Pazartesi, Aralık 11, 2006

AB ilişkileri

AB ilişkileri ile ilgili yaklaşımlar nedeniyle biraz daha ciddi bir şeyler de koyayım istedim bloga. Bazı yurtsever, aynı zamanda AKePe-Sever yazarlarımızın aksine (bu ikisi aynı anda nasıl varoluyor, o da ayrı bir oksimoronluk örneği) bu konuda yıllardır yazan, deyim yerindeyse dilinde tüy bitmiş olması gereken ama vazgeçmeyen bir uzmandan bu yazıyı seçtim, taze:

BIÇAK SIRTI

EROL MANİSALI

11 Aralık 2006

Cumhuriyet

Avrupa Birliği'nin Nesine Karşıyım?

1) AB ile yapılan ve Türkiye'yi bir sömürge durumuna düşüren, "iktisadi, siyasi, hukuki, tek yanlı anlaşmalar yüzünden" AB'ye karşıyım. Çünkü bu anlaşmalar demokratik, uygar ve egemenliğin millette olduğu bir devletin değil, "ancak bir sömürge toprağının işbirlikçi yönetimlerinin yapabileceği anlaşmalardır".

2) AB ile kurulan tek yanlı düzenin, Türkiye'yi yıllardır sömürmekte oluşuna karşıyım. Bu tek yanlı düzen yüzünden yerli sanayi çöküyor; çiftçi bir uydu durumuna sokuluyor; bankalar, iletişim, ulaştırma, doğal kaynaklar yabancı tekellerin eline geçiyor. Bu durumu yaratan AB'ye karşıyım.

3) AB ile kurulan ilişkilerin, "Türkiye'nin tüm dünya ülkeleri ile olan ticari ilişkilerini sınırladığı ve ipotek altına aldığı için" AB'ye karşıyım.

4) AB'nin Türkiye'yi " sıfır maliyetle kendisine bağlayıp" , bekleme odasında iğfal ettiği için ona karşıyım.

5) Türkiye'yi tam üye yapıyormuş gibi kandırarak, "adım adım özel statüye doğru götürmesine karşıyım"

6) Kürdistan, Ermenistan ve Patrikhane projeleri ile Türkiye'yi yavaş yavaş bölme politikalarını izlediği için AB'ye karşıyım. PKK ve Öcalan 'a sistemli verdiği destek; hukuk skandalları ile mahkemelerinin aldıkları kararlar, "Türkiye'yi adeta bir düşman gibi ilan etmelerine yol açtı" . Bunun için AB'ye karşıyım.

7) İşçi haklarının, memura grev hakkının yerine sadece bölücü ve bireyci haklara yöneldiği için AB'ye karşıyım.

8) İktisadi, hukuki, siyasi ve dini sorunlarda, "AB'nin sürekli olarak çifte standart uygulamasına karşıyım" .

9) AB'nin Atatürk ve Atatürkçü düşünceye karşı olmasına karşıyım.

10) AB'nin içine kapanarak ,"onlar ve ben diye ayrım politikaları izlemesine karşıyım" .

11) "Türkiye'de milletin egemenliği yerine, piyasanın egemenliğini dayatmak istemesine ve sosyal devleti ortadan kaldırmasına" karşıyım.

12) Türkiye'de, "emperyalizmin maşaları olan işbirlikçilere destek vermesine" karşıyım.

13) AB'ye, işçilerimi işsiz bırakan bir sömürge düzeni yaratmaya çalıştığı için karşıyım.

14) AB'nin "işbirlikçi İslamcı siyasilerle birlikte çalışarak" Lozan'ı ve Atatürkçü değerleri yıkmak istemesine karşıyım.

15) "TSK'yi bir düşman gibi görerek, İslamcı ve diğer işbirlikçilerle ona saldırmalarına karşıyım." (*)

Ben, AB ile ilişkilerimizde bütün bu anormalliklere karşıyım.

Sonuçta, AB'nin Türkiye'yi yeniden sömürgeleştirmek istemesine karşıyım. Avrupa Parlamentosu'nun 1994'ten itibaren Türkiye'ye ilişkin kararları alt alta konulup okunduğunda; 17 Aralık 2004 ve 6 Ekim 2005 belgelerinin yanına Gümrük Birliği yükümlülüğünü getiren 6 Mart 1995 belgesi konulduğunda; 6 Mart 1995'ten bugüne kadar geçen sürede Türkiye-AB ilişkilerinin olumsuz sonuçları iktisadi, siyasi, hukuki ve kültürel boyutlarıyla net olarak görülmüş olur. Bu gerçeği aklı başında olan hiç kimse yadsıyamaz.

(Karşı)lar neden artıyor?

Ben AB'ye neden karşı olduğumu tek tek saydım. Bunları yıllardır söyledim ve yazdım. Aıtık bıçak kemiğe dayandı; halk görüyor, kimi iş çevreleri artık konuşuyor. Sağduyu sahibi yazarlar köşelerinde yazıyor. Meclis'tekilerin söyleyemediklerini asker söylemek zorunda kalıyor.

- İşçi, AB yüzünden işsiz kaldığını; köylü, Batı tekellerinin dayatmalarının kendisini zora soktuğunu artık anladı.

- Tekstil, ilaç, demir-çelik, mobilya ve daha birçok sektör "yaşadıkları haksız rekabete" isyan etmeye başladılar. AB ile imzalanan tek yanlı anlaşmaların sonuçları ile yüzleşmeye başladılar.

Soru şu; halkın büyük çoğunluğunun gördüğü ve yaşadığını Meclis, hükümet ve siyasal partiler ne zaman görecek? Ne zaman kendi milletinin Meclisi, hükümeti ve partisi olacaklar?

- Ya da ulus, "göstermenin yolunu ve yönetimi" öyle ya da böyle bulacak...

(*) Avrupa'nın Askerle Kavgası, Truva Yay. 2006

4 yorum:

fethiye dedi ki...

kendimi bu kadar iyi ifade edemezdim ama basindan beri karsi oldugum bir sey varsa o da bu AB'ye katilma takintimizdir. AklIni basina toplayip, gercekten bu ulkeyi cikmazdan kurtarabilecek bir hukumetin isbasina gelmesini, halkin bu istemini cok gec olmadan, gerekiyorsa sokaklara dokerek dile getirmesini dort gozle bekliyorum.

Taurus dedi ki...

ben kabaca sunu diyorum kisaca 'biz ab'ye girmeden ab bize coktan girdi bile' ama haberimiz yok malasef. istedigimiz kadar yazalim, konusalim ama bu hukumet ile cok odunler verildi, cok topraklar satildi ve ulkeyi ucuruma surukleyen gelismelere imzalar atildi.

Ic savas cikma ihtimali bile var.

Bir asiri milliyetci(ben oyle gordum bazi sozlerinden oturu) adamin arastirmasi vardi eu hakkinda, eu'nun ulkemizdeki universiteler ve yerel derneklere para yardimlarini gosteren. Onu okumadiysaniz okumanizi oneririm.

Arastirmada o kadar acik ve net gosteriliyorki yardimlarin yapildigi yerler ve o yardim alan yerlerden surekli cikan catlak sesler ulke butunlugunu tehlikeye sokacak.

oturup kalkip millet daha amerika amerika diye kurtlar vadisini yasasinlar asil ulkemizin belasi eu'ya ulke teslim edilirken.

Pru dedi ki...

son 65 yıllık dönemde biz,millet olarak 'biz' olmayı bilemedik kanmca.Bunu tekrar hatırladığımızda ,kendimize sahip çıktığımızda,böyle koyun gibi oturup birilerinin bizi almasını beklemenin anlamsızlığını farkedeceğimizi umuyorum.Sepetteki çürük elmalar ayıklandığında biz bize yeteriz.Akıllarınca kaz gelecek yerden tavuk esirgemiyorlar da bizi kaz yerine koyduklarının ayırdındalar mı acaba?Gerçi çıkarlar dünyası ya bu,herkes her şeyin farkında,ama cebi dolduğu sürece ses çıkarmamak ,gerisini boşvermek moda.

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

ülkemizde olan bitene karşı olan duyarlılığından dolayı sizi kutlarım.

dünkü cumhuriyette bir yazı vardı, fransızın biri söylemiş "türkiye AB nin metresi. ne alıyor ne de bırakıyor"

almayacaklar, neden alsınlar ki. bir ülkede bu kadar gelir dengesizliği varsa, bölgeler arası kültür farklılıkları uçurumlar gibiyse neden alsın.

hem biz neden girmek için çaba gösteriyoruz ki.. AB ye girmek için harcadığımız enerjiyi başka şeylere harcasak daha evla.. diye düşünüyorum..