Turkiye nereye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkiye nereye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ağustos 28, 2007

Benim de Cumhurbaskanim degil

Tarihi bir gun. Cankaya'ya bir islamci cikti. Evet, mesrudur cikisi. Secimlerde alinan galibiyetten sonra Cumhurbaskanini secmek AKePe'nin hakkiydi. Uzlasma aranabilirdi tabii, ama bunu beklemek fazla iyimserlik olurdu, netekim oyle de oldu.

Gul neden benim cumhurbaskanim degil? Ozal ve Demirel nasil benim cumhurbaskanim olmadiysa o da oyle degil, bu kadar basit. Antiemperyalist degil Gul. Halkci degil, milliyetci degil. Sicili temiz degil. Dokunulmazlik zirhina burunmus bir zanli. Ustune ustluk dinci. Dikkat, dindar degil!!! Din ve dunya islerini turban kilifina sokmus bana yutturmaya calisiyor, ama yemezler.

Gitmis 30 yasinda koskoca herifken 14 yasinda kizla nisan yapmis, 15'inde de evlenmis. Sonrasinda bu kizin ne okumasina, ne birey olmasina izin vermis. Yaptigi ilk islerden birisi bu kizin, yani esinin basini kapatmak olmus. Evet, ondan sonra secimden, ozgur iradeden bahsedin siz biraz daha kahrolasi libos tayfasi. Esinin bile kendisiyle esit olmadigina inanan birinden demokratik tutum bekleyin. Hangi bir tarafiniza guveniyorsunuz bunu talep ederken sorarim.

Kafasinin ici orumcek agiyla orulu birisinin karisinin basi acik olmus veya kapali olmus, kac yazar? Kac tane esinin basi ortulu var ki, kafasinin ici tertemiz. Gul onlardan biri mi sorarim? Ama cevabi herkes pekala iyi biliyor. Peki o kafasinin ici tertemiz, ustu ortulu olan birini Cumhurbaskani secer miydik? Hayir gene de secemezdik. Bugun Turkiye'nin getirildigi durumda buna maalesef imkan yok. Peki bunun bas sorumlulari kimler? Basortusunu gerici siyasetin sembolu yapanlar degil mi?

Bu gercegi goren egitimli Turk halkini elit diye yerden yere vurun siz. Bu ozgurluk masallarini yutmayan, genc kizlarimizin cilesini bilen, egitim birliginin bolundugunu goren, tarikatlarda beyni yikanan genclerimiz icin uzulen halkimiza elit deyin. Feodal duzende yasayan, kadini asagilayan, paranin kolesi olmus, acliktan nefesi kokan, medyanin yonlendirebildigi kitlelere halk deyin. Cunku asil halka tepeden bakan sizlersiniz. Turk halkinin layik oldugu seviyenin bu olduguna inanan, asagilik kompleksiyle kivranan sizlersiniz. Sizden daha ala halktan kopuk, daha ala "elit" olunabilir mi? Asil "Beyaz Turk" sizlersiniz!

Hadi herkese iyi gunler benden. Hazir bunlar daha iyi gunlerimizken...

Çarşamba, Haziran 06, 2007

Yeni Türkiye

ÜNLÜ gazetecilerden Hasan Cemal adıyla maruf Hasan Cemal Kaya "Askeri müdahalelere boyun eğen Türkiye, eski Türkiye. Askerin zırt pırt siyasete karıştığı Türkiye, eski Türkiye. Meclis'teki mutlak çoğunluğa cumhurbaşkanı seçtirmeyen, eski Türkiye. Muhtıra veren askeri emekli edip yargılayamayan, eski Türkiye" diye çok önemli bir saptama yapınca Işık İşgüden de dayanamamış, saptıyor:

"Liselerinde toplu namaz kılınan, yeni Türkiye. 23 Nisan'da kutlu doğum haftası yapılan, yeni Türkiye. Kaçaklar hariç 30 bin Kuran kursunda dini eğitim verilen, yeni Türkiye. İlkokul çocuklarını çarşafa sokup ilahi okutan, yeni Türkiye. Okullarda harem selamlık yaratan, yeni Türkiye. Müslüman ülkeler Ürdün, Suriye, Mısır'da başkanların eşlerinin başı açıkken Başbakanı'nın, müstakbel cumhurbaşkanı Dışişleri Bakanı'nın ve Meclis Başkanı'nın eşlerinin sıkma başlı olduğu, yeni Türkiye. Başbakanlık müsteşarının, anayasaya İslami yön vermek istediği, yeni Türkiye. Mayoya reklam yasağı getiren, yeni Türkiye. Fırsatını buldukça içkiyi yasaklayan, yeni Türkiye. Varını yoğunu satıp borç batağı içinde sürüklenen, yeni Türkiye. Başına çuval geçirilen, yeni Türkiye. Haritası yeniden çizilmek istenen, yeni Türkiye. Askeriyle, yargıcıyla, bilim insanlarıyla kavgalı, yeni Türkiye. Saymakla bitmez yeniliklerle, bir Türkiye."

Vaziyet
Deniz Som
Cumhuriyet
06.06.07

Pazartesi, Mayıs 14, 2007

Mitingler neyin baslangici olmali

Izmir’deki miting ne muhtesem olmus. Ben de ordaydim. Manen yani. Aslinda Izmir’e bilet sordum ama bulamadim. Bu tarihi anlarda ulkemde olmak istedim. Olmadi. Saglik olsun.

Umarim meydanlara yansiyan bu cosku sandikta da adresini bulur. Gerci bu konuda karamsarim. Sol hala birlesemedi. Ortalikta cesili senaryolar ucusmakta. Yazilip cizildigine gore Dogan Grubu Baykal’a arka cikiyormus. Baska kaynaklar Sezer ve DSPliler’e haksizlik yapildigini, Baykal’in dayatmaci bir politika izledigini yaziyorlar. Offf, artik gina geldi bu koltuk hesaplarindan. Artik milyonlarin cagrisina da kulak vermeyip hizipcilik yapmaya devam edeceklerse cehennemin dibine kadar yollari var hepsinin. Halk sandikta verir cevaplarini. Ulkenin hayrina mi olur artik, orasini bilemem.

Secimlere onceki secimlerden farkli bir tabloyla giremeyecegiz maalesef. Masallah partilerimiz en demokrat benim yarisinda ayni anda ipi goguslediler. Haftalardir tek bir konuda gorus birligine varmakta zorlanirken is baraji yuzde 10 yapmaya gelince kucaklasiverdiler. Temsil sorunu Quasimodo’nun kamburu gibi gene sirtimizda.

Parti baskanlari kendi haremlerinin sultani olmaya devam ediyorlar. Senin sacin uzun, listeye gir, sen girme boyun kisa mantigi devam ediyor. Parti ici demokrasi diye bir seyin varligindan soz etmek gene imkansiz durumda.

Mitinglerde en cok kadinlar seslerini duyurdu. Ama meclisteki erkek hegemonyasi bu secimde kirilabilecek mi? Umarim ama sanmiyorum. Son mecliste 550 vekilden sadece 24’u kadindi. Bu da yuzde 4.4’e tekabul ediyormus. Trajikomik.

Bir de su Cumhurbaskanini halk secsin olayi son dakikada AKePe’nin ortaligi bulandirma politikasi seklinde halkin onune atiliverdi. 4,5 yildir iktidardasin, yeni mi aklina geldi bu konuda yasa cikarmak? Kendi partinden birisini Cumhurbaskani secebilseydin, bu kadar acele etmeyecektin bu konuda. Zira AKePe’yi ulkenin cikarindan cok kendi cikarlari en cok ilgilendiriyor gorunuyor. Bu kadar demokratik (!) ve partizan tutum sergileyen bir partiye Cumhurbaskanini secmek onlarin demokratik haklaridir diye arka cikan zihniyetleri de yeri gelmisken burada tekrar kinamak isterim.

Amerikan ic politikasinda takip ettigim kadariyla Cumhuriyetciler bile gecen donemde cogunlukta olmalarina ragmen Baskan Pust bir yasa cikarmak istedigi zaman bunun icin ozel kampanyalar yapiyor. O sehir senin, bu eyalet benim geziyor, anlatiyor. Daha cok kendi saksakcilarina ama gene de bir zaman harcaniyor, oyle veya boyle tartisiliyor bu konular. Bir zemin hazirlaniyor. Burada ornegin Baskanlik secim sisteminde bir degisiklik yapilacak ve boyle son dakikada gececek meclisten. Mumkun degil boyle bir sey. Ama bizim Muz Cumhuriyetimizde oluyor boyle seyler. Muz uretimimiz Guney Amerika’dakine yetisemese de diger konularda bir eksigimiz yok cok sukur. Darbe mi istersin? Var. Muhtira mi istersin? O da var. Ziyadesiyle… Ama bence buradaki muz kavrami sadece askeri ve darbeyi kapsamamali. Turkiye kosullarinda asil sivil siyaset aslan payini almali bu rezillikten.

Gecenlerde uye oldugum forumlardan birisinde tartisiliyordu. Su anki seceneklerimiz maalesef Muz Cumhuriyeti mi yoksa Islami Muz Cumhuriyeti mi seklinde ise, ben sade olanini alayim lutfen.

O yuzden boyle Turkiye cok demokratikmis gibi davrananlari anlamiyorum. Bir kesim var. Utopik bir bicimde her konuda demokrat olduklarini iddia ediyorlar. Bu cok guzel bir yaklasim olmakla birlikte uygulamada tokezlemesi kacinilmaz. Bunlarin ulke gerceklerini gormekte olduklarina inanmiyorum. Bunlarin bazilarina gore seriat diye bir tehlike yok. Bu laik paranoyaklarin uydurmasi bir sey. Halkin anca yuzde 10’u seriat istiyor. Herkes inancinda ozgur olsun filan filan. Evet, ozgur olsun. Keske. Zaten ben de farkli dusunmuyorum. Ama seyhlerin, sihlarin, tarikatlarin kucagina dusmus bir Turkiye’de bu ozgurluk yasanabilir mi gibi basit bir soruyu kendilerine sormaktan aciz olmamali insanlar. Sistemli olarak getirildigimiz su noktada bu olamaz. Bu toz duman yere cokmeden kimse yasayamaz boyle bir ozgurlugu. (Damage is done.) Ne zaman ki din bu istismar gruplarinin elinden kurtulur o zaman bu asamaya gecilebilir. Sosyal adalet olur. Bir guven ortami dogar. Belki annelerimiz zamaninda oldugu gibi Kuran kurslarina gitmek guzel bir aktiviteye donusur. Biz gidemedik ama belki cocuklarimizi gondeririz. Belki torunlarimiz gider. Ezberci degil felsefi bir din ogretisi olur. Mecburi olmaz, isteyen alir.

Sorunun kaynagina inmek lazim ki cozume ulasabilelim. Cumhuriyet mitingleri de sorunun kaynagina inen guzel birer adim oldular. Halk ben buradayim dedi ve sesini duyurdu. Demokrasiyi oyuncak eden, arac olarak goren, din istismari yapan siyasilere ve Buyuk Birader’e demokrasi dersi verdi. Insallah ileride topal cumhuriyetimizi gercek bir cumhuriyete cevirmek adina da daha cok sokaklarda olunur. Bu meseleyi halledip bir digerine geceriz. Bu isin pesi birakilmaz. Belki omur tuketilir bu konuda. Ama tehlike iste ancak o zaman gercek anlamda savusturulmus olur. Iste ancak o zaman muz cumhuriyeti olmanin zeminini curutmus oluruz. Simdi de ben mi cok utopik konustum? :)

“Soz konusu vatansa, gerisi teferruattir”

Cuma, Mayıs 11, 2007

Batinin Yaklasimi

Son bir aydir Turkiye’deki siyasi trafige Bati’nin bakis acisini hayretle izlemiyorum. Bilakis. Tam da beklendigi gibi davraniyorlar aslinda. Ama bu benim midemin bulanmasina engel olmuyor.

Tandogan mitingi olduktan sonra sonunda halk sesini duyurdu, yalnizlik duygusu yok oldu, her kesimden insanlar laiklik vurgusu altinda birlesti diye dusunulurken NY Times hemen Turkiye’nin bolundugunu ilan ediverdi. CNN’e bakilirsa Turkiye’nin en liberal hukumetinin en bi demokrat Basbakaniydi RTE. BBC once laik elitlerin guc gosterisi dedi mitinge. Tabii sadece 200 bin kisi katilmisti. Iki hafta sonra bu sayi nasil olduysa 300 bin oldu. Var mi arttiran diye dusunurken...

Sonra Caglayan mitingi geldi. Bu kez sayi 700 bin olmustu, Allah razi olsun. Neyse, sayi olayi Caglayan’da bir taraflarina kacinca bu kez baska taktikler devreye girdi. CNN’deki miting videosundaki anlatim dikkati cekiyordu. Acik acik hukumet de istese en az bu kadar insan bulur dedi spiker. Ardindan Abdullah Gul’un aciklamasi geldi: “Biz en az uc katini toplardik” Demeclerdeki uyum mide bulandirdi. Insan sormadan edemiyor: Toplardin da, ne adina toplardin Abdullah Bey? Antilaiklik mitingi mi yapmayi arzu ederdin? Tabii bir cevap yok. Her soyledikleri gibi bu da havada asili duruyor oldugu yerde.

Agiz birligi etmislercesine RTE’ye ve Gul’e bir reformist gomlegini giydirmeyi uygun gordu bati basini. Gul Cumhurbaskani secilemeyince, RTE goturdu meclisi secime. Onun iradesiyle, onun kararliligiyla olmus gibi lanse edildi bati basininda. Turkiye bir kaosa onun sayesinde adim adim ilerlememis gibi.

Cumhurbaskanligi icin halk oylamasini ongoren yasa paketi meclisten dun gecti. CNN ve BBC “reform” paketini Turk vekillerin onayladigi haberini geciverdi aninda. Baskanlik sistemi gercekten Turkiye’nin yararina mi degil mi, daha enine boyuna tartisilmamisken, hukumet yangindan mal kacirir gibi geciriverdi yasayi. "Reform" yaptilar. Gene!! Hukukcular gugukcu yerine kondu. Gene!! Arkasindaki CNN ve BBC’ye mi guveniyordu acaba AKP? Yoksa cumhurbaskani Baykal olsun, valla billa secilir diye baskanlik sistemine sorgusuz sualsiz destek veren icerdeki libos basina mi? Allah allah, ise bak sen. Herhalde ikisine birden.

Secimlerin gundeme gelmesiyle bir anket yarisidir gitmekte. Birer secim anketi patlativerdiler JP Morgan ile Merill Lynch. Soyle sicagi sicagina... Tabii bu anketlerde AKP birinci parti. Hem de % 15 gibi bir farkla. Eee, AKP’ye de bu yakisirdi zaten, asagisi kurtarmazdi.

Gecen hafta The Economist’e kapak konusu olduk. Buyuk seref! Bati medyasi hakkimizda ne dese Tanri kelami ya! Milliyet sevincle duyurdu haberi: Economist’e kapak olduk! Economist’e kapak olduk! Neyse, ne diyordu basyazari? En bi liberal AKP hukumeti yasasindi! En bi islamciydilar, ama en bi liberaldiler de Allah icin. Economist'e gore demokrasi laiklikten onemli imis. Laik olmadan demokrat nasil olunacaksa? Ama bize de zaten ancak boyle yarim bir demokrasi yarasir, degil mi...

Liberallik de agizlara sakiz olmus durumda. Aslinda adamlar AKP’yi yere goge sigdiramamakta haksiz degiller. Bati’nin AKP’nin neden bu denli liberal, bu denli reformist oldugunu israrla vurgulamasinin altinda ne yatiyor?

Melih Asik’in dunku ve bugunku yazilarina bir bakalim:

Zehir Girisimci

Manisa mitingini izlerken sohbet ettiğimiz yurttaşlardan Manisa Belediye Başkanı Bülent Kar hakkında epey şikâyet dinledik... Hele bir de Pamuklu Mensucat olayı var ki... Tam anlamıyla yüz kızartıcı... Bakınız olaya...
Sümerbank Mensucat fabrikası özelleştiriliyor... Tesisi AKP'li Manisa Belediye Başkanı Bülent Kar'ın başkanlığını yaptığı Manisalı işadamlarından oluşan Ortak Girişim Grubu (OGG) 2005'te 3.7 milyon dolara (yaklaşık 5 trilyon lira) satın alıyor... Tesisin 90 dönüm arazisi var.
OGG, satın alma işleminden 4 ay sonra arazinin 55 dönümünü KİPA'ya satıyor... Kaça mı? Tam 13.7 milyon dolara... Yani tamamını aldığı fiyatın 4 katına...
Olay yargıya intikal ediyor... Danıştay yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Ancak davayı açan kişi 2 trilyon komisyon alarak davadan vazgeçiyor... Dava düşüyor...
Manisa CHP Milletvekili Hasan Ören konunun peşini bırakmıyor. Hazırladığı dosyaları dört bir yana dağıtıyor.
Birini de Başbakan'a iletiyor... Başbakan dosyayı Başbakanlık Teftiş Kurulu'na havale ediyor... Yapılan incelemede satılan tesisin gerçek fiyatının 47 trilyon olduğu ortaya çıkıyor... Özelleştirmenin iptali, tesisin geri alınması talimatı veriliyor...
Tesis geri alınıyor mu? Ne gezer... Tam geri alma işlemine geçilecek... Manisa OGG, 90 dönümlük araziyi, yaklaşık 46 trilyona apar topar Hollandalı bir firmaya satıveriyor...
Manisa OGG hem devletle hem hukukla kedi fare gibi oynuyor... Nerede bu devlet?

Deniz Feneri...

Almanya polisi, Kanal 7'nin Frankfurt'taki faaliyetlerini yürüten Euro 7 firması ile aynı binada faaliyet gösteren Avrupa Deniz Feneri isimli derneğin merkezine 23 Nisan'da baskın düzenledi. Çünkü, Deniz Feneri Derneği'nin Euro 7'ye 7 milyon euro'ya yakın para aktardığı tespit edilmişti... Bir de gemi meselesi çıktı ortaya... Birkaç gün önce Haydarpaşa Limanı'na çekilen Atlas 1 adlı geminin Euro 7 tarafından 1.1 milyon euro'ya satınalındığı söyleniyor.
Bütün bu hengâme içinde dikkati çeken mi? Kanaltürk televizyonu veya ADD'ye (herhangi bir ihbar olmadığı halde) Maliye denetçileri gönderen AKP hükümetinin Almanya'da patlayan skandalın Türkiye uzantılarını hiç soruşturmuyor olması...

Bunlar sadece ayyuka cikan orneklerden birkaci. Buzdaginin gorunen ucu da diyebiliriz herhalde. Ne bicim paralardan bahsediyoruz? Kafamizin almadigi ne tur cikar hesaplari donuyor?

Artik sagir sultan, ekonomiden en anlamayan bile duydu herhalde Turkiye’deki sicak para politikasini. Ulkeye hicbir yatirim yapmayan yabanci sirketler, dunyadaki en yuksek faiz oraninin oldugu guzide ulkemizde milyonlarina milyonlar katarken, Turk insaninin aslinda nasil Yunan emeklisi icin calistigi gozler onune serildi. Yigit Bulut yazdi. Ama ekonomimiz tikirinda, 2001’e gore cooook iyi durumda Turkiye, degil mi? Maazallah batili "yatirimciyi" korkutmaya gelmez.

Zincirin simdilik son halkasi ise Pirinc Hanim’in butun bu soylemlere destek vermesi oldu. Yeme de yaninda yat! Haber NTV’de. O da deyiverdi sonunda: AKP Turkiye’yi Avrupa ile butunlestiriyormus!! AB ile ne kadar butunlestigimiz ortada. Hatta oylesine butunlestik ki Avrupa deyince akla ilk gelen Turk, Turk deyince Avrupa oldu artik, o derece.

Butun bu yukarida yazilip cizilenleri bir kenara birakalim. Sadece Irak’a demokrasi goturen disi kus Pirinc Hanim’dan boyle bir referans bile AKP’nin bu ulkenin hayrina degil serrine oldugunun bir gostergesi sayilabilir. Is sadece turbanli bir Cumhurbaskani esi istememenin cok otesinde yani. Anlayana tabii.

Çarşamba, Şubat 28, 2007

Yavuz hırsız

Şimdi, yanlışım varsa düzeltin lütfen. Bir ülkenin kalkınmasına katkıda bulunmak, ülkeyi daha yükseklere taşımak kimin başlıca görevidir? İktidarın değil mi?

Anlaşılan yavuz hırsız gene ev sahibini bastırmış. Baksanıza, icraatının 5. yılına giren hükümetin değil Cumhuriyet Gazetesi’nin göreviymiş bütün bunlar. Valla ben de Milliyet’in yalancısıyım. Alın, buyurun, okuyun okumadıysanız:

Erdoğan'ı kızdıran reklam!...

Salı, Şubat 27, 2007

'Titanic' Faciası Yaklaşırken 'Aydın'larımız!..

GÖRÜŞ

BEDRİ BAYKAM

'Titanic' Faciası Yaklaşırken 'Aydın'larımız!..

Türkiye Cumhuriyeti'ni sessiz ve soğuk bir kış gecesinde engin denizlerde seyreden bir gemi olarak kabul edersek, hemen eklememiz lazım ki, önümüzde koca bir buzul bekliyor ve bu azman parça tam rotamızın üstünde.

Cumhuriyet gazetesi, körelmiş, beyninin tüm aydın refleksleri dumura uğramış kişileri tokatlayarak uyandırmak istercesine bir kere daha "Tehlikenin farkında mısınız" sorusunu soruyor, yolun Atatürk Cumhuriyeti'nin sonuna gelip dayandığını vurgulayan o çarpıcı manşetini atıyor. Lütfen o gazeteleri saklayın; onlar çok önemli birer belge, tarihe düşülmüş not olarak hatırlanacak son derece vahim izler. Bu buzulun farkı şu: Facia ve çarpışmanın önümüzde dikildiğini göre göre bodoslama ilerlemeye devam ediyoruz. Ve o buzulu bir dolu insan, yıllardır toplumun aymazlarına ikaz ediyor!

Bakın, 1993'te, "Şeriatçılar bu gidişle yaklaşan belediye seçimlerini alacaklar" diye o günlerde SHP-CHP-DSP'yi uyarıp Taban Operasyonu hareketini on binlerce imza ile başlatmıştık. Siyasilerimizi nihai felaketin tohumunun ciddiyetine ikna edemeden... Bugün 14 yıl sonra neredeyiz, göz atmaya var mısınız? Neredeyse tüm büyük şehirler dahil, belediyeler AKP'de, parlamentonun neredeyse 2/3'ü AKP'de, ve... Türkiye şu yaşanamayan kışın derin uykusundan uyanmazsa, Cumhurbaşkanlığı da iki-üç ay kadar sonra AKP'de... Tabii bunun üniversite rektör atamaları ve hukuk sistemimize, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere getireceği yıkımlar ortada... Yani 1993'te "paranoya" denilen her ikazımız bugün ne yazık ki gerçekleşiyor. Ve işin acısı, tablo her gün toptan kararmaya giderken aydınlarımızın ezici çoğunluğu hâlâ olan biteni algılayamadan günlük hayatlarını yaşamakla meşguller!

***

Atatürkçü aydınlarımız, artık 90'ların başında yaptıkları gibi pek "solu birleştirme" çabası içinde değiller. Ne kadar acı bir itiraf değil mi? Çünkü önce o yıllarda DSP, şimdi de CHP bu birleşmeye gönüllü bir arayış içinde değil. İnsanlar da artık yılgınlık içinde. 795'inci "ret" cevabını ve kimseyi ikna edemeyen uydurma gerekçeleri, "Birleşme sandıkta olacak" masallarını dinleyecek takatleri kalmadı.

Anti-Kemalizmi, gizli ya da açık bir şekilde, 80 sonrasının 2. Cumhuriyetçi şablonları ve ılımlı İslamın meltem rüzgârlarıyla yaşamına geçirmiş "sözde aydın" kesimin durumu daha vahim. Onlar, Titanic faciasına parmak kala hâlâ beyinleri uçmuş bir şekilde Atatürk 'e, Kemalizme ve Silahlı Kuvvetler'e sürekli taş atmakla meşguller. Bu hanımefendi ve beyefendilere göre, Kemalistlerinki basit bir "Laiklik elden gidiyor" paranoyası! Akıl almaz bir sorumsuzlukla, her fırsatta Atatürk'ün tarihteki karşıtları bir vesileyle övülüyor, 27 Mayıs'a karşı tamamen tek yanlı bir linç kampanyası götürülüyor, Atatürkçü uyarılar "laikçi fetvası" olarak sırıtmalar eşliğinde çöpe bırakılıyor ve gündem başka noktalara kaydırılıyor. Şeriatçılığın karanlık yüzü, özgürlük düşmanlığı, kadınlara reva gördüğü 3. sınıf muameleler, basına sansürle yapılan gizli-açık restleşmeler, hiçbir şey umurlarında değil. Onlar için neredeyse köktendincilik ve tarikatçılık, bir toplumun "ceberrut devletçi anlayış" a karşı haklı tepkisi, alkışlanacak "sivil toplum" hareketi(!). 1923 Cumhuriyetini ucundan kenarından eleştiren bir şey varsa, bu onlar için çok "makbul" oluyor bugün...

***

Bizim de demokratik yönde acilen değiştirilmesini istediğimiz 301. madde için gösterilen çabaların onda biri, "laiklik" konusunda akıllarına gelmiyor. O çok sevdikleri internetin sansürüne bile adım adım yaklaşıyor olmamız, gözlerini açmaya yetmiyor. Çocuk pornosu ve Dink cinayetinin, nasıl internette tüm siyasal-eleştirel-erotik-mizahi dünyayı planlı bir şekilde yok etmek için devreye sokulduğunu anlamıyorlar. Ellerinden gelse, bir yolunu bulsalar, suçu orada bile yine Mustafa Kemal'e çıkarırlar! Dink'in ölümü hepimizi sarsmış, adam kalkıyor, sekiz sütun röportaj veriyor, "Bütün faşist cinayetler pusuda işlenir" . Bu zeki ve duyarlı aydın sözleri mi, yoksa canilere uzatılmış yeni bir provokasyon mu? Yani "göbekten ve karşıdan" işlenecek cinayetler daha "makbul" şeklinde bir öneri mi bu? Her bayrağını ve ülkesini sevene, kanıt göstermeden zavallı ve ilkel bir anlayışla anında "ırkçı-faşist" diye saldırmak ise, vazgeçemedikleri bir ilkel refleks.

Sevgili globalci, AB'ci, liberal-sosyalist (!) aydınlarımız için AKP ve yöneldiği İslamcı-faşizmi yok saymak ilginç bir sendrom halini aldı. Burada not düşüyorum: Tarih sizi affetmeyecek. Uzatmaları oynuyorsunuz.

Özet bilanço şu: "Sine-i millete dönüş" bile aylardır konuşulmaz oldu. Kum saati çılgın gibi akıyor ve halkın geçim derdi dışında iki büyük sorunu var: Genç adam, gecesine 300.000 dolar önerdiği kızımızla evlenip, kendi hayatına bir büyük ekonomik (!) kazanç sağlayabilecek mi, Fenerbahçe 6 puan farkı koruyabilecek mi? Allah akıl fikir versin!

Cumhuriyet

27.02.2007