Çarşamba, Ağustos 30, 2006

Boston Lettuce

Gecenlerde aldigimiz ani ama pek isabetli bir kararla Boston Lettuce’de oturan arkadaslarimizi ziyarete gittik. Ozlemisiz. Kavustuk ve samata basladi. Havanin muhalefetine ragmen gayet guzel vakit gecirdik. Boston Allahin midwest’i degil tabii, yapacak tonla sey var. Ilk gun yagmurlu olmasina ragmen sehirde biraz dolandik ve sonra epey usuyunce sinemaya gittik. Illusionist’i izledik.

Ertesi gun gunes acinca biz de balinalari bi ziyaret edelim dedik ve Maine’in kucuk bir sahil kasabasina dogru yola ciktik, oradan ogleden sonra kalkan tekneye yetismek uzere. Yetistik yetismesine ama sebebini tam olarak anlayamadigimiz bir kalabalik vardi ortalikta. Biletlerimizi aldik, suna binip balinalari gormek icin:

Beklerken de 4,5 saat surecek tekne gezisinde acliktan tepinmeyelim diye bir seyler alalim dedik. Her taraf deniz urunu kayniyordu, tam cennet. Bu istiridyelerden aldik, superdi.

Sonra yola koyulduk ve Atlantik’e dogru acildik. Yaklasik bir saat kadar gittikten sonra teknemiz yavasladi. Kaptan kendince bir seyler anlatiyor gibiydi, cunku hoparlorlerden hicbir sey anlasilmiyordu. Yaw, bu hoparlorler her yerde boyle midir? Turkiye’de de otobus mola verdigi zaman yapilan anonslardan bir kelime bile anlamisligim yoktur simdiye kadar. Allahtan arada chshgdif …ihtiyac….bxchgs….. caylar…. gibi hayati kelimeleri kapabiliyor insan. Ama koskoca Atlantik’in ortasina kadar gelmisim balinalari gormeye, duymak istiyorum haklarinda soylenenleri… Dolayisiyle stratejik bir karar alarak kaptan koskunun yanina mevzilendik biz de. Soylenenleri hoparlorden degil birinci agizdan rahatca duyduk. Sonra balinalar gosterdiler kendilerini. Maalesef sadece govde kisimlarini gorebildik, bir kuyruk gostermediler :PP

Hatta boyle kendilerini tamamiyle suyun disina atiyorlar ama ondan sadece iki kere olmus koca bir yaz boyunca. Neyse, o balina senin, bu balina benim, cikti, tekrar dibe daldi filan derken saat epey gec oldu ve biz artik goremedigimiz kiyiya dogru yola koyulduk. Kiyiya varmak uzereyken kaptan ve ekibine bildikleri iyi bir restoran var mi diye sorduk. Maine’in istakozu meshur, tadina bir bakalim dedik. Gayet yardimci oldular. Hatta local guide’da bizim kaptanin fotografi basilmis, imzasini istedik geyigine, bizi kirmadi sagolsun Kaptan Gary:

Hatta bi baktim samimiyet dozu epey artmis, Gary amcam omzuma kolunu filan atmis. Buldu guzel kizlari tabii :PPP:

Bu restoran sohbeti sirasinda da ortaya cikti ki Baskan Pust da bir dugune katilmak uzere bu kucuk kasabaya tesrif buyurmus o gun. Bir baktik ortalik sahil guvenlik botu kayniyor. Teknedekilerden birisi “what a waste of taxpayers’ money” gibi bir yorumda bulundu. Bunu gulusmeler ve kafa sallamalar takip etti. Ahan da dugun cadirinin fotosu:

Baskan Pust ortalikta yoktu tabii...

Bu arada inanilmaz bir gelgit olayina sahit olduk. Dondugumuz zaman sular yaklasik bir 10 m kadar cekilmisti. Okyanusun gelgiti bi baska oluyormus. Before picture yok ama after soyle bisi:

Sonraciima, tekneden indikten sonra benim hadi bu sirin kasabayi azicik gezelim, dukkanlara bakalim onerilerim meclis karariyla reddedildi. Aclik ve istakoz aski baskin gelmisti. Teknedeki ekibin tavsiyesiyle nispeten ucuz ve tabiri caizse halk tipi bir yere gittik. Aman iyi ki de gitmisiz, zira bu istakoz canim, oyle kibar kibar yenecek bir bocuk diilmis.

Once istakozlarimizi sectik. Hepsi yaklasik birer kiloluk olanlardan adam basi birer tane soyledik. Masallahlari vardi. Yaninda da bira, coleslaw ve haslanmis misir. Mmmm...


Bocuklerin viyaklamasini filan duymadik ama kaynar suda haslanmalari bir 15 dk kadar surdu. Sonra gelsin kirmizi istakozlar.

Servis edilen seylerin arasinda, findik/fistik kiracagi, minik bir catalcik ve bir de onluk cikti. Onluklerle muthis komik bir goruntu olustu ama hakkaten gerekliymis. Takarken pek bir eglendik, bebeklik gunlerimize filan donduk :PP

Ohom, vejeteryan olanlar buradan itibaren okumayi birakabilirler. Aa, hatta viyaklama kisminda da birakmis olabilirler…

Efenim, once hayvani kuyrugundan tutup guzelce bi cekiyorsunuz. Canim, kedi mi bu?? Yok, ama kuyrugundan yakalama kismi dogru. Sonra 90 derece cevirip govdeyle kuyrugu ayiriyorsunuz birbirinden. Bu sirada hatiri sayilir bir miktar haslanmis su ve hayvanin “hardali” denilen yesil “sey” oraya buraya, ustunuze basiniza, masaya, her yere yayiliyor. Siz israrla kaynar olan kuyrugu parcalayip ete ulasmaya calisiyorsunuz. Buraya kadar basariyla geldikten sonra icindeki damari bulup cikartmakta fayda var. Oyle yaziyo “nasil istakoz yenir” brosurunde… Bu arada biradan bir iki yudum icmeyi ihmal etmemek lazim, stresli bir is bu istakoz yemek zira… Kuyruk kismini mideye indirdikten sonra sira bacaklara geliyor. Bence tamamen bir vakit kaybi bu bacak kismi. Azicik bir et cikiyor, o da sansliysan. En son kiskaclar kiriliyor findik kiracagi ile. Amanin, o ne super lezzet. Yok boyle bi sey. Ammavelakin, bocukcagiz butun olarak haslandigi icin haliyle etiyle birlikte protein, ic organ vs ne varsa onlar da birlikte haslaniyor. Eti yerken bu proteinlerden temizlemekte fayda var. Bir de kiskaclarin minik tarafini yememek lazim. Kotu bir tadi var. Sonuc olarak acccayip lezzetli bi seymis bu istakoz bocugu, ama su “aftertaste” denen hikaye biraz bozuyor olayi. Bunun sebebi bu ortalikta kalmis olan yumusakca proteinler olabilecegi gibi, etin kendisinden de kaynaklaniyor olabilir. Bu konudaki arastirmalarim insallah ileriki istakoz yeme maceralarimda devam edecek olup, olayin tum ciplakligiyla acikliga kavusmasi ivedi istegimdir… Bu arada eserimiz:


Istakoz macerasindan sonra ertesi gun de gene baska bir sahil kasabasina gittik. Bu sefer dukkanlari dolasabilecektik biz bayanlar, yasasindi… Dolastik da. Bizim kocalar disarida kos kos bizi beklerken asik suratlar yerini gulumsemelere birakti. Soyle ki:

Zaten hava da gene dokmeye baslayinca birkac fotograf daha cekip eve donduk biz de.

Mucver ve kofte yaptik. Guzel guzel onlari yedik. Bi de Sukran Gunu’nden beri oynayamadigimiz Cranuim’dan oynadik. Bizim arkidisler bizden sonra oyunun turbo edition’ini almislar. Yeni oyunlar eklenmis. Oynadik, eglendik..

Haaa, tabii gezinin bana yadigar baska bir “seyi” daha vardi. O da istakozcuda beni sokan adi sivrizunek… Adi diyorum cunku zaten bu sivrisineklerden adam cikmaz bilirsiniz… Bu memleketin sivrisinekleri ise bir baska adi. Bazilari beni bir soktu mu bir hafta orasi davul gibi sisiyor, pespembe oluyor, kasiniyor vs vs… Bu adilerden birisi beni kasimin ustunden sokarsa olacaklar: Kasimin sismesi, eyvallah.. Kasimla beraber goz kapagimin sismesi. E hadi ona da eyvallah. En son dun Quasimodo’ya benzer bir sekilde uyaninca artik kufuru bastim. Bugun sonunda epey bir indi sisi neyse ki..

Iste buyle. Boston Lettuce ve civari guzel yerler netekim. Hele arkadaslarla olunca daha da guzel.

Mini notumsu: Bu fotograflarla boyle oynama isini ilk Ibekingcim’de gormustum. Pek hosuma gitti benim de, bir yesil gozlu oluyorum bir mavi… Daha yaparim ben bundan :)

11 yorum:

duygu dedi ki...

Çokkk güzel bir gezi yazısı olmuş.Geziniz hiç bitmesin istedim gerçekten.Balinalarla ilgili bölümde de çok heyecanlandım.Şu yalan dünyadan bir balina görmeden gidersem gözüm arkada kalacak.:)

ycurl dedi ki...

Super gezi olmus. Guzel diyarlar oralari ama kisin soguk hem de cok soguk. Sizin oralardan da soguk :))
Biz de gecen hafta Meksika korfezinin istakoz ve yengeclerinden tattik. Onumuzde de o onluklerden. Ama bana gore degil o is. Onume temizleyip getirsinler mumkunse :) Boston lettuce'dan sonra neresi var?

crystalsdreams dedi ki...

biz de boston'a gidicezzzz önümüzdeki ay yapacağımız amerika seyahatinde listede ora da vaar:)
ama ben sen ne kadar güpgüzel anlatsan da ıstakoz olayına girebilciimi sanmıyorum yeşilcimerikçim,nitekim fırlayan su ve hardal kısmı beni görmeden fena yaptı!
size afiyet olsun efenim,ben sonra nerelerde alışveriş yaptınız onları bilahare aliyim senden:)
bi de resimler gerçekten çok sevimli olmuş senin eklediğin surat kısımlarıyla,eminim orcinalleri daha güzeldir ama böyle de gülen veya somurtan suratlar çok sevimli be:)

cakiltasi dedi ki...

Önden kursa gitmek lazım bu böcük olayında, ben bir kere yedim, onda da hane reisi ayıklayana kadar sıkıntıdan patladım. Amaan ben de, sabırsızsan otur hamsi kuşu filan ye değil mi :)

YesilErik dedi ki...

Duygucum, umarim gorebilirsin balinalari ileride bir zaman. Ve umarim sana kuyruklarini da gosterirler, keyfin tam olur :)

Ycurlcum, bilmez olur muyum oranin soguklarini ama burasi da soguk :( Sevmiyom ben sogugu :(( Sirada sizin oralar var diyelim mi? :) Tabii bir de sen oralarda olacak misin? Gelirsem sizin oranin bocuklerinin de tadina bakarim belki.

Crystalcim, Boston guzel yer, harika vakit gecireceginize eminim. Ne tur aktiviteler yapacaksiniz bilmiyorum ama boyle dogayla filan butunlesmek isterseniz Boston'un cok yakinlardan da balina izleme turlarina katilabiliyormussun. Bakma biz bocuk sevdasina biraz daha uzaklara gittik. Bocukler de yenmelidir, yedirilmedir, en azinda bir kere denenmelidir diyorum. Alisveris icin de, oyle hediyelik dukkanlara baktiydik biz sadece.

E, Incircekirdegim, asil ben sana nasil sabirla baskasinin (hane reisi de olsa) ayiklamasini izledin diye soracagim simdi :)) Bi de hamsi kusu dedin, bitirdin beni...

Gün dedi ki...

Keske çıksaymış balinalar sizi selamlamaya, ne güzel bir yazı olmuş canım :)

Nes london-ist dedi ki...

kanadadan otostopla gidip USA da ilk gördüğüm şehirdir Boston, istakoz yememiştim ama pek severim,bana yakın bi istakozcu var ama pek pahalı,bu yemek işi bi tek sizin oralarda ciddi ucuz,doya doya ye böcükleri,afiyet ,protein fosfat olsun:)

Taurus dedi ki...

senin ilk defa uzun bir yazini okudum yesilerik =)

keyifli bi yazi olmus.

ben boston'i severim, nedense new york istanbul gibi boston ise ankara gibi gelir bana, belki duzeni ve insanlarindan. mainede bi zamanlar yerlesmek istedigim yerdi.

burdaki insanlar dogal guzeliklerini bozmadan ne guzel sehir yasamini adepte edebiliyolar, bizde o yok malesef.

son olarakta artik ne zaman bi lobster gorsem bizim pittsburgta olen o 22 poundluk bubba geliyor aklima.

ibeking dedi ki...

pek bi gezilmiş, pek bi değişik yerler görülmüş, offf istakoz yenmiş yani sefanız olmuş...e özendik tabe özellikle istakoz kısmını...bir de do not park tired husbands lafına çok güldüm ben..:))suratlarda pek yakışıklı

Aslicin dedi ki...

Keyifle okudum.

Benim de bir istakoz maceram vardı ama benim gibi böcüksavar bir insan için onu ellemek pek de kolay olmadı, sağolsun yanımdakiler temizledi ben yedim.

Bir de şu haşlanma hikayeleri beni mahvediyor. Ama ayaklar gerçekten lezzetli.

Ben şahsen surat işini sevmedim ama sen madem sevdin, ne yapalım boynumuz bükük bakarız fotolara.

Geçmiş olsun bu arada.

YesilErik dedi ki...

Guncum, sagol canim :)

Nescim, yerim sagol. Hem lup lup et yerine protein fosfat olsun dedigin icin de ayrica tesekkurler :)

Cem, sen de sece sece en uzun yazilarimdan birisini secmissin :) Bu arada bubba'yi da saygiyla ve hurmetle andik bizim bocukleri yerken :) Pittsburgh'da oldugunu bilmiyordum ama bak, ogrenmis oldum.

Ibekingcim, biz de epey gulduyduk. Olayi yasamasi epey samatali oldu. Operim...

Aslicim, sagol, yaziyi begendigine sevindim. Niye ya, suratlar fena olmadi :) Boynu bukuk bakma arkadasim :) Bu arada, sagol, gozum de tamamen iyilesti.