Salı, Şubat 27, 2007

'Titanic' Faciası Yaklaşırken 'Aydın'larımız!..

GÖRÜŞ

BEDRİ BAYKAM

'Titanic' Faciası Yaklaşırken 'Aydın'larımız!..

Türkiye Cumhuriyeti'ni sessiz ve soğuk bir kış gecesinde engin denizlerde seyreden bir gemi olarak kabul edersek, hemen eklememiz lazım ki, önümüzde koca bir buzul bekliyor ve bu azman parça tam rotamızın üstünde.

Cumhuriyet gazetesi, körelmiş, beyninin tüm aydın refleksleri dumura uğramış kişileri tokatlayarak uyandırmak istercesine bir kere daha "Tehlikenin farkında mısınız" sorusunu soruyor, yolun Atatürk Cumhuriyeti'nin sonuna gelip dayandığını vurgulayan o çarpıcı manşetini atıyor. Lütfen o gazeteleri saklayın; onlar çok önemli birer belge, tarihe düşülmüş not olarak hatırlanacak son derece vahim izler. Bu buzulun farkı şu: Facia ve çarpışmanın önümüzde dikildiğini göre göre bodoslama ilerlemeye devam ediyoruz. Ve o buzulu bir dolu insan, yıllardır toplumun aymazlarına ikaz ediyor!

Bakın, 1993'te, "Şeriatçılar bu gidişle yaklaşan belediye seçimlerini alacaklar" diye o günlerde SHP-CHP-DSP'yi uyarıp Taban Operasyonu hareketini on binlerce imza ile başlatmıştık. Siyasilerimizi nihai felaketin tohumunun ciddiyetine ikna edemeden... Bugün 14 yıl sonra neredeyiz, göz atmaya var mısınız? Neredeyse tüm büyük şehirler dahil, belediyeler AKP'de, parlamentonun neredeyse 2/3'ü AKP'de, ve... Türkiye şu yaşanamayan kışın derin uykusundan uyanmazsa, Cumhurbaşkanlığı da iki-üç ay kadar sonra AKP'de... Tabii bunun üniversite rektör atamaları ve hukuk sistemimize, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere getireceği yıkımlar ortada... Yani 1993'te "paranoya" denilen her ikazımız bugün ne yazık ki gerçekleşiyor. Ve işin acısı, tablo her gün toptan kararmaya giderken aydınlarımızın ezici çoğunluğu hâlâ olan biteni algılayamadan günlük hayatlarını yaşamakla meşguller!

***

Atatürkçü aydınlarımız, artık 90'ların başında yaptıkları gibi pek "solu birleştirme" çabası içinde değiller. Ne kadar acı bir itiraf değil mi? Çünkü önce o yıllarda DSP, şimdi de CHP bu birleşmeye gönüllü bir arayış içinde değil. İnsanlar da artık yılgınlık içinde. 795'inci "ret" cevabını ve kimseyi ikna edemeyen uydurma gerekçeleri, "Birleşme sandıkta olacak" masallarını dinleyecek takatleri kalmadı.

Anti-Kemalizmi, gizli ya da açık bir şekilde, 80 sonrasının 2. Cumhuriyetçi şablonları ve ılımlı İslamın meltem rüzgârlarıyla yaşamına geçirmiş "sözde aydın" kesimin durumu daha vahim. Onlar, Titanic faciasına parmak kala hâlâ beyinleri uçmuş bir şekilde Atatürk 'e, Kemalizme ve Silahlı Kuvvetler'e sürekli taş atmakla meşguller. Bu hanımefendi ve beyefendilere göre, Kemalistlerinki basit bir "Laiklik elden gidiyor" paranoyası! Akıl almaz bir sorumsuzlukla, her fırsatta Atatürk'ün tarihteki karşıtları bir vesileyle övülüyor, 27 Mayıs'a karşı tamamen tek yanlı bir linç kampanyası götürülüyor, Atatürkçü uyarılar "laikçi fetvası" olarak sırıtmalar eşliğinde çöpe bırakılıyor ve gündem başka noktalara kaydırılıyor. Şeriatçılığın karanlık yüzü, özgürlük düşmanlığı, kadınlara reva gördüğü 3. sınıf muameleler, basına sansürle yapılan gizli-açık restleşmeler, hiçbir şey umurlarında değil. Onlar için neredeyse köktendincilik ve tarikatçılık, bir toplumun "ceberrut devletçi anlayış" a karşı haklı tepkisi, alkışlanacak "sivil toplum" hareketi(!). 1923 Cumhuriyetini ucundan kenarından eleştiren bir şey varsa, bu onlar için çok "makbul" oluyor bugün...

***

Bizim de demokratik yönde acilen değiştirilmesini istediğimiz 301. madde için gösterilen çabaların onda biri, "laiklik" konusunda akıllarına gelmiyor. O çok sevdikleri internetin sansürüne bile adım adım yaklaşıyor olmamız, gözlerini açmaya yetmiyor. Çocuk pornosu ve Dink cinayetinin, nasıl internette tüm siyasal-eleştirel-erotik-mizahi dünyayı planlı bir şekilde yok etmek için devreye sokulduğunu anlamıyorlar. Ellerinden gelse, bir yolunu bulsalar, suçu orada bile yine Mustafa Kemal'e çıkarırlar! Dink'in ölümü hepimizi sarsmış, adam kalkıyor, sekiz sütun röportaj veriyor, "Bütün faşist cinayetler pusuda işlenir" . Bu zeki ve duyarlı aydın sözleri mi, yoksa canilere uzatılmış yeni bir provokasyon mu? Yani "göbekten ve karşıdan" işlenecek cinayetler daha "makbul" şeklinde bir öneri mi bu? Her bayrağını ve ülkesini sevene, kanıt göstermeden zavallı ve ilkel bir anlayışla anında "ırkçı-faşist" diye saldırmak ise, vazgeçemedikleri bir ilkel refleks.

Sevgili globalci, AB'ci, liberal-sosyalist (!) aydınlarımız için AKP ve yöneldiği İslamcı-faşizmi yok saymak ilginç bir sendrom halini aldı. Burada not düşüyorum: Tarih sizi affetmeyecek. Uzatmaları oynuyorsunuz.

Özet bilanço şu: "Sine-i millete dönüş" bile aylardır konuşulmaz oldu. Kum saati çılgın gibi akıyor ve halkın geçim derdi dışında iki büyük sorunu var: Genç adam, gecesine 300.000 dolar önerdiği kızımızla evlenip, kendi hayatına bir büyük ekonomik (!) kazanç sağlayabilecek mi, Fenerbahçe 6 puan farkı koruyabilecek mi? Allah akıl fikir versin!

Cumhuriyet

27.02.2007

1 yorum:

Acalya dedi ki...

Bu olanlarin hepsi 14 yilda olmadi. Bu gunlere planli programli, tereyagindan kil ceker gibi gelindi 1950-1960'lardan itibaren. 1980'den sonra ise bu gemi yelkenlerini kabartti. Turkiye'de yasayan her bireyin bu gidisata katkisi oldu, zaten gudulmek ve kabullenmek bizim kulturumuzun bir parcasi malesef...Hepimiz o batacak gemiye kendi istegimizle bindik...intihar gibi.