Pazartesi, Şubat 05, 2007

Gündeliğe gel

Epey uzun süredir gündelik şeyler içeren bir yazı yazmamışım, Tavşancım artık onları da yaz dedi. Doğrusu benim son zamanlarda kimseleri okuyacak vaktim olmadı. Benim yazdıklarımı insanlar niye okusun diye düşündüğümden ve kafamda başka tilkiler dolaştığından bir süre öylesine yazamadım. Bakalım, ne var anlatacak... Türkiye’den döndüğümüzden beri Erik de ben de birer ırgat kibin çalıştıkh.. Öyle ki geçen haftaya kadar evde minimum düzeyde yemek pişirip paso dışarıda yemek yedik, Cumartesi Pazar demeden okula geldik.. Bu aralar biraz hafifledi bu tempo, bir haftaya kalmadan gene saçmalayabilir.

Havalar zapıttı burada. Kutup soğukları tepemize indiler. Şu an hava eksi 12 derece santıgrad, rüzgarla eksi 19 hissediliyor. Valla bu soğuklarda bir de yemek peşine düşmemek için evden getirdik bugün yiyecek bir şeyler. Bizim labın olduğu eski bina da soğuklardan nasibini aldı. Soğuktan çatlayan borular yüzünden üst katı su bastı sabah. Bizim yan labda şemsiyesiz dolaşılmıyordu ama bizim laba gelmedi sular. Çok şanslıydık çoook. Nasıl olduysa çok da çabuk tamir edildi. Cuma günü binanın tamirinden sorumlu amca bölüme bir yazı göndererek uyarısını yapmıştı. Bina inşa edildiği zaman, ki yer kabuğu o aralar yeni soğumuş, en düşük sıfır Fahrenheit’a (eksi 18 C) göre dizayn edilmiş. Bu gece de gene sıfır F olacak, yarına Allah kerim... Ben bütün maddelerimi ortalıktan kaldıracağım çıkmadan, hepsi suda çözünen maddeler, bi su basar da kaybedersem onları kafayı yerim herhal.

Havalar geçen Cuma’dan itibaren rengini belli ettiğinden biz de evimizde oturduk uslu uslu. Blökbastır’a gidip film kiraladık. Önceden izlenmişler bölümünü de bi ziyaret edip toplam 6 tane film satın alıp iki tane de kiralayarak 50 küsür dolar bayıldık. Nedir film kiralıyoruz. Bu önceden izlenmişlerle kiralıklar arasında sadece 1 dolar fiyat farkı var, biz de izlemediğimiz bazılarını böyle alıyoruz direk.

Neyse uzun lafın kısası fena filmler izlemedik hafta sonu. En önemlisi bir film değil de belgesel aslında. Hani şu küresel ısınmayla ilgili Al Gore’un belgeseli, An inconvenient truth, A global warning. İzlemediyseniz bi görün derim, durumun vehametini kavrıyor insan. Hatta direk gidin DVDsini alın. Çok açıklayıcı ve sürükleyici bir anlatımı var. Eğer şartlar uygun olursa bir sonraki arabamızı hibridlerden alabiliriz diye düşündük Erik’le. Bunun yanında yapılabilecek başka bir sürü şey de var. Ama asıl Amerikalılar’ın yaşam tarzlarını ciddi şekilde sorgulamaları ve değiştirmeleri gerekiyor. O yüzden belgesel asıl onlar tarafından izlenmeli. Eklenti: Konuyla ilgili taze bir haber. Tavsancim, goruyorsun benim gundelik yazilarda da politika eksik olmuyor.

Ben şimdi gidip kendime bir çay koyacağım. Gene üşüdüm :) Geçenlerde laba bir kettle (kettle'in turkcesi ne ola?) aldım, çekmecemi de kafeinli kafeinsiz bir sürü çayla doldurdum. Bi gün beklerim :)

8 yorum:

BGM dedi ki...

okumuyorsunuz demissin cok kırıldım.. :( sen yaz ben gece-gunduz, karada havad okurum merak etme.. :D
bu arada sana sabha kahvesine geliyorum, bizim buradan bol kopukluleri alıp, sen apartuman dedikodularını hazırla..... :)))))

ycurl dedi ki...

Kettle icin su isiticisi mi desek ne desek? Cekmecenin duzenli olusu dikkatimi cekmedi degil. Benim caylarimi koydum cekmecem gayet kaotik. Bu arada Al Gore'un aciklamalarini dinledim gecenlerde bana biraz fazla 'ben bunlari simdi ogrendim insanlara ogretiyorum' tutumu sezinledim cok hoslasmadim. Bu arada artik neredeyse pek cok araba markasinin hibrid modelleri var. Hatta SUV icin bile cikartiyorlar.
Ben caya geleyim diyecegim ama anladigim kadariyla oralari coooook sogukk.... Siz buraya gelin sicak sicak :))

tavsan dedi ki...

geliciiim, bir gun, mitlaka. o belgeseli ben de izlemek istiyorum. gerci muhtemelen biz zaten biliyoruz; moral bozmaktan fazlasina yarayacak mi supheliyim. dedigin gibi ozellikle amerkianyalilarin izlemesi, bilinclenmesi gerek bu durumlar icin ki tepkilerini ortaya koyup hukumetlerinin yol actiklari seylere engel olabilsinler (kizim sana soyluyorum, gelinim sen anla miydi?).
ya hakkaten sapitti ama havalar; ben bu sene nasil hacalar olacak acaba diye dusununce korkuyorum; peki ya diger seneler??
bol cay ic, cok kafeinli olmasinlar;) sen yaz da buna da sukur:P

fethiye dedi ki...

o filmi seyrettigimde benim bir sonraki arabayi degil de "annemi babami son kez gorebilecek miyim" dusunceleri almisti. ;(

Bir de neye cok bozuluyorum biliyor musun? Bu adamin bunca senelik ugraslarinin bir de filmlestirildigini goren cumhuriyetci inekler hala "yok ya, politika bunlar" diyor. Allahim, sen buyuksun demekten baska bir sey gelmiyor elimden, derin bir nefes cekerek. Yakinda o nefes de cekilemeyecek ama...

Hala kiclarinin dibindeki yere arabayla gitsinler, hala herseyin en abartilisini yapsinlar.

cakiltasi dedi ki...

Malum rapora göre bu hızla Amerika'yı yakalamamız yakınmış; Türkiye hava ve çevreyi kirletmek için en büyük ivmeyle gayret eden ülkeymiş. Bu kuraklıkta hala akarsulara zehir akıtmamızdan, sanayi tesislerine termik santrallere filtre takmaya yanaşmamamızdan belli ne kadar azimli olduğumuz.

SuGibi dedi ki...

e ben bi gelip bakiyim madem çayının kahvenin tadına.

Aslı dedi ki...

Ben de burada havaya soğuk diyorum.

O belgesel hakkında bugün bir gazetede bir haber vardı, mutlaka izlemem gerekiyor biliyorum ama insanların bu konuda duyarsızlığı da çok canımı sıkıyor. Global ısınmanın yanısıra çevre bilinci de yok halkımızda. Mesela ben söyleyene kadar bir çok sohbette insanların pillerin ayrıca toplanıp onları toplayan yerlere atılması gerektiğini bilmiyorlardı. Okul bile olmayan köylerimizi düşünürsek durum pek vahim.

YesilErik dedi ki...

Kizlar, bekliyorum valla hepinizi :) Ama havalar hala buz gibi. Ustuste 7 gecedir -18 C oluyor, yeni bir rekormus bu. Uhu :(