Cuma, Temmuz 20, 2007

Ev hali, düşünceler

Bugün bitmemiş alışverişlerimi tamamlamaya çalıştım. Sonrasında da eve erken geldim, çamaşırları koydum. Uğul uğul kurumaya çalışıyorlar şimdi kurutucuda. Sanki eve erken, daha doğrusu normal saatlerimin dışında gelince ev daha bir ev gibi, ben daha bir evimdeymişim gibi hissediyorum. Bunu bir şeyin kendime ait olmasını hissetmemle çok bağdaştırıyorum sanırım. Mesela üniversitedeyken final zamanları sabahlardık. Kargalar daha kahvaltı etmemişken yollara düzülürdük. Şehir ve özellikle de Boğaz sadece ve sadece bize aitmiş, şehrin gerçek sahipleri bizlermişiz gibi hissederdim. Lisedeyken her sabah Taksim'den Tünel'e yürürdüm. Beyoğlu'nda kimsecikler olmaz, dükkanların çoğu kapalı olur, açık olanlar dükkanların önleri yıkanır. Trafiğe kapalı olan caddede vızır vızır arabalar geçer, tramvay da çın çın geçer ilk seferini yaparken, ama her sabah olduğu gibi o sabah da binmemiş yürümeyi tercih etmişsindir. Sanki öğlenleri ve akşamları Beyoğlu herkesin olacak ama şimdi sadece sana ve şuradaki bir kaç kişiye ait. Özellikle şu fotoğraktaki gibi kar yağdığında o karlara ilk basan kişi sensen...

Hayat monotonlaşıyor gitgide. İstanbul'da olsaydım İstanbul gene ne kadar benim olurdu bilemiyorum. En azından eskiden şurdan şöyle yürürdüm, şurası şöyle benimdi diye daha sık diyebilirdim belki. Kimbilir belki bu bile bir süre sonra bayabilirdi.

Tam da böyle avare ve kendimi evimde hissederken daha çok takip etmek istedim Türkiye'de olanları. İnternet de bir yere kadar bir işe yarıyor. O havayı solumakla aynı olamaz. Internet ortamında bize sunulan bilgiler hayli kısıtlı geliyor böyle zamanlarda.

Youtube'dan tartışma programı filan izlemeye çalıştım elimden geldiğince. Artık beynim patlamak üzere. Biran önce gelsin ve de geçsin şu seçimler. Belirsizliğin verdiği bir huzursuzluk var, ama içimde bir ümit de var. Öyle şeyler var ki, halk bunlara cevabını verecek mutlaka gibi hissediyorum. Bazen de bu medyanın satılmışlığı filan sinirimi fena bozuyor. Nereye kadar ne etkili kestirmek çok güç. Kimlerin nasıl bir arayış içinde biliyorum sanki, herkes için çok önemli bir seçim bu. Ama herkesin vereceği tepkiler farklı. Bakalım ne neyle ne kadar örtüşecek.

Ay biran kendimi Oral Çalışlar gibi hissettim. Son zamanlarda yazdıkları hep bu tatta oluyor da... Güneydoğu'ya gitti mesela geçen hafta. Oku ki ne tür bir çıkarımda bulunabildiğini anlayasın. Nerdeee... Bu aralar suya sabuna dokunmayan bir şekilde yazıyor, neden bilinmez.

Aslında gidip bir iki parça eşya ütüleyip bavul toplamam lazım. Eh, yarına kadar bir ara o işleri de yapacağım herhalde.

Bu arada Sevgili Oya'nın boy ve oy verme hikayesini çok sevdim. Umarım herkes ayakları yere basarak oyunu kullanır.

7 yorum:

Açalya dedi ki...

Bu aralar ev oyle daginik ki, ben de saldim oyle...evim bu aralar hic kendi evim gibi gelmiyor.
Sabahlari, gece boyunca yagmis olan karda ilk yuruyen olmak gibisi yoktur. Hele o eski, kedili firinlarin onunden sabahin korunde gecmek...Ozledim bazi seyleri ben de.

ycurl dedi ki...

Bu sicaklarda kar resmi gormek bira komik oldu :) Dedigini anlayabiliyorum. Ama ben buraya da henuz kendimi sahiplenmis gibi hissetmiyorum. Donersem de ayni sey olacak. Iki arada bir derede kalmak bu duruma diyorlar sanirim.

Gün dedi ki...

yaaa bende oralarda yürüdüm her sabah her akşam üzeri, hangi liseydi? :P

tavsan dedi ki...

O sana aitmis hissini o kadar iyi anliyorum ki. Komik birsey tabii bir yandan ama huzurlu ve tanidik. Bizim evimiz cok eve benzemese de 3.5 senedir ayni yerde oturdugumz icin bir evlik hali var onda da. Yine de Ycurl'a katiliyorum bu nereye ait oldugunu bilmemek konusunda.
Bir de internetten takip cok kisitli olabiliyor, ama disaridan bakmak da iceriden goremedigi seyleri gosteriyor bazen insana (diye avutuyorum kendimi).
Bu arada vardiniz mi Kore'ye?

Aslı dedi ki...

Şu anda kendi ülkemde kendimi evimde hissetmiyorum desem abartmış olur muyum?

Belki ama hissiyat böyle...

Can sıkıcı bir 22 Temmuz gecesi :(

Angelina dedi ki...

Bu da bize kapak oldu. Ulkemi tanimiyorum ben. %47 konustu, bize kapak oldu.

Nereye aitiz peki biz?

Meltem Sozer dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Özellikle sahiplenme üzerine yazdıkların bana bazı unuttuğum şeyleri hatırlattı.