Pazartesi, Temmuz 23, 2007

Ilk izlenimler…

Kore’ye dun gece vardik. Yaklasik 15 saat suren bir ucak yolculugu ile ustune 2,5 saatlik bir otobus yolculugunun ardindan otele vardik.

Burasi pek cok yonuyle Turkiye’ye cok benziyor. Bugun karpuzcu arabasi gecti yoldan. Ayrica herkes futbolla kafayi bozmus durumda. Bindigimiz takside taksici bile Turk oldugumuzu duyunca cat pat ingilizcesiyle siz 3 biz 4 gibisinden bir seyler anlatmaya calisti. Kaldigimiz otelin odalarinda ve her tarafta Kore milli takim oyuncularinin fotograflari ve imzali bilimum cerceve, top vesaireleri var.

Aslinda durumumuz cok komik. Bizim korecemiz ve buradakilerin de ingilizceleri epey kit oldugundan anlasmamiz dakikalar suruyor genelde. Bir de kendimize bir cep telefonu bakalim gibi bir dusunceye kapildik. Dukkanlara giriyoruz, GSM nedir onu bile anlatana kadar gobegimiz catliyor. Biraz filan degil, hic ingilizce yok buradakilerde. Boyle tarzanca anlasmayali epey olmustu. Bir sure sonra zaten ingilizce konusmanin turkce konusmaktan farkli olmadigini gorup dogrudan turkce falan tesekkur eder olduk.

Bugun sehir merkezine indik. Biraz dolandik ve cadde uzerindeki yiyecek satan arabalardan biraz bir seyler aldik. Domuz buradaki en popular et cesidi. Bol bol da sebze tuketiyorlar. Tabii ki her yemekle birlikte aci biber ve sarmisak yeniyor. Kahvaltida bile ayni menu var. Domuz kismi eh fena degil, sebze kismi da cok guzel, ama sarmisaga henuz gecis yaptigimiz soylenemez. Bizden baska herkes deli gibi sarmisak kokuyor. Ama bizden baskasini da rahatsiz etmiyor galiba bu durum…

Bugunun en guzel surprizi ise sehir merkezindeki Turk Kebabpcisini kesfetmemiz oldu. Nasil yani seklinde iceri girip merhabalastigimiz bir Turk’le ahbap olduk. Toplasan iki yuz kadar Turk var veya yokmus Kore'de. Hos bir muhabbetin ardindan sagolsun bizi gezdirdi biraz. Bir firina gidip ekmek aldik, sonra bir pazar yerini biraz dolastik falan. Pazara burunda bir mandalla gitmek faydali olabilir bir dahaki sefere.. Kurutulmus baliklar pek istah acici kokmuyorlar dogrusu. Ama ortam cok renkli ve neseliydi. Bu kimchici amca pek tatli cikti, fotografini cekmemize izin verdi. Baska bir kimchici teyze ayni yakinligi gostermedi, resmen kovaladi bizi tezgahindan fotografini cekmek isteyince tezgahin. Sebebi muamma olarak kalacak korkarim.

Her yere taksiyle gidiyoruz ve fiyatlar cok makul. Taksilerde boyle mini ekranlar var. Sofor bir yandan televizyon izliyor, bir yandan arabayi kullaniyor. Nasil oluyorsa bu isin dikkat dagitmadigi iddia ediliyormus. Ilk ciktiginda cok itirazlar olmus ama bir sekilde toplum kabul etmis bu ekranlari…

Burasi genel olarak duzenli bir ulke ve insanlar birbirlerine saygili. Bizim gibi turist oldugu gozlerine yazili olanlara bile fiyat konusunda hicbir hilekarlik yapmiyorlar. Bugun kac kere kaziklanabilirdik aslinda ama olmadi.

Aksam da Hof denen barimsi yerlerden birine gittik. Gene birer bira ve yaninda bir parca yiyecek bir seyler istiyoruz dememiz ingilizce bilen bir kizcagizin bulunmasina ragmen yaklasik 20 dk surdu. Sonunda biralar ve yaninda garip atistirmaliklar geldi. Cipslerde genelde bir cesit balik veya karides ozu oluyor. Benim pek favorim degil. En ilginci ise sirkeye yatirilmis deniz minareleriydi. Arka uclari kirilmis, hupletiliyor ici. Tabii ki denedik. Evet, cok kotu degildi ama bir daha yemesem de olur herhalde. Biralari bitirip gene taksiyle otele donduk. Erik cok yorgun oldugu icin yatti. Ben de bilgisayar basindayim.

Aslinda dun gece hic uyuyamadik. Saat farkindan zaten zombi gibiydik. Bir de secim sonuclarini ogrendik ve sonrasinda uyu uyuyabilirsen. Bir suru sey yazilip ciziliyor simdi. Galiba benim de simdilik tek soyleyecegim Sugibimin dedigi gibi 22 Temmuz’u Aziz Nesin’i anma gunu olarak hatirlamak.

Kore’den sevgiler herkese…

6 yorum:

BackyardFlyer dedi ki...

Bu kimchici amcanin tezgahini acken gordum...Bide ustune klikleyip detaylarina mazur kaldim...Umarim denemissinizdir hepsinden...15 saat olmasa atlayip gelecem...

Açalya dedi ki...

Seul'deyseniz, o Turk donercisine ben de rasgelmistim, epey sasirmistim ta nerelere dadanmisiz diye.
Koreli'ler ayni bize benziyor, diger Asya'lilardan farkli olarak dokunmayi, sarilmayi falan seviyorlar. Turkler'i cok seviyorlar. Ancak ben cok suratsiz bulmustum Korelileri, ozellikle carsi pazar gezerken saticilar cok sinir bozucuydu. Klostrofobik yeralti carsilarinda nefessiz kalmistim. Oradayken onlara ozgu kokorec yemeyi ihmal etmeyin...benim www.acalya.com sitemde, photo albumde Kore fotolari var, bak bakalim, belki ayni noktalari geziyorsunuz su an. Size iyi tatiller dilerim.

Aslı dedi ki...

İyi gezmeler.

Ben Türk dönerinin girmediği ülke kalmadığını düşünüyorum. Paris'te kaybolduğumda illa ki karşıma bir tane çıkar, direkt merhabalar diye girerim içeri, sanki Kadıköy'ün göbeğindeymişiz gibi herkes doğal karşılar birbirini, tarif ederler, çıkarsın.

Sarımsak yerseniz kurtulursunuz o kokudan :)

Mutfakta Zen dedi ki...

Ben de niyetlenmiştim bir ara Kore'ye gitmeye ya bakalım bir gün kısmet olacak mı? Yani anlat anlat diyeceğim ben de herkes gibi! İyi gezmeler.
Tijen

archisugar dedi ki...

Turkler ve doner dunyanin her yerinde, ne ilginc degil mi? :-) Uzakdoguyu seviyorum ben de. Koreli bir arkadasim vardi Almanya'da, cok sempatik ve icten bir kizdi. Onlarin ozel bir bayraminda bana yemek pisirmisti. Onu hatirladim birden....

cakiltasi dedi ki...

Ben başını kaçırdım herhalde, Kore'de tatilde misiniz? Ne güzel öyleyse. Anlatmaya devam diyorum ben de.