ama icime gene de bir kurt dusmustu. Ben su okulun insan kaynaklarini bir daha arayayim diye. Aradim. Iyi ki de aramisim. Postdoc arastirmaci olarak sick leave disinda hicbir insani hakkimin olmadigini da ogrenmis oldum boylece. Meger ben benim hocanin hakkaten kolesiymisim ama haberim yokmus. Postdoc olunca resmi olarak ne maternity leave hakkim varmis, ne de vacation leave. Dort yildan fazladir ayni pozisyondayim, ama bu hicbir seyi degistirmiyor. Sadece sick leave hakkim oldugunu ogrendigimde telefonun diger ucundaki insan kaynaklarindaki kadin da benimle birlikte sok oldu. Doktora ogrencilerine maternity leave var, bize yok. Her neyse. Sonucta hala hocamla konusmam lazim ne kadar izin alabilecegimi. Neyse ki cok iyi bir adamcagiz. Ilk hamile oldugumu soyledigimde merak etme, ayarlariz bir seyler demisti. Sanirim yavas yavas merak etmeye basliyorum ben de. Ama en fazla 12 hafta izin alabilecegim gibi gorunuyor. Belki dogumdan onceki bir iki gun de gelmeyebilirim. O zamana kadar kendiliginden gelmeye karar vermezse tabii.

Bugunlerde gene bir helvalik geldi uzerime. Ozellikle geceleri. Zirta pirta tuvalete kalkmak iyice zorlasmaya basladi. Kalkmaya bir itirazim yok, ona alistim, ama kalkarken her tarafim, ozellikle belim cok agriyor. Neredeyse iki haftadir yuzemiyorum. Araya bir suru sey girip duruyor. Belki ondandir bu helvalik durumlari. Yeri gelmisken su karikaturu de paylasayim, gebelik.org'dan. S1k s1k ugruyorum oraya. Karikaturleri de cok hosuma gidiyor :)

Mobilyalarimiz gelmis, bu Cumartesi eve teslim edecekler ve kuracaklar.

Sabahlik isi halloldu. Annemle webcam yaptik bugun. Bir tane almis, gosterdi, geceligiyle takim, hos bir seye benziyor. Onu almaya karar verdik. Annem gelmeden dogurursam bornoz giyerim artik hastanede de, napiim :PP Iyi ki geliyor annem, seviniyorum. Zor bir donem bekliyor bizi ve ben bir suru sey konusunda cok tecrubesiz ve bilgisizim. Farkettim ki hep hamileligin seyri ile ilgili seyler okumusum simdiye kadar. Bir suredir de hicbir sey okumuyordum. Simdi yavas yavas dogum sonrasi ile ilgili kitaplara bir goz atmanin zamani sanirsam. Cahil cahil kalmayalim :P Gerci her bebek kendine ozgu, bla bla bla da, olsun, bir iki bir sey okuyunca ben kendimi daha iyi hissedecegim. Bir arkadasim "What to expect first year" diye bir kitap onerdi, onu ismarladim. Bir de baby whisperer ve happiest baby on the block kitaplari var, eh yeter.

Anneler Gunu de geldi gecti. Tum annelerin gecmis anneler gunu kutlu olsun. Erikcim de sabahleyin benim premature anneler gunumu kutladi :) Ben daha anne olmadim dedim, o da e o zaman bu ne diye karnimi gosterince pek hosuma gitti :))))

Nedense bu yil internetten cicek yollama isi olmadi. Dogrudurust bir sayfa bulamadim bu is icin. Mezun cicek artik yok, 444'lu olanin sayfasi calismadi, diger birkac tanesi de kredi kartimi kabul etmedi filan. Gicik ettiler yani.

Boyle boyle... Iyi haftalar herkese...

Perşembe, Mayıs 08, 2008

Ne var, ne yok

Neler var neler, maydonozlu kofteler :PPP

33+2 olduk bugun. Hareketlerim son iki-uc haftadir iyice yavasladi, sumukluboceklerle arkadasligim gitgide yogunlasiyor. Cidden yoruluyorum artik calisirken. Keske soyle bir masa basi isim olsaydi dedigim cok oluyor bu aralar. Kalk, deney yap, tuvalete git (tuvalet koridorun sonunda) gunde en az 5-6 kez, analiz icin bir alt kata in (gunde bazen 2 kez), bazen oglen yemegine git, 20 dk yurume. Yurumek kasiyor beni. Hayir, yurumeyi severim de, gercekten karnimda kasilmalara sebep oluyor. Belimin agrisi ilginc bir sekilde son bir aydir beni rahatsiz etmiyor. Yarim saatten fazla ayakta kalirsam agrimaya basliyor tabii ama eskisi gibi her dakika degil. Belki ben de artik agirlastigimi ve yavasladigimi hissettim, ona gore davraniyorum, ondan midir acabag?

Islerim de aksi gibi en yogun donemine girdiler. Uc hafta sonrasina donemlik rapor yazilacak. Eski hocamla bir toplama makale yaziyorduk, onun degerlendirmeleri cok kotu geldi, simdi bastan yazilacak. Bir de yilan hikayesine donen baska bir makalem daha vardi, onun da gonderilmesi lazim. Lazim oglu lazim. Yilan hikayesine donmeyen makalem yok gibi masallah. O kadar sinir yipratiyorlar ki cikmadan, ciktiklarinda pek sevinemiyorum gibi. Neyse artik. Oldugu kadar mi diyecegiz bilemiyorum. Kafam da kazan gibi ustune ustluk bu aralar. Kahveye biraz basladim, haftada iki-uc kez small-sikim-latte iciyorum. Ozellikle grup toplantilarindan once, toplantida uyuklamamak icin.

Biraz stres oluyorum galiba, ya erken gelirse bebek diye. Ultrasonda cerviksde birazcik kisalma var dedi doktor iki hafta once---not a good sign. Bazen de adet sancisina benzer bir agri oluyor bacaklarima dogru, sonra yatinca geciyor. Genelde sabahlari. Uzun surerse hemen ara dedi doktor gene. Ama neyse ki uzun surmuyor.

Hazirliklar tamam degil, hem de hic tamam degil. Daha sadece showerimizda gelen birkac parca giysi, iki oyun istasyonu, bir de baby monitorumuz var. Ha bir de baby carrier var. Anneler Turkiye'den carsaf/nevresim/battaniye/pike filan getirecekler, ben buradaki hatir hutur kumaslardan hic hoslanmadim, o yuzden sadece bir set alacagim. Onu da daha gidip almadik. Mobilyalar ortada yok henuz, insallah bu ay sonu gelecekler. Car seat'i bir arkadasim verecek. Stroller henuz almamaya karar verdik. Gogus pompasi alinacak. Bir suru sey dusunuldu aslinda ama biraraya gelemediler henuz. Son bir iki gundur ise hastane cantasina kafayi takmis bulunmaktayim. Ama kendim icin geceligim ve sabahligim yok. Farkettim ki burada bizdeki gibi sabahlik yok. Ya kalin bornozlari geciriyorlar sirtlarina, ya da sentetik kumastan amele pardesumsu seyler var. VS'de kisa, seksi birtakim seyler mevcut. Mecbur kalirsam oradan alacagim herhalde, ne biliyim.

Cocuk doktoru icin randevu aldim bugun. Gidip tanisilacak, gozumuz tutuyor mu bakilacak. Simdilik iki ayri yere gidecegiz. Temizlikcileri ayarladim, ayda bir gelecekler simdi. Isler, ivir zivir seyler bitmek bilmiyor.

Sekerimle savas devam ediyor. Aclik sekerim dusmek bilmedi rejimle de, ilac verdi doktor. Yatmadan aliyorum, bir haftanin sonunda son iki gundur ise yariyor. Agzima gram tatli bir sey koymuyorum, koyamiyorum :( Dun aksam cikolata krizine girdim. Erik de bana tarcinli armut tatlisi yapti. Yarim armut yedim azicik da sekerli. Tarcin super bir numara aslinda. Ozellikle sute serpince iyi oluyor, sanki tatli bir sahlep iciyormus gibi kendimi kandiriyorum :P

Bu hafta yuzme de yalan oldu. Hafta sonu sehir disindaydik, eski bir arkadasimiz evlendi, butun eski arkadaslar toplandik, kamp gibi bir seydi, 6-7 kisi ayni evde kaldik, superdi super. Bebek gelmeden onceki son cilgin tatilimizi yapmis olduk boylece :P Pazt oradan donduk, yorgunluktan eve zor attik kendimizi. Bu hafta da isler uzun suruyor, cikamiyoruz erken.

Bu hafta sonu dogum kursu var, oraya gidecegiz. Hic heyecanli degilim. Bu konuda hicbir sey bilmesem sanki daha iyi hissedecegim kendimi. Her konuda bilgi sahibi olmak isteyen ben nedense (!) bu konuya kulaklarimi tikamak istiyorum. Bilecem de ne olacak, oyle veya boyle icinden gecilecek diyorum once, sonra da zacmalama yakisiyor mu triplerine giriyorum. Neyse, gidip bir boyumun olcusunu alacagim gibi gorunuyor.

Baska baskaaaa? Hah! En onemli konuyu yazmayi unutuyordum. Ya neden insan hamile olunca toplum mali gibi bir sey oluyor? Yani herkes bir yorum yapmak zorunda sanki. Kadin/erkek/genc/yasli hic farketmiyor. Bence dogum izninin en iyi yani bu olmali, inzivaya cekilmek. Maalesef benim oyle bir sansim olmayacak ama olsun isterdim. (Bu anti sosyal ulke ve hamilelerin olmayan haklari hakkinda daha sonra uzun uzun yazacagim). Neyse, ne diyordum, herkes bir agiz ishali. Gecen aksam muh. fakultesinin bir odul toreni ve yemegi vardi. Erikcim bir odul aldi bu yil, biz de o sekilde istirak ettik. Neyse, kokteyl, ustune yemek ve toren seklinde oldu. Akademisyen insanlar, biraz daha akli basinda olurlar herhalde diye dusunuyor insan. Yok, nerdeeee, zevzekligin bini bir para. Herkes ayni bu konuda. Nedense herkesin en sevdigi soru su: When are you due? Sana ne kardesim, ne zamansa ne zaman, doguma mi gelecen? Iki-uc-dort, sabret sabret, Erik'e soyledim sonunda, birisi daha bir sey derse cok kotu bozacam diye. O da zavallim, hayatim, simdi tanimadigimiz onemli biri cikar, hatirim icin yapma dedi :) Onun hatiri icin tuttum kendimi elbette ama baska bir ortam olsa affetmeyecektim. Bir de en son inci su: When are you due? Like yesterday? Hahhahaha!!! Cok komik, Allahin gerizekalisi!!!!! Ne kadar yaratici bir espri. Soyle ozetlersek, her laf eden on kisiden sadece bir veya iki kisi duzgun seyler soyluyorlar, geri kalanini bogmak istiyorum. Ne zamana diye soranlara da artik sadece "soon " deyip geciyorum. Bir yorum yapamadiklari icin s1k1ldiklari suratlarindan akiyor, ben de zevkle bunu izliyorum :)

Salı, Nisan 29, 2008

Yazayım Açılayım

En son kurabiyelerde kalmışım. Afiyetle yendi onlar geçen Cumartesi günü. Kıyamayıp da ben saklayacağım diyenler de oldu tabii ama yense bence daha iyi. Genelde böyle süslü kurabiyeler hep katır kutur oluyorlar ama bizimki yumuşacık ve tereyağ/vanilya lezzetinde oldu, öhöm, övünmek gibi olmasın, tavsiye ederiz.

Bugün 32+0'dayız. Bir uyku bastırdı ki o kadar olur. Eczaneye kadar yürüdüm geldim, gene bir posta yoruldum. Daha doğrusu hemen bu Braxton Hicks kasılmalarından oluyor. Hamilelik vitaminim bitmişti, ondan aldım. Prenate DHA verdi doktorum, sigorta nedense hepsini kapsamıyor. Bir de demir hapı (slow Fe) ve fazladan kalsiyum alıyorum.

Geçen hafta pek bir asabi geçti benim için. Şekerden dolayı rejime başladım. Açım sürekli, hatta bir süre yeşil elma, granola bar ve light yoğurt görmek istemiyorum mümkünse ama şekeri kontrol altında tutmak için gerekli. Rejime rağmen gene de kafasına göre davranıyor değerler. Sabah açlık şekeri normal değerin yaklaşık 10 puan üzerinde, kahvaltıdan sonraki tokluk şekeri ise ondan daha düşük, dolayısıyle normal değerin altında çıkıyor. Bir dengesizlik var. İlaç kullanmam gerekebilir.

Tekmecikler ve tepecik oluşturmalar tam gaz devam ediyor. Sırf bu yüzden hamileliliğin bitmemesini isteyebilirim. Şimdi en yakın benim ona ne de olsa.

Bu hafta hediyelerle dolu dolu geçti ve geçiyor. Haftasonu shower'ımız vardı. Çok tatlı ciciler geldi oğlumuza. Ve çok eğlenceli bir parti oldu. Sağolsun buradaki en yakın iki arkadaşım organize ettiler herşeyi. Bana hiçbir şey yaptırtmadılar, bu kurabiye işini ben kendi kendime çıkarttım. Çok komik oyunlar oynadık. Özellikle biberondan rakı içme yarışması beyler arasında çok tutuldu, patladık gülmekten. Sonra klasik benim göbeğimin kalınlığını tahmin etme oyunu, baby shower konulu pictionary ve değişik çikolatalar sürülmüş bebek bezi koklama oyunlarından oynandı. Bol bol yenildi içildi.

Evimizdeki tamiratlar da sonunda dün bitti. Bu sabah uyanınca eve artık bir usta gelmeyecek oluşuna inanamadım neredeyse. Temizlik işini de hallettim. Profesyonel temizlik şirketlerinden birisiyle anlaştım. Hafta sonları da çalışan bir tane buldum neyse ki. Cumartesi sabahı iki tane izbandut gibi Amerikalı kadın kapıda beliriverdiler. İki saat içinde kaba bir temizlik yapıp gittiler. Arkalarından ben biraz giriştim ama çok değil. Şimdi düzenli almayı düşünüyorum. Annem gelecek ama ona mümkün olduğunca az kaba iş kalsın istiyorum. Bir de temizlikle uğraşmasına hiç gerek yok. Şimdi evde bir sürü ıvır zıvır kaldırılmayı veya duvarlara geri asılmayı bekliyor. Ayrıca bir de atılmayı, daha doğrusu bağışlanmayı bekleyen bir yığın eski giyecek var, onları da bir elden geçirmek lazım.

Günler ne çabuk geçiyor. Ve ben ne çabuk yoruluyorum.

Çarşamba, Nisan 23, 2008

Kurabiye Zamani


Butun hafta bu kurabiye kaliplarinin pesinden kostuktan sonra, gecen hafta sonu urettik bunlari. Aslinda daha s1k kurabiye yapmaliyiz, cok egleniyoruz yaparken :)

Tarif Erik Bahcesi'nde var. Sadece baharatlari cikarip yerine 2 tatli kasigi vanilya koyduk.

Hem bu da boyle civil civil bir 23 Nisan kutlamasi olsun blogda.

Cuma, Nisan 18, 2008

Cuma Postasi

Bugun 30+3 olduk. Son bir haftadir genel olarak daha bir yorgunluk hali var. Pazartesiden beri kutuphaneye gidip biraz makale toplamam gerekiyor. Nasil useniyorum, nasil useniyorum haddi hesabi belli degil. Iki gun once 20 dk yurume mesafesinde bir yere gittim oglen yemegi icin. Hem spor olur, yediklerimi de hazmederim diye dusunmustum. Gitmez olaydim. Laba zor attim kendimi, iki saat kendime gelemedim, sersem sepelek bilgisayar karsisinda oturabildim ancak.

Bugun seker tanim kesinlesti. Yuklemede dort degerden ikisi yuksek cikti. Aclik sekeri 95 yerine 98, glukozu ictikten sonra da 180 yerine 223. Ondan sonra da tepetaklak bir inis soz konusu, 140 yerine 86. Son degeri daha bilmiyorum ama hemsire hemen bir seyler yiyin buradan cikinca diye s1k1 s1k1 tembihledi. Basiniz donuyor mu dedi, hayir sadece aciktim dedim. Neyse, bu da boyle, napalim. Annem bir yildan fazladir insulin kullaniyor, yaklasik 15-20 yildir seker hastasi. Anne tarafinda maalesef cok yaygin bizde seker. Simdi haftaya diyetisyen ile bulusacagim. Ne onerecek cok merak ediyorum. Insallah diyetle dusurebiliriz sekeri.

Bugun bir de ultrasona girdik beklenmedik bir sekilde. Karnim son iki haftadir iyice buyudu. Cevreden de gerekli/gereksiz yorumlar almaya basladim. Iyi seyler soyleyenleri alinlarindan opesim geliyor. Hayretler icinde goruyorum ki valla herkes hamile bir kadinin gorunusunun nasil olmasi gerektigi konusunda pek bir uzman gorunuyor. Gecen Cumartesi Babysrus'a gittik. Kasiyer kadinin sozlu tacizine ugradim resmen. Uzerimde palto (onu kapanmiyor elbette) ve ince kumastan bir atki vardi. Yani karnimin ucu gorunuyordu sadece. Bana once bebek ne zamana diye sordu. (Bu soruya da ayrica kil kapmaya baslamis bulunuyorum.) Soyledim. Ikiz mi dedi sonra da. Hoppalaaa... Hayir dedim degil, neden sordun. Your belly is biiiiiiiigggg dedi, boyle asagilar bir tonda. Ben de gicik gicik, oh really dedim. Sonra da kabalik olsun diye soylememismis, hemen bunu belirtmek geregi duydu. Sesim yeterince gicik olmus cikmis olmali. Ya oyle mi, ne diye soylediniz o zaman dedim. Efendim, o da hamileyken insanlar oyle soylediginde gicik olmusmus... Yeme de yaninda yat. O zaman kendi gicik oldugunuz seyleri baskalarina da yapmayin dedim ben de. Erik de saskin bir sekilde bu diyalogu izledi :) Ciktik magazadan. Asiri sinirlendim. Kadin kendi hamile mamile olmamasina ragmen tam obez gorunumundeydi, ikinci kat gobegi asagi dogru sarkmis. Muhtemelen kompleksinden boyle laflar etti.

Sonra dun aksam baska kelalaka bir kadin neee, daha iki ayiniz mi var, eh o zaman size soyleyeyim, cok iri bir bebeginiz olacak, haberiniz olsun diye mujdeyi verdi. Kendi kizini 4,5 kilo dogurmus. Herhalde kendi gibi saniyor herkesi.

Bu sabah doktoruma da soyledim, cevreden boyle tepkiler geliyor, nedir bizim durumlar dokhtor hanim dedim. 31. haftada nasil gorunmesi gerekiyorsa oyle gorunuyor,merak etme, gayet iyi gorunuyorsun dedi. Sanirim sekerden de dolayi bir hafta kadar daha buyuk gorunuyor bebek. Ama milletin, ozellikle bana bu laflari eden gerzek kadinlarin gozlerinin 1 haftalik bir farki ayirt edebilecek kadar hassas oldugunu hic sanmiyorum. Doktorum kendisi de ufak tefek bir kadin. Kendisi 37 haftalik hamile Mall'da gezinirken yarim saat icinde iki ayri kadinin aaaa, ikiziniz mi olacak ve aaa, nasil uc hafta sonra dogum yaparsiniz, neredeyse hamile bile gorunmuyorsunuz dedigini soyledi. Son ogut: Don't listen to dumb people! Kesinlikle dogru. Doktorumu seviyorum.

Gecen gun annemle de konusuyorduk. Annem bebek ne zaman gelecek diye soranlara cani ne zaman isterse o zaman gelecek de bence diye tavsiyede bulundu bana. Sonucta yalan da degil diye gulup dalga gectik biraz, iyi geldi :) Ikiz mi diye soranlara da cok ciddi bir suratla hayir ucuz demeyi planliyorum. Yeter beah!

Ultrasona geri donersek, bebegimiz hala oglanmis, onu ogrendik :P Biraz yuzunu de gosterdi bu sefer. Tatlicik, cenesi ayni Erik'in, burnu da ayni benim burnum gibi gorunuyor. Ikimizin karisimi bir sey mi cikacak acaba... O kadar merak ediyorum ki :) Bir de kirpi gibi saclari var, onlari da gosterdi teknisyen. Cok tatliydi cok.

Basasagi pozisyon almis, ben kafasi biraz daha yanda saniyordum oysa, degilmis. Gerci pozisyonu daha degisebilirmis doguma kadar. Iste, durumlar boyle boyle bizde...

Çarşamba, Nisan 09, 2008

Nerde kalmistim?

Hafta sonu grip oldum. Ates falan olmadi ama yatirdi bir guzel. Sadece oksuruk surubu ictim, o da iyi geldi. Iki gun okula gelememek ve guzelim havada evde oturmak zorunda kalmak baydiysa da bugun okula daha taze ve bos bir kafayla geldim. Aradaki fark inanilmazdi. Arada boyle ayrilmak gerekiyormus meger.

Bizim ufaklikla pek bir egleniyoruz artik. Kipir kipir oynuyor. Onceki haftalarda nette bebeginizle konusun tarzinda seyler okuyup pek anlam veremiyordum. Daha cok kendi kendime konusuyormusum gibi geliyordu. Kendimi biraz aptal gibi hissediyordum. Ama bugunlerde bakiyorum, cenem durmuyor, sokakta yururken kendi sesimden irkildigim bile oluyor. Cok eglenceli, cok.

Yapilmasi gereken isler yavas yavas yapiliyor. Cumartesi bir mucize oldu ufak capli ve banyoya tas doseyecek birisini bulduk sonunda. Alt tarafi 10 m2 yer, ama iscilik fiyatlari inanilmaz astronomik. Yer kucuk oldugu icin daha da pahaliya cikiyor, tenezzul durumlari. Home Dep. veya Lowes'a kalsa, doseli olan vinil zimbirtiyi bile sokmekle ugrasmiyorlar. O kadar para verip bir de ben ugrasacam onu sokmekle. Gelen contractorlar ise her biri ayri bir alem. Biri tastan kaziklamaya kalkar, oteki iscilikten. Iki haftalik is icin (tas doseme arti boya) 4200 dolar istedi bir tanesi. Yani ayda boyle iki is alsa 8 binden fazla para yapacak. Malzemeler de dahil degil. Oh ne ala memleket. Biz bosuna okumusuz valla, o kadar kafa patlatip aldigimiz paralara bakinca komik kaciyor bayagi. Yasanilan sinir bozukluklari da cabasi. Yap yap, dene dene olmaz. Burda ne ki, dosuyon tasi, aliyon parayi, haydi bana eyvallah. Hep soylerim, bu Amerika'da zanaatkar olacaksin diye. Okumak neredeyse gereksiz bir aktivite yani bu alinan paralara bakinca.

Havalar super guzel gidiyor bu arada, belirtmeden gecemiyciim. Gerci benim yuruyus olayi yalan, belim cok agriyor ama yuzmek de daha zevkli olacak eminim onumuzdeki gunlerde.

Dun gene klinikten aradilar, bu sefer de demir eksigim varmis, demir takviyesi vermis doktor. Hayir, hakkaten uzuluyorum, cunku gercekten cok saglikli beslendigimi saniyordum; son bir aydir en azindan. Demek ki iyi emiyor bizim velet. Neyse ki dislerimden falan bir sikayetim yok, kalsiyumu duzenli aliyorum.

Seker icin yukleme onumuzdeki hafta yapilacak. Onu da cok kafaya takmiyorum korkarim. Ciktiysa cikti, napiim yani.

29. hafta ozetlerini dinlediniz.

Cuma, Nisan 04, 2008

Çok şekerli bir insanım sanırsam

Saksı kafalıyım bugün. Bir yerlerden bir virüs kapmışım. Bir iki gündür öksürük yaptı. Şimdi de çok halsiz hissediyorum kendimi. Yüzme de iki gündür yalan oluyor bu yüzden.

Sabah rutin muayenemiz vardı. Rh negatif olduğum için 28. haftada yapılan iğneden oldum. Bir de şekerime bakıldı sonunda. Biraz yüksek çıkmış, şimdi yükleme yapılacak. Hemşire telefonda tatlı yemeyin dedi. Gıcık oldum biraz, zaten tatlı yemiyordum ki... Haftada bir akşam dondurma, o da son iki haftadır sadece. Şimdi çantamda muz var, karnım da acıktı, ama tatlı diye yemek istemiyorum. Bilmiyorum, ya ilk aylarda bulantı yüzünden yediğim bagellar bana bu oyunu oynuyorlar, ya da annem şeker hastası olduğu için bende de çıkıyor, ya da hiçbiri seçeneği var tabii.

Bu arada ek bir bilgi, başka bir konuda: Hamileliğin 36. haftasına kadar Amerika içi uçulabiliyormuş, doktorum söyledi. Bana gene de bir kağıt yazıp imzaladı. 32. haftada Eskişehir'e uçacağız da bir arkadaşımızın düğünü için. Bir problem olmuyormuş yani.

Bir kaç gündür tırım tırım güzel bir elbise arıyorum interneyde, ama bir halt yok görünüyor. Olanlar çok pahalı, ben gene değmez modumdayım. Denemeden almaktan hoşlanmıyorum zaten, postasıyla filan uğraşmak çok zoruma gidiyor.

Erik'le süper bir kebapçı keşfettik şehrimizde bu arada. Valla şimdiye kadarki tecrübeler gösterdi ki, en azından bizim olduğumuz yerlerde, İranlılar bu kebap işini Türk restoranlarından daha iyi yapıyorlar. Ne zaman bizim Türk restoranında yesem akşamına rahatsızlık baş gösteriyor. Hazmedemiyor insan, ya çok tuzlu oluyor, ya çok yağlı, bir şey oluyor yani. Bu kebapçı ise yerli kuzu etinden yapıyormuş, çok taze dedi, gerçekten de hem lezzetli hem taze idi. Tavuk şiş de yedim ben, o da gayet iyiydi. Pek atmosferi olan bir yer değil ama yemekler süper. İçeriye girince mis gibi kebap kokusu almak yetiyor. Asıl hastalığım olan lahmacunu ise güzel yapan bir yer yok maalesef. Bir tek yer yapıyor zaten, o da pek iştah açıcı olmuyor.

Şimdi şeker çıktı ya, gözümün önünden tabak tabak yemekler geçiyor, hey allahım... Bugün öğle yemeği yerken bu hafta ne pişirsek diye fikir almak için günün menüsü diye arattım nette (daha şeker yüksek diye haber vermemişlerdi). Karşıma Çiya'nın menüsü çıkmasın mı... Ekrana yapıştım tabii. Canım fellah köftesi ve vişneli köfte çekti. Bir de ot barından salata. Neyse, geçiyoruz bunları...

Eğer yükleme de yüksek çıkarsa diyet yapmam gerekecek. İyi güzel de, ben zaten sabahları kepek ekmekli tost dışında bir karbonhidrat almıyorum. Tost büyükçe ama. Öğlenleri genelde salata. Akşamları da ızgara et veya balık artı salata veya tencerede sebze yemeği. E nasıl olacak yani bu diyet. Akşamları yemekten sonra genelde meyva yiyorum, biraz tatlı greyfurt, kivi, bazen çilek, papaya, kavun filan. Bunları da yemeyecez herhalde o zaman :( Sanırım iyice gıcık olmuş durumdayım. Elin şişko Amerikalı kadınlarında çıkmıyor şeker, bende niye çıkıyor? Gerçi ben de artık şişkoyum ya.

PS: Dayanamadım, muzu mideye indirdim yazıyı yazarken.

Pazartesi, Mart 31, 2008

Ayılmak için hamilelik muhabbeti

Bir uyuklama hali hasıl oldu. Hani ne yapacağını bilemediğin zamanlarda vakti öldürürsün, daha çok vakit öldükçe ne yapacağını daha çok bilemezsin, panik hali ile uyku hali paralel kulvarlarda yarışırlar. Ondan oluyor bugün bana sanırım.

Pazar günü her nedense 6 saatlik bir uykunun bana yettiği kanaatiyle sabah 8'de uyandım. Belki biraz da ondan uykusuzluk çekiyorumdur. Bari dedim, bloga yazarsam bir şeyler, biraz olsun ayılırım.

Bu hafta 28. haftaya giriyorum hamilelikte. Karnım artık hareketlerimi epey kısıtlar durumda. Özellikle belim biraz ayakta kalınca çok ağrıyor. Bu da vücudun ağırlık merkezi kaydığı için normal deyip geçiyorum. Başka bir şikayetim yok çok şükür. Artık evdeki yeni lakabım 'el kamyon'. Bi de 'delivery truck'. Erik sağolsun bana böyle isimler takarak eğleniyor. Hele sabahları tutuk bir şekilde yataktan kalkmaya çabalarken 'biip biip biiip' diye dalga geçmesi yok mu... Sinirleneceğim sinirlenemiyorum, çünkü ben de çok eğleniyorum bu durumla sanırım :) Umarım daha ağırlaştığım zamanlarda da bu ruh halimi koruyabilirim.

Tekme frekansımızda müthiş bir artış var son on gündür. Sanki anlıyor onunla iletişim kurmaya çalıştığımızı kerata. Geçen gece de ilk kez tekme ile uykumdan uyandım.

Hafta sonu bebek mobilyalarını ısmarladık sonunda. Bu da aradan çıkmış oldu, çünkü iki aya yakın sürebilirmiş gelmesi. O zamana kadar ancak evi hazır ederiz biz de zaten.

Bir de başka bir kot pantolon daha alayım dedim kendime. Bu kullandığımın lastiği biraz sıkmaya başladı. Mall'daki maternity dükkanlarından birine gittik. Bir de şık bir elbise almak istiyordum. Hem bir arkadaşımızın düğünü var bu yakınlarda, hem de shower'da giymek için. Neyse, güzel görünen ama kesimleri epey dandik elbiseler denedim sanırım, hiçbiri güzel durmadı üstümde. Nedense çok kısaydı boyları, düdük gibi oldular resmen. Kot pantolon da patladı, karnım biraz yukarıdaymış sanırım benim, o lastik kısmıyla pek rahat edemedim. Yaklaşık bir saatin sonunda bir çöp alamadan dükkandan çıkmayı başardım.

Zaman çok ama çok çabuk geçiyor, işler bitmiyor, bebiş büyüyor, bilemiyorum ne yapacağım.

Perşembe, Mart 20, 2008

Ciciler

Gecen gun eve geldigimizde bizi guzel bir surpriz bekliyordu. Nevin Teyjemiz bize ciciler yollamis; tulumlar, bodyler, bir de bu ayakkabiciklar... Cok tesekkur ederiz kendisine buradan, zahmet etmis. Cok begendik hepsini, hele Yesilerik en cok bu ayakkabilara bitti :) Ne kadar tatlilar yahu.

Salı, Mart 11, 2008

Gündelik...

Yazacak bir şeyler... Ne bileyim. Sanırım artık sonuç alamıyorum, sonuç alamıyorum diye kendimi yemeyi bıraktım biraz da olsa. Çalışıyorum sonuç almak için, önemli olan bu. Galiba yaptığım işin büyük bir parçasının bu çabalama olduğunu gene kabullenemiyorum, hayal kırıklığına uğruyorum.

Erik’le arabada gelirken konuşuyorduk aslında bilim (fen/matematik) temelli eğitim görmenin ne büyük bir nimet olduğunu. Kendimiz için yani. Öyle bir sürü laf sarfedilip sonunda hiçbir şey söylenmemesi kadar zor tahammül edebildiğimiz çok az şey var. Sadede gelme hususu mühim netekim.

Haftalar da jet hızıyla geçiyor. Bugun olduk 25. Çok yakında son üç aya gireceğim, şaka gibi. Daha dün bebek beklediğimizi öğrenmemiş miydik?

Bugünlerde şikayet kutuma ise şunları bırakıyorum: Geceleri kalçalarım inanılmaz ağrıyor. Sanki birisi elinde matkapla böyle vıj vıj bir girişiyor; acı beni en derin uykumdan çekip alıveriyor. Önce kalsiyum eksikliği mi acaba diye düşündüm, öyle değilmiş. Vücut doğuma hazırlıyormuş kendisini. Bilimum eklemler de bu yüzden bir gevşeme sürecine giriyorlarmış. Doktorum daha iyiye gitmez hatta daha çok ağrı olabilir dedi. Tylenol verdi, ben istemedim. Nedense ilaç alma konusuna sandığımdan daha antipatik yaklaşıyorum.

Hafta sonu da buraya bir kar yağdı, bir kar yağdı, allah sizi inandırsın 10 metre. Belki 10 metre değil ama yaklaşık 40 cm’e ulaştı kar kalınlığı. Rekorlar falan kırıldı. Aksi gibi de Cuma günü başladı yağmaya, bütün hafta sonu planlarının içine edip Pazartesi de erimeye başladı. Yağamadı şöyle efendi gibi Çarşamba Perşembe filan.

Saçlarımı kestirmem lazım. Gene konrolden çıktılar. Bu sefer gene başka bir yer deneyeyim modumdayım. Buradaki kuaförlerin başarızsızlığı ayrı bir yazı konusu olurdu herhalde. Kısaca şöyle söyleyeyim, en ucuz yerde de en nispeten pahalı yerde de aynı iğrençlikte kesip şekil verme özürlü oldukları için, en ucuz yere gidiyordum ben de uzun bir süredir. Gene acaba daha iyi bir yer bulabilir miyim diye kendimce ümitleniyorum bu aralar, o kadar.

Böyle böyle gündelik hayat bu günlerde.

Çarşamba, Mart 05, 2008

Futbol topu

Karnim gectigimiz hafta sonu inanilmaz bir hizda buyudu. Su anda bir futbol topunu yutmus gibiyim. Zaten internet gunluklerinden de baktim, rahiminiz bu hafta futbol topu buyuklugunde olacak diyordu. 24. haftadayim simdi. Tabii kilo almaya da devam ediyorum. O konuda dur yok, he heyt...

Cuma aksami Persepolis'e gittik sonunda. Bir cizgi film manyagi olarak kahraman kizin kucukluk hallerini cok sevimli buldum. Politik bolumler haric, hayatla ilgili cok komik ve nukteli seyler de serpistirilmisti aralara, cok hosuma gitti. Ozellikle kizin anneannesiyle olan iliskisi cok tatliydi. Geri kalan kisimlari ise sinir bozucuydu elbette. Birebir ayni olamaz zaten iki ayri kultur ama tanidik cok sey vardi. Daha "ozgur" olmak icin turban takmak buna ornek gosterilebilir. Bu arada filmin Turkiye'de gosterilmedigi dogru mu? Eger oyleyse, neden diye sormakta yarar var.

Isim arama calismalarimiz buyuk bir hizla devam ediyor. Gercekten cok egleniyoruz her seferinde ama bir sonuc alamiyoruz maalesef bu seanslardan :) Son seferlerde su super isimleri bulduk oglumuza:

Turp, Tazzik, Tacik, Ahlat/Halat, bir de Tohum...

Durum acikli anlayacaginiz. Bu ingilizcede de rahat soylensin kismi epey kastiriyor bizi. Yani sirf ileride kendisine Ken denebilsin diye Kenan koymam cocugun adini. Daha boyle baska ornekler de var. Mesela Aydin, Aiden oluyormus. Oysa ki Aydin denince benim aklima iki sey geliyor. Birincisi beyaz balina Aydin, ikincisi de Kusum Aydin.

Bir de maalesef sevebilecegimiz potansiyel isimler ya daha once arkadaslarimizin cocuklarina koyduklari ya da sevmedigimiz eski arkadaslarimizin isimleri falan. Oyle olunca da zaten dar olan liste daha beter daraliyor.

Salı, Şubat 26, 2008

23. Hafta

Zaman cok cabuk ilerliyor. Inanmasi guc ama 23. haftaya girdim. Sanki son bir kac haftadir hersey daha bir ayni ve monoton. Karnim da cok hizli buyumuyor.

Yapilacak ne cok sey var, su an on arastirma asamasindayim deyip kendimi rahatlatayim. Elimde birtakim hamilelik ve dogum sonrasi ile ilgili kitaplar var. Ara ara karistiriyorum. Anladim ki bebek eve gelmeden neyin ne olacagini kestirmek cok zor. Belki bebek dogduktan sonra yasanilan problemlere ozgu olarak bu kitaplarin bazilari okunursa daha cok sey ifade edebilir. Su an kafamda tam bir kakofoni soz konusu okuduklarimdan. Her uzman farkli bir yorum bildiriyor gibi gorunuyor.

Dogum olayini da cok takmiyorum, hala. Nasilsa zamani gelince yeterince endiselenecegim diye dusunuyorum.

Bu aralar isime kafayi takmis durumdayim. Aylar var, istedigim sonuclari alamiyorum deneylerden ve bu beni geriyor. Dogumdan once herseyi en mukemmel haliyle birakmak istedigimden filan degil, artik gercekten de biraz sonuc almak istiyorum, geriliyorum. Bir de tabii hamile iken labarotuvarda calismanin riskleri geceleri ustume ustume gelip canimi s1k1yor. Ben dikkat ediyorum elbette ve risklerin tam olarak neler oldugunu da doktordan daha iyi biliyorum. Doktor ne bilsin hangi kimyasal kanserojen, hangisi sadece zehirli, hangi madde en tehlikeli filan. Kimyager degil sonucta, doktor. Sadece iyi havalandirmasi olan bir yerde calistiginiz surece sorun yok diyorlar. E onu da ben zaten biliyorum. Ama gene de insanin huzuru kaciyor arada.

Ozellikle de Natural health, yok Fit pregnancy filan gibi dergilerde cikan bazi yazilar sinirime dokunuyor. Hepsi degil, bazi yazilar. Evet saglikli yasamak ve saglikli bir hamilelik gecirmek lazim ama suyu cikiyor bazen bu dergilerde toksin olayinin mesela. Yok bebek odasini normal boyayla degil bilmem baska tur bir boyayla boyayin, karyolasinin kaplamasi bilmem ne olsun. Yani son gun yapilmayacaksa bu boya, uzerinden gunler hatta haftalar gectikten sonra bebegi etkileyemez ki zaten. Bu dergilere kalsa kafamizda fanusla dolasacagiz sokakta bile.

Dun ilk kez yuzmeye gittim. Hava cok soguk hala, insanin kendini suya atasi filan gelmiyor. Girdikten sonra havuzda da usudum epey. Ama yuzmek iyi geldi sirtima. Bu is gitmesi, havuza girmesi, dus almasi, sac kurutmasi filan derken rahat bi iki saat aliyor. Yuruyuslere geri doneyim istiyorum ama zirta pirta kar yagiyor hala. Dusup de kafami/kicimi kirmak da istemiyorum. Ara ara hepsinden biraz yapmaya calisacagim gibi gorunuyor.

Onumuzdeki hafta seker testi var, bakalim sinifi gecebilecek miyim...