Salı, Mart 11, 2008

Gündelik...

Yazacak bir şeyler... Ne bileyim. Sanırım artık sonuç alamıyorum, sonuç alamıyorum diye kendimi yemeyi bıraktım biraz da olsa. Çalışıyorum sonuç almak için, önemli olan bu. Galiba yaptığım işin büyük bir parçasının bu çabalama olduğunu gene kabullenemiyorum, hayal kırıklığına uğruyorum.

Erik’le arabada gelirken konuşuyorduk aslında bilim (fen/matematik) temelli eğitim görmenin ne büyük bir nimet olduğunu. Kendimiz için yani. Öyle bir sürü laf sarfedilip sonunda hiçbir şey söylenmemesi kadar zor tahammül edebildiğimiz çok az şey var. Sadede gelme hususu mühim netekim.

Haftalar da jet hızıyla geçiyor. Bugun olduk 25. Çok yakında son üç aya gireceğim, şaka gibi. Daha dün bebek beklediğimizi öğrenmemiş miydik?

Bugünlerde şikayet kutuma ise şunları bırakıyorum: Geceleri kalçalarım inanılmaz ağrıyor. Sanki birisi elinde matkapla böyle vıj vıj bir girişiyor; acı beni en derin uykumdan çekip alıveriyor. Önce kalsiyum eksikliği mi acaba diye düşündüm, öyle değilmiş. Vücut doğuma hazırlıyormuş kendisini. Bilimum eklemler de bu yüzden bir gevşeme sürecine giriyorlarmış. Doktorum daha iyiye gitmez hatta daha çok ağrı olabilir dedi. Tylenol verdi, ben istemedim. Nedense ilaç alma konusuna sandığımdan daha antipatik yaklaşıyorum.

Hafta sonu da buraya bir kar yağdı, bir kar yağdı, allah sizi inandırsın 10 metre. Belki 10 metre değil ama yaklaşık 40 cm’e ulaştı kar kalınlığı. Rekorlar falan kırıldı. Aksi gibi de Cuma günü başladı yağmaya, bütün hafta sonu planlarının içine edip Pazartesi de erimeye başladı. Yağamadı şöyle efendi gibi Çarşamba Perşembe filan.

Saçlarımı kestirmem lazım. Gene konrolden çıktılar. Bu sefer gene başka bir yer deneyeyim modumdayım. Buradaki kuaförlerin başarızsızlığı ayrı bir yazı konusu olurdu herhalde. Kısaca şöyle söyleyeyim, en ucuz yerde de en nispeten pahalı yerde de aynı iğrençlikte kesip şekil verme özürlü oldukları için, en ucuz yere gidiyordum ben de uzun bir süredir. Gene acaba daha iyi bir yer bulabilir miyim diye kendimce ümitleniyorum bu aralar, o kadar.

Böyle böyle gündelik hayat bu günlerde.

3 yorum:

Elif dedi ki...

Ilik banyo ise yarayabilir. Yaramasa da, moralin duzelir! :o) Icini bol kopukle doldur. ;o)

Bir de, bu sirt agrisi degil ama yine de su kocaman yastiklar, bacak arasinda filan ise yariyor. Ben bizim butun yastiklari yataga doldurmus, devamli bir sekillere sokuyordum.

Sanirim butun bunlar doganin numaralari. Hamilelik iyi guzel, tam biktim, yeter ulan diyorsun bebek cikiyor. Sonra biktim yeter ulan diyorsun bebek aguu filan yapiyor, biktim yeter ulan diyorsun yuruyor! Boyle boyle, tam bir sekilden gina gelmisken bir mutlu degisimle kandiriveriyor doga anneleri. :o)

www.elifsavas.com/blog

ycurl dedi ki...

Hamilelik kismi konusunda muzdarip olamayacagim ama (kolay gelsin ne denir ki1) su sonuc alamama olayi konusunda sanirim ayni duygulara sahibiz. Yap yap daha baska seylerin yapilmasi gerektigi ortaya cikiyor sonuc alabilmek. Cikamadim bu isin icinden.

yok ki dedi ki...

Yaptigimiz isin en onemli kismi bence de cabalama :). Az once cenaze toreniymis gibi cope duzgunce koydum hucre kulturlerimi. Bir aylik calisma daha bir seyler ima ederek ama hic bir rakam veremeden cope gitti. Artik ben de biraktim kendimi yemeyi. Bir sey fark etmiyor cunku.

Fen bilimlerinde calisiyor olmanin kazandirdigi farkindaliktan hep mutlu oldum ben. Bir de muhendislerdeki mantiksal yaklasimlara hayranimdir. Eksikligini hissettigim coktur.

Umarim iyi bir kuafor bulabilirsin. Sacta makas izi ne demek burada gordum ben de.
Agrilarinin dinmesi, havalarin duzelmesi (duzelmezse inin guneye, bu taraflarda bahar var), deneylerinin yolunda gitmesi dilegiyle :)