Cuma, Mayıs 09, 2008

49 yil once

Tam 49 yil once bunlarin yazilip cizildigi bir memlekette ben nasil oldu da buyudum? Ne saglam bir temelmis ki hala curutulememis? Nedense uzerime saf bir iyimserlik geldi. Siz de okuyun, belki size de gelir:

Hikmet Cetinkaya
Politika Gunlugu
Cumhuriyet
9.5.2008

Aziz Nesin: Irtica yoktur...

Eski CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, Aziz Nesin’in 30 Aralık 1959’da Akşam gazetesinde yayımlanan İrtica Yoktur” başlıklı yazısını göndermiş. Yazıyı “Aliağa Ekspres” gazetesi 3 Mayıs 2008’de yayımlamış...

Aziz Nesin’in 49 yıl önce yazdığı bu yazısının bazı bölümlerini aktarıyorum:

***

“Genelkurmay Başkanlığının “Erkân-ı Harbiye-i Umumiyye Reisliği” olduğu bir dönemde, bir milletvekili çıkar, ‘ekim, kasım, aralık, ocak’ aylarının adlarını yine eskisi gibi ‘teşrinievvel, teşrinisani, kanunuevvel, kanunusani’ diye çevirelim diye bir tasarı verir. Kimsede ses yok.

Nasıl ses yok? Var. Şu sesi duyarsınız:

- İrtica yoktur!

Erkeklerin şeriat üzre’ dört kadınla evlenebilmelerinin yasallaşmasını isteyen bir milletvekili çıkar. Tıs yok. Nasıl yok? Var. Şu sesi duyarsınız:

- İrtica yoktur!

Anayasanın ‘Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’ olduğu bu dönemde bir milletvekili çıkar. Anayasaya İslam devleti olduğumuzun yazılmasınıönerir. Bu yolda yurdun dört bir bucağından toplananan binlerce imzanın boyu kilometreler tutar. Hiçbir yankı uyanmaz. Nasıl uyanmaz? Uyanır. Şu sesi duyarsınız:

- İrtica yoktur!

31 Mart kahramanı Volkan’cı Derviş Vahdeti‘nin kalem ortağı, Said-i Kurdi ıkar, milletvekillerine şöyle mektuplar gönderir:

- Türkiye’deki Nurcuların sayısı, polislerin sayısından çoktur. 600 bin Nurcu, Türkiye’de asayişin korunmasında emniyet kuvvetleri kadar önemlidir. Herkeste bir susukluk, yok, değil. Şu sesi duyarsınız:

- İrtica yoktur!

Bir parti kongresinde bir delege, cuma namazı kılınması için cuma ğleden sonraları ‘resmi tatil’ olmasını ister. Kimse aldırmaz. Aldırmaz olur mu? Aldırır. Şu sesi duyarsınız:

- İrtica yoktur!

***

Bizde yasa güvenliği altında din öğretimi var. İlkokulda, ortaokulda, imam hatip okullarında, ayrıca Kuran kurslarında din eğitimi yapılır. Ama yobaz, yasaya uygun bir eğitimle de yetinmez, ilkokuldan bile geçmemiş çocuklara Arap harfleriyle okuma-yazma ğretir. Okul olmayan köylerde bile bunlar vardır. Ama ses çıkmaz. Nasıl çıkmaz? Şu sesi duyarsınız:

- İrtica yoktur!

Türkiye’de tarikatlar, tekkeler vardı: Bektaşi, Kadiri, Rufai, Mevlevi, Nakşibendi. Bunlardan yalnız Mev-levilik yürümektedir. Bütün gelenekleriyle her yıl ayinleri, törenleri yapılır. Bir şey söylemeye kalksanız, karşınıza Mevlana’nın büyüklüğüyle çıkarlar. Oysa Mevlana’nın büyük eseri, bu gericiliğin örtüsüdür. Yirminci yüzyılda Mevlana gibi büyük bir kişi böyle anılmaz. Kürsüler kurulur, kitaplar yayımlanır. Birtakımları da bu ayinlere “turistik gösteri” der, geçer. Mevlana büyükse, Hacı Bektaş-ı Veli de büyük ulu. Neden Bektaşi ayinleri yapılmaz? Bir şey denilmez. Denilmez olur mu hiç?.. Denilir:

- İrtica yoktur!

***

Eyüp Sultan’daki ‘resmi iftar sofralarınıbir yana bırakınız. ‘Vatan kurtaran aslan’ futbolcularımız, maç kazanmak için Eyüp Sultan türbesine gider, türbeye avuç açarlar... Buna da bir şey denilmez. Denilen yalnız şudur:

- İrtica yoktur!

Bir parti kongresinde zavallı bir genç “Hilafetin geri gelmesini istiyoruz” der. O der, siz diyemezsiniz. Duyulan yalnız şu:

- İrtica yoktur!

Eski değil, daha dün, evet daha dün Bursa’da ayin yapan 17 Nurcu “Nur risaleleriyle” yakalanırlar. Ama yine de:

- İrtica yoktur!

İstanbul’un en güzel, en değerli dini yapılarından Beyazıt Camii, İstanbul Üniversitesi’yle karşı karşıyadır. Namaz kılacak üniversiteli o güzel, o büyük camiye gitse olmaz mı? Olmaaz! Üç yüz metre yürüse vakit kaybedermiş. Onun için ille üniversitenin içinde bir bodruma mescit yapılacak. Siz susarsınız, biri konuşur:

- İrtica yoktur!

***

İrtica yoktur’ diyenler, lütfen şunu söyleyiniz:

- 1922‘den 1950’ye kadar yapılanların hepsi mi yanlıştı, hepsi mi kötüydü ki, bugün, o zaman yapılanların büsbütün tersi yapılmaktadır? Açıkça söyleyin, kimden korkuyorsunuz? İşte Atatürk de öldü, öleli yirmi bir yıl oldu. Çekinecek bir şey yok, söyleyin. Ama ‘irtica yok’ diyenlere hiç şaşmamalı. Çünkü, İrtica yok!’ diyenler, ‘Hürriyet var!’ diyorlar.

Anlaşılıyor: ‘Var’la ‘yok’ sözcükleri anlam değiştirdiler.

***

49 yıl önce Aziz Nesin işte bunları yazdı...

Durmaksızın “sol”a vuranlar, demokrasiyi, özgürlükleri sözde savunanlar ne diyecek acaba bu yazı için!..

Din eksenli siyasetin altyapısı öyle birkaç yılda hazırlanmadı... 12 Mart‘lar, 12 Eylül’ler boşuna yapılmadı...

49 yıl önce ve 49 yıl sonra!..

Ne diyorsunuz?

3 yorum:

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Ne mi diyoruz?
Eee ortada işte:
İRTİCA YOKTUR!

Elif dedi ki...

Valla, iyi birsey! Demek zaman makinasina giren biri hiiic yabancilik cekmeyecek.

www.elifsavas.com/blog

Elif dedi ki...

Valla, iyi birsey! Demek zaman makinasina giren biri hiiic yabancilik cekmeyecek.

www.elifsavas.com/blog