Pazartesi, Ağustos 01, 2005

Not just another w.e., or is it?

Yazma vakti. Haftasonundan bahsedeyim. Neden bilmiyorum, yaptigim seyler cok da farkli degildi ama sanki daha bir ozeldi gecen haftasonu.

Cumartesi sabahi pazarimiza gittik yine. Bu yeni kesfimiz ne kadar da iyi oldu. Sonunda aldigimiz sebze ve meyvelerin gercekten tadi olabilecegini hatirladik. Bu haftanin surprizleri seftali ve barbunya fasulyesi oldular. Barbunya fasulyesi yemeyeli ne kadar da olmustu. En az iki sene. Daha once sadece bir kere bulabilmistik. Burada pek yaygin bir tur degil. Ingilizcesini de bahaneyle ogrenmis olduk, shelly bean deniyormus. Bu hafta sogani bile pazardan aldik ve o bile yemeklerin tadini guzellestirdi, inanilmaz bir sey. Cop yiyormusuz biz cop, supruntu.

Aksam ne zamandir elimizde tuttugumuz ve izlemek icin uygun ruh halini bekledigimiz filmimizi izledik. HotelRwanda. Bu filmi izlemek icin uygun bir ruh hali olamayacagini anladik sonra. Ben gene o kadar etkilenmedim, CityofGod’da daha kotu olmustum, neden bilmem. Sanirim artik iyice kaniksadim bu olan bitenlere seyirci kalma ve ondan sonra insan haklari vs gibi konularda ahkam kesilmelerine “gelismis” ulkelerin. Tabii butun bu olanlardan bayagi bi sorumlu olmalari da ayri bir tat, ayri bir boyut katiyor insana. Bir de NoMansLand boyle bir filmdi. Etkisinden kurtulamamistim epey bir sure. Erik de cok fena oldu, ben baska bir sey daha izlemeden bu gece uyuyamayacagim sanirim dedi. Film bittikten sonra ciktik, tekrar bizim videocuya gittik baska bir film almak icin. Evden cikmis arabaya dogru yururken ister istemez aklimdan gecti. Simdi bizim sokak da ceset dolu olsa, birileri gelip siz turksunuz veya beyazsiniz veya muslumansiniz diye veya herhangi bir baska sebepten bizi oldurmeye calissa, bize de hamambocegi muamalesi yapsa ne yapardik acaba?

Sonra videocudan dunyanin en s1k1ci filmlerinden biri olan TheLadykillers diye bir film aldik. Yarisina dogru Erik de ben de uyuya kaldik izlerken. Sonra dun aksam devam etmeye calistik ve ben gene dayanamadim. Bu kadar kopuk diyaloglar ve bu kadar birbiriyle uyumsuz karakterlerin bir arada oldugu bir film epeydir izlememistim. TomHanks basariliydi, degisik bir tipleme olmus ama filmi kurtaracak kadar degildi. Neyse geciniz..

Pazar gunu de giymedigimiz esyalari ayikladim, sonunda!! Cekmis, eskimis, rengi solmus, tekrar giymeyecegimizi dusundugumuz ne varsa hepsini koca koca cop torbalarina doldurdum ve asagiya attim. Uygun bir zamanda birilerine vermek istiyorum. Aslinda turkiyede ihtiyaci olan birilerini biliyorum, onlara vermek isterim ama… Bu sefer cok fazla sey var. Yine de tek bir bavula sigdirabilirsem giderken gotururum. Ama bi dakka bu sefer de annem faktoru var. Her sey onun denetleyici mekanizmasindan bi gececek demektir. Aaaa, bunu da mi veriyorsun, aaaa, bunu giymiyor musun kizim artik?? Annecim, giyecek olsam bu torbada ne isleri olur onlarin oyle degil mi? Neyse, sanirim katlanabilirim.

Dun aksamustu de yine filme gidecektik, penguenlerin marsi diye cok tatli bir film geldi. Ama gunun geri kalan yarisinda Erikle tartisip birbirimize kustugumuz icin bir halta gidemedik, yazik oldu. Sonra baristik ve birlikte yuruyuse gittik. Ha bi de rejime girdik! Bu gidisata bir dur demek lazimdi. Bakalim ne kadar basarili olacagizdir.

6 yorum:

Deniz dedi ki...

Ayri yerlerde ayni haftasonlarini geciriyormusuz gibi geliyor bana. Cumartesi pazara gitmeler, evde film izlemeler (bu arada ladykillersi ben de izlememek uzere tutturdum, oylece duruyor bi kenarda) falan...Pazara gitmek burada bizim tek sosyal aktivitemiz, marketteki hersey igrenc ayrica, seviyorum onun icin oyle alis veris yapmayi.

yuvakuran dedi ki...

Siyah zemin Cok zor okunuyor

MERTCAN dedi ki...

İlk kez yine bloglarda Hotel Rwanda filmi hakkında bir yorum okumuştum. Filmi bir arkadaşımdan almış ama izleyememiştim. Artık bu akşam izlicem.

İnş. dünya bana daha karanlık görünmez.

yuvakuran dedi ki...

Sevgili YesilErik, Siyah zeminde kucuk yazilarin hic okunmuyor Yine de sen bilirsin. Selamlar

YesilErik dedi ki...

Denizcim, bizim de ender sosyal aktivitelerimizden bu pazar olayi. Sokakta yuruyen insanlar da varmis deyip mutlu oluyoruz. Bir de yaninda guzel guzel sebzeler ve meyvalar da olunca tipis tipis gider olduk her hafta. Ladykillersi da izleyin ve kurtulun o filmden derim. Bilmiyorum aslinda, belki begenebilirsiniz de. Ben kendi subjektif goruslerimi yazdim.

Bu paralleliklerimiz de gercekten cok eglenceli olmaya basladi. Sen boyle yazinca benim de cok hosuma gidiyor :)

Yuvakuran, fontlar boyle kalacak korkarim. Yine de uyarin icin sagol. Bu arada onceki yazilarimdan birine yaptigin yorumu yeni gordum. Burasi gordugun gibi PG-13 rated bir blog degil. Uygun gordugum yerde uygun gordugum tarzda konusurum. Yakisik alip almadigi konusu da epey goreceli, istersen orda birakalim.

Mertcan, bu filmi izleyip de dunyasi biraz olsun kararmayan var mi bilemiyorum. Ama izlemek bir zorunlulukmus, onu anliyorsun.

Jack David dedi ki...

yesilerik is cool..:)