Cumartesi, Ocak 28, 2006

Haftasonumuz

Dun aksam hava cok soguk degildi, hatta limoniydi ve biraz ruzgar vardi. Erik’le once kore/japon restoranimiza gittik, evde yapamiyoruz ya oradakilerden ;) Giriste "fatty tuna ve white tuna vardir" yazisini gorup bir heves onlardan soyledik once. Fatty tuna’yi cok severiz, onu kesfettigimizden beri normal tuna yemez olduk. White tuna’yi ise daha once denememistik, merakla ismarladik. Ikisi de bir harikaydi. Sonra ben pad thai, Erik de Korean style seafood stew soyledi. Kore yemekleri cok ilginc oluyor. Hem cok tuzsuz hem de cok yagsizlar, ama inanilmaz lezzetliler. Cok aci ve sarmisaklilar, bunlarin lezzetteki etkisi buyuk muhtemelen. Kore yemegi soyleyince yaninda minik “side dish”ler getiriyorlar mutlaka. Ozellikle iki cesit kimchi, sweet pickle ve baska sebze agirlikli mezemsi yiyecekler oluyor menulerinde. Bir de minicik baliklari tuzlayip aci bir yagda yapiyorlar, onlar harika oluyor. Epey bir deniz kokusu aliniyor ama yerken, balik sevmeyenlerin kesinlikle denememesi gereken bir lezzet. Neyse, Erik ozel olarak ondan da istedi, ama balikli oldugu icin normalde ondan getirmiyorlarmis. Amavelakin artik oradaki garson kizla kanka oldugumuz icin kiz ben size kiyak geciyorum, tabii getiririm size dedi. Benim kore restoranlarinda en sevdigim yiyecekler arasina khalbi ve bulgogi var. Bir de pirincli olan bi bim bap’tan seviyorum. Bean curd based bi bim bap’lar cok sumukumsu geliyor ve bence lezzeti de oyle ahim sahim degil. Sumuk igrenc bir benzetme oluyor burada biliyorum ama oyle maalesef. Denedim ve iyi patlamisti. Erik ise daha cok acili olan yemekleri seviyor. Bir kac kere kimchi stew soylemisti, ben de onun kulaklarindan dumanlar cikarak yiyisini izleyerek epey eglenmistim.

Guzel yemegin ardindan miskinligimiz ve sogukalginligimiz agir basti ve sinema salonu yerine film kiralayip evde battaniyenin altinda olmaya karar verdik. Bbuster’a gittik. Ben before sunrrise-before sunset gecesi yapmayi planliyordum ne zamandir. Ikisini de hala izleyemedim ve merak ediyorum. Before sunset’i bulduk ama sunrise yokmus. E, sunrise’i izlemeden sunset’i izlemek olmaz. Aptal BB ne anlar zaten diye soylendim biraz. Sonra 2 dvd 12 dolar deal’ina gozumuz takildi. Zaten kiralayinca 4.25 mi ne veriyoruz, bari 6 verelim, film de bizde kalir diye oradakilerden iki film sectik. Biri a very long engagement, oteki de the employee of the month.

A very long engagement (kisaca avle diyelim) Amelie’nin yonetmeninin filmi. Hatta basrolde gene Audrey Tautou oynuyor. Bence cok guzel bir filmdi bu. Amelie’nin daha dram agirlikli bir versiyonu gibiydi diyebilirim. Amelie’deki gibi bas karakterin minik minik takintilari burada da vardi, ama sadece bir seye odaklanmisti. Gene bir suru minik ve film boyunca sureklilik gosteren ve izleyiciyi filme baglayan sevimli ayrintilar vardi. Anlatmakla olmuyor, gercekten izleyip gormek lazim. Ayrica konusu bu kadar huzunlu olan bir film ancak bu kadar sevimli cekilebilirdi. Mesela, No man’s land'de gercekten birebir hissediyordu insan olaylarin icinde kendini. O da cok gercekci ve guzel bir filmdi tabii. Ama “avle”nin havasi cok daha baska ondan. Hele gecen aksam Stalingrad’i izledik. Onu hic begenmedim. Dumduz bir film. Zaten yarisini biraz gece uyuyakaldim, Erik’le Elma Yanak’tan ogrendigim kadariyla oooooyle gitmis film sonuna kadar. Hani filmin tamamini izlemeden yorum yapilir mi, yapiyorum iste bana ne. Madem savas filmlerinden bahsediyorum, burada Das Boot’u anlatmadan gecmek olmaz. Bir kac ay oluyor, onun da uzun versiyonunu izledik. Aslinda monoton denebilecek bir film ama tabii cok etkileyici, ozellikle sonu. Belki de sonunu daha iyi vurgulamak icin ortalari biraz daha monoton cekilmis bilmiyorum. Ama iyi bir filmdi o da.

Simdi sirada employee of the month var. Bu film hakkinda hic bir sey duymadim, ama 2004’te Sundance’de official selection’mis. Dun gece basini biraz izledik, sonra uykumuz geldi. Bir sans daha verecegiz tabii kendisine. Iste boyle. Bu gece tekrar bir sinemaya gitme tesebbusumuz olacak, bakalim basariyla sonuclanacak mi, yoksa mangalda uskumru yapmaya karar verip gene evde mi takilacagiz? Hava da super bugun, sansimiza.

9 yorum:

Cerise dedi ki...

Yesilerikcim iyi hatirlattin ben Amelie'yi cok sevmistim, onun kadar sirin bir filmse ben de seyredeyim :)
Bu arada Kore yemegi ilgincmis. Her turlu cekik yemege karsi sempatim olduguna gore severim herhalde onu da :)

Dalgic dedi ki...

Aman diyeyim, dikkat... Kore yemekleri oyle aci Cin yemegine benzemez. Adamlar nasil pisiriyorlar bilmiyorum, ama inanin insanin her tarafindan ter damliyor. Bir de sarmisakli oldugundan aksama baska planlar varsa, plan olan ucuncu sahislarin da benzer yemekler yemeleri sart. Yoksa insanlar arasinda "no man's land" oluyor, tavsiye etmem. Tecrubeyle sabit. ;)
Uskumru seven varsa Japon lokantalarinda ismarlayabilirsiniz. Cok basarili yapiliyor. Ama yaninda raki vermiyorlar, haberiniz olsun.

ycurl dedi ki...

Kore yemegini ben de ilk denedigimde sevmistim. Ama acisi da tam aci :) Hatta ben bu yaziyi okuduktan sonra bizde Kore yemegi yedik. Biraz fast food tarziydi ama olsun kimchi pancake yedim :P Bu arada Japon lokantalardaki uskumrunun adini ogreniversek ne guzel olur. Ben balik cok severim ama adlarini ogrenme konusunda biraz ozurluyum de :) O filmi bende gormustum ama kapak biraz bunaltici olabilir izlenimini uyandirmisti nedense. Ben gecen gun proof adinda bir film seyrettim. Daha once oyunu okumustum. Tavsiye ederim. Ilginc bir film.

Mert Ulas dedi ki...

benimde koreli arkadaslar korean barbeque yapmisti, guzeldi valla.

Amelie'nin o filmini New York'da yagmurdan kacmak icin Central Park kenarindaki bir sinemada seyretmistim, hosuma gitmisti benim de.

huysuz ve tatlı dedi ki...

a.v.l.e. için söylediklerine katılıyorum tamamen.biz de ayıla bayıla izlemiştik.

Esekbasi dedi ki...

Catlarim ben bu kore yemegini denemezsem, simdi netten arayip haftasonu programina ayarlayayim hemen. Acili yemek cok seviyoruz biz:))

Allahtan bu gavur illerin boyle mutfak cesitliligi cok yoksa hic cekilmeyecek!

Gün dedi ki...

Evet evet ben de bayılmıştım kore yemeklerine, acı delisiyim de biraz :) Amelie'yi ayda bir izlerim, hele müzikleri vazgeçilmezlerimden, bu filmi de en kısa zamanda izlemem lazım :)

fethiye dedi ki...

korelilerin sofraya getirdigi o cesit cesit "tursu"lari benim hitim! her gittigimizde "kaseleri getireceksiniz di mi" demeden edemiorum. sanki unutacaklar da. adamlar su getirmeden onlari diziyorlar masaya. sirf onlari yiyerek doyabilirim ama izgara etleri cok cok guzel oluyor. ay bak simdi canim istedi iyi mi!

YesilErik dedi ki...

Ewet, kore yemeklerini sevelim, yiyelim :))) Kore barbekusu ve tursulari hakkaten iyi oluyor. Bizi Koreli bir arkadaslar evlerinde yemege agirlamislardi, barbeku ve restoranlarda yedigimiz yemeklerin cogundan yapmislardi. Epey yakindi lezzetleri.

Neresi var IStanbul'da guzel kore yemegi yapan? Hani gittigimizde Koremiz gelirse filan diye..

Evet ayrica bu memleketlerde bu cesit bollugu olmasa hic cekilmeyecek.