Salı, Ağustos 28, 2007

Benim de Cumhurbaskanim degil

Tarihi bir gun. Cankaya'ya bir islamci cikti. Evet, mesrudur cikisi. Secimlerde alinan galibiyetten sonra Cumhurbaskanini secmek AKePe'nin hakkiydi. Uzlasma aranabilirdi tabii, ama bunu beklemek fazla iyimserlik olurdu, netekim oyle de oldu.

Gul neden benim cumhurbaskanim degil? Ozal ve Demirel nasil benim cumhurbaskanim olmadiysa o da oyle degil, bu kadar basit. Antiemperyalist degil Gul. Halkci degil, milliyetci degil. Sicili temiz degil. Dokunulmazlik zirhina burunmus bir zanli. Ustune ustluk dinci. Dikkat, dindar degil!!! Din ve dunya islerini turban kilifina sokmus bana yutturmaya calisiyor, ama yemezler.

Gitmis 30 yasinda koskoca herifken 14 yasinda kizla nisan yapmis, 15'inde de evlenmis. Sonrasinda bu kizin ne okumasina, ne birey olmasina izin vermis. Yaptigi ilk islerden birisi bu kizin, yani esinin basini kapatmak olmus. Evet, ondan sonra secimden, ozgur iradeden bahsedin siz biraz daha kahrolasi libos tayfasi. Esinin bile kendisiyle esit olmadigina inanan birinden demokratik tutum bekleyin. Hangi bir tarafiniza guveniyorsunuz bunu talep ederken sorarim.

Kafasinin ici orumcek agiyla orulu birisinin karisinin basi acik olmus veya kapali olmus, kac yazar? Kac tane esinin basi ortulu var ki, kafasinin ici tertemiz. Gul onlardan biri mi sorarim? Ama cevabi herkes pekala iyi biliyor. Peki o kafasinin ici tertemiz, ustu ortulu olan birini Cumhurbaskani secer miydik? Hayir gene de secemezdik. Bugun Turkiye'nin getirildigi durumda buna maalesef imkan yok. Peki bunun bas sorumlulari kimler? Basortusunu gerici siyasetin sembolu yapanlar degil mi?

Bu gercegi goren egitimli Turk halkini elit diye yerden yere vurun siz. Bu ozgurluk masallarini yutmayan, genc kizlarimizin cilesini bilen, egitim birliginin bolundugunu goren, tarikatlarda beyni yikanan genclerimiz icin uzulen halkimiza elit deyin. Feodal duzende yasayan, kadini asagilayan, paranin kolesi olmus, acliktan nefesi kokan, medyanin yonlendirebildigi kitlelere halk deyin. Cunku asil halka tepeden bakan sizlersiniz. Turk halkinin layik oldugu seviyenin bu olduguna inanan, asagilik kompleksiyle kivranan sizlersiniz. Sizden daha ala halktan kopuk, daha ala "elit" olunabilir mi? Asil "Beyaz Turk" sizlersiniz!

Hadi herkese iyi gunler benden. Hazir bunlar daha iyi gunlerimizken...

Salı, Ağustos 21, 2007

Gerizekalilik parayla degil...

Canim memleketim. Canim basinim. Ana basliklardan verilen habere bak sen...

Buna benzer bir konuyu daha once buraya tasimistim (Baslik: Yasanmis bir Olay). Baklavaya konulan vanilya ozundeki alkol rahatsiz ediyorsa risottoya koyulan sarap haydi haydi rahatsiz eder. Hakli efenim Cisisleri Bakanimiz. O gitsin boyle seylere kafa yorsun zaten. Tabaklari sofralara firlatip sahneler yaratsin. Gitsin valiyi filan isinden etsin hirsini alamayip. Az bile yapmis. Gitsin "iyi" musluman olsun o. Hepimize lazim ne de olsa di mi...

Ama mustehak bize ya, neyse... Girmeyecegim bu konulara.

Efenim, bu sacmalik hakkinda bir kimyager olarak gorusumu belirtmiyorum. Kafasi az bucuk calisan herkes mantik cercevesinde bu konuya dogru yorumu getirecektir. Kimyager veya ilahiyat profesoru olmaya gerek yoktur.

Cuma, Ağustos 17, 2007

Kore'den Kalanlar

Kore gezimiz ikinci ayagimiz olan Seul'le devam etti.

Seul buyuk bir metropol. Hayat daha cok sokakta geciyor ve epey hareketli bir sehir. Biz de Seul'un alisveris ve restoranlariyla unlu Myengdong civarinda kaldik. Burasi Chanel, Louis Vutton, Fendi gibi unlu markalarin merkezi olmasinin yani sira isporta turunden magazalardan normal siradan markalara kadar herseyin bulunabilecegi bir mekan.

Her aksam karanlik basarken bir hareketlilik oluyor. Yiyecek satanlarla,

DVD, ayakkabi ya da akliniza ne gelirse satanlar bir bir standlarini kuruyorlar. Neredeyse her gece biz de bu kalabaliga karistik.

Ertesi gun saray gezelim dedik. Seul'de Kore tarihinde en uzun donem yonetimde olmus Joseon hanedanindan kalanlar dahil dort ayri saray var. Biz Gyeongbokgung sarayini gezdik. Sarayin gecmisi 1200'lu yillara uzaniyor. Ancak 1500'lerdeki Japon isgali sirasinda saraylar yerle bir edilmis. Hatta sarayin tam karsinina Japon generalin karagahini yapmislar. Daha sonra bu karagah yikilmis ve saraylar 1800ler'de orijinaline uygun olarak tekrar insa edilmis.Saray binalari ahsaptan ve icleri genelde bos. Restorasyon calismalari ve bina eklentileri hala devam ediyor.

Sarayin bitisigindeki Kore Halk Muzesini de gezdik. Burasi da hayli enteresandi. Aslinda en cok burada iyi vakit gecirdik, zira ingilizce ayakli tercume ile dolasinca hersey pek bir netlesti.
Geleneksel kimchi yapimi ile ilgili bu canlandirma pek hostu.

Ertesi gun Koreli arkadasimizla bulusup Insa Dong denen sanat ve alisveris bolgesinde dolastik. Dong bolge demekmis zaten. Zart Dong, Zurt Dong, her yer bir Dong.

Sevdiklerimize ve kendimize ivir zivir hediyelik alinabilecek ne varsa burada hallettik. Ben de yanimizdaki arkadasimizdan mi cesaret aldim nedir, bir pazarlik damarim kabardi. 30 bin Won diyor, 25'e olur mu diyorum (1 Won 0.9 dolar), cok bir sey farkedecekmis gibi. Kore'yi genel olarak Turkiye'ye cok benzettigim icin midir nedir, hic sorgulamadim pazarlik olayi nasildir diye. Kafadan girdim. Meger pazarlik yapilmiyormus :P Ama bunu anlayana kadar bazi seyleri daha ucuza almayi basardim nasil olduysa...
Dolasmaktan yoruldugumuzda arkadasimiz bizi ara sokaklardan birinde onsuz asla bulamayacagimiz bir Cay Evine goturdu. Geleneksel ev yapimi Kore caylarindan ictik. Bunlar yazin buzlu, kisin sicak iciliyormus.
Tatlarini anlatmak gerekirse, bizim arkadasin ictigi kusburnu receli tadindaydi. Bizimkiler ise, soldaki bol tarcinliydi, akide sekeri gibiydi tadi. Digeri ise sutlaca benziyordu. Zaten goruntusu de sutlaci epey andiriyor.
Son gunumuzde tipik bir turistik gezi yapip Seul Tower'a cikalim dedik. Tam gununu secmisiz. Sansimiza pustan hicbir halt gorunmuyordu. Sadece bu teleferikle kulenin oldugu tepeye kadar ciktik. Birer bira icip gerisin geri asagi indik. Bir dahaki sefere artik :P

Bunlar da Seul'de ve genel olarak her bir tarafta gorulen evler. Her taraf Atakoy'e benziyor. Ev fiyatlari oldukca pahaliymis, ozellikle Seul'de. Yuksek binalari gorunce ve Japonya'ya yakinligi sebebiyle deprem riski olup olmadigini sordum. Yokmus. Iyi bari, icleri rahat rahat otursunlar bu evlerde dedim.
Bir de Namdemun Market denen bizim Mahmut Pasa Yokusu'nu aratmayan bir sokak pazarini dolastik. Kendime bir cift corap bilem aldim. Burada gordugumuz enteresan yiyecekleri ve baska atistirmaliklari bir sonraki yaziya birakiyorum. Heyecanla bekleyiniz anacim.

Salı, Ağustos 14, 2007

Jetlag arasi yazi

Donduk efendim. Kore, sonra Amerikanya, sonra Turkiye sonra gene Amerikanya derken bir de bakmisim bu uykusuzluk canima okumus. Simdi eve de gidemiyom, bari dedim bloga yazayim bi kac bi siyler...

Turkiye tatili pek guzel gecti. Bundan boyle hep basbasa tatil yapacak biz.

Bol bol yuzduk, daldik, neyse ki cikabildik. Hatta ilk kez gece dalisi yaptim. Oncesinde biraz tirstim ama cok cok zevkliydi. Dalis yapan ve gece dalmamis olanlara tavsiye ediyorum.

Anladim ki ben dalis yaparken cesitli mahlukatlar gormekten en cok hoslaniyorum. Yani oyle batiga neyin de daldik, amfora mamfora da gorduk ama hicbiri gece dalisinda yakaladigim o telas icinde kosturan ve isigi yiyince donakalan ahtapotcuk kadar mutlu etmedi beni. Isigi yiyince zavalli hayvanlar oyle bir dumur oluyorlar ki tam o salak balik bakislarindan firlatiyorlar insana. Eh, insanogluna da bol bol suzmek kaliyor hayvani.

Ayricana yuruyen kocaman bir kabuk, hani su Kore'de yediklerimizden ama dev boyutta olanindan, bir adet ufak subye, bol bol tavsan baligi falan gordum. Cok bir halt yoktu yani aslinda ama gene de zevkliydi. Ertesi gun ise Kas'ta yaptigimiz dalista Erik de ben de bok baligi gorduk. Yani bir bok gormedik. Cok esiyordu o gun hava, o yuzden yakin koylarin birinde dalis yaptik. Maalesef tam bir hayal kirikliydi. Ama dalis yapmak yine de iyi geliyor.

Bir de bol bol Likya mezari gorduk. Sualtinda degil, hayir. Ondan sonraciima, begonvilin seksen cesit renklerini gorup hasta oldum. Kalkan super bir yermis, Kas da oyle. Ama Kalkan daha sirin ve otantik kalmis. Ulasim tam bir bas agrisiymis yalniz oralarda. Taksiler 1 km icin 12 milyon aliyorlar. Sonra biraz yumusuyorlar. 30 km icin 40 milyon istiyorlar. Geceleri Kas'tan Kalkan'a gec saatte gitmenin tek yolu taksi. Valla en son bi Izmir arabasi kalkiyor saat 9'da onu yakaladin yakaladin, yakalamadin, ver 40 milyonu. Biz vermedik de... Bir dahaki sefere, o da olur insallah, araba kiralayip gitmeyi dusunuyoruz oralara.

Bi de Patara plajina gittik. Aslinda plaj 18 km uzunlugundaymis. o kismi ilginc tabii ama biz zaten burada okyanus plajlarinda dalgalarla yeterince bogustugumuz icin pek ilginc gelmedi bana. Ben boyle sakin, dibi gorunen ve mumkunse turkuaz renkli denizden alayim. Aldim da zaten :) Tatile gittim, bi tarafim kalkti. Oh ne guzel denize girdim diye dolaniyom ortalikta.

Bu guzel deniz isinin en guzel yani ise yuzmenin sirt ve boyun agrilarima ne kadar iyi geldigini kesfetmem oldu. Bir haftalik yuzmenin karsiligi olarak yaklasik 10 gundur sirt agrisiz bir insanim. Hem de son derece rahatsiz bir koltukta uc gece uyumanin ve uzun ucak yolculugunun ardindan. Kilo verdim mi bilemiyorum ama vucudum da sekle girdi. Bu gazla insallah okulun havuzunda yuzme olayinin suyunu cikarmayi planliyorum.

Ay amma gevezelendim.

Bugun dondum, is guc yaptim, o bile kotu degildi. Yalniz simdi eve gitmek istiyorum mumkunse. Gozlerim kapaniyor.

Yakinda Kore gezimizin geri kalanini ve super tatilimizi bir kac foto ile senlendirip oyle anlatmayi planliyorum. Boyle boyle.