Pazartesi, Kasım 09, 2009

Yarım zamanlı durumu-bizden haberler

Buradayım blog. Kasım ayının ılık bir gününden merhaba.

Öğlen yemeği vakti, evdeyim. Hayır yemek için değil. Haftanın iki günü evden çalışıyorum, iki günü ders vermeye gidiyorum. Tempom genelde hafif. Bizim için iyi oldu bu dönem. Hayatımda yapmadığım kadar ev işi yapıyorum bir de. Maşallah hiç bitmek bilmiyor, zor yetişiyorum :)

Kirpicik yuvada. Neredeyse iki ay oldu başlayalı. Pek ağladı ilk günler, kolay olmadı ama şimdi çok mutlu. Kendine göre bir düzeni var. Yuvanın en kötü yanı evimize pek çok hastalığın giriş yapmış olması. Croup, kulak iltihabı, soğuk algınlığı, hepsinden gecirdik maalesef. Sadece Kirpicik değil, Erik'le ben de ayakta geçiriyoruz bir sürü hastalığı. Ben bu hafta faranjitimsi bir şey oldum mesela. Sesim borazan. Bir haftadır sürünüyorum, bugün sonunda hastalık iniş gösterdi.

Halloween'i geçirdik, yuvada ufak bir partimiz oldu. Bakalım Kirpicik'i bulabilecek misiniz aşağıdaki fotoda? :)

Çarşamba, Eylül 23, 2009

Yaz bittiiiiiii

Bitti-iiiii, gitti-iiiiiiiiiii. Bu aralar hep boyle konusuyoruz Kirpicik'le. Sonlarini uzatiyoruz nedense bazi sozcuklerin. Neyse, yaz bitti.

Birazdan ders notu hazirlamam lazim. Sonbahar donemi basliyor. Yarin ilk dersime girecegim. Bu kez farkli bir ders veriyorum. Insallah daha iyi ogrencilerim olur. Yoksa bu ogretmenlik isi olacak gibi degil. Gecen gun yazin ders verdigim ogrencilerin yorumlari geldi postayla. Cok buyuk hayal kirikligi! Evet iclerinde iyiler de var ama, kotuler fena yaraliyor insani. Karsimdaki tiplerin kaliplarini bilmeme ragmen, gene de haksizliga gelemiyorum.

Yorumlardan bazilari: Odev yapmak icin hep problem saatini beklemis, olmamis. Adi ustunde HOMEwork. Evde oturup kasasin diye, armut pis agzima dus, dersi bekleme diye. Bunun yuzunden ben suclaniyorum. Sonra sinavlardan once bunlara ornek test vermistim, cozsunler diye. Gercek sinav da bunun cok benzeri, sadece sayilari degistiriyorum. Efendim, hic organize bir ogretmen degilmisim ben, plansizmisim, programsizmisim, ornek sinavin ustunden gecmek icin problem saatinin uzerine ekstradan 25 dk tutmusum bunlari. Ayrica sinav sorulari cok zormus. Insaf! Ha bir de kiziyormusum ben soru sorulunca ve cevap vermiyormusum sorulara. Bu nasil oluyor bunu da hic anlamadim. Yani bu kadar mi pofpoflamak gerekiyor ogrenciyi? Ah evet sekerim, senin sorun neydi canim cicim? Biraz ciddi bir insanim ben ve degismeye de niyetim yok uc bes yavsak Amerikali icin. Ciddiyet kizginlik olarak algilaniyor galiba, bilmiyorum ki?... Yani kulturel bir fark mi bu gercekten? Yok degilse bu tiplerin zoru nedir? Hayatlarinda kimse gerzek olduklarini soylememis bunlara galiba, hep ogretmen suclu...

Maalesef hepsine de en az yarim harf notu yuksek verdim donem sonunda. Haram zikkim zehir olsun, ne diyeyim.

Hayatimdaki tek sey bu ogretmenlik olayi degil tabii ki. Hersey guzel gidiyor cok sukur. Bir ara onlari da yazabilirim umarim.

Herkese guzel sonbaharlar...

Perşembe, Ağustos 20, 2009

Dun aksam

Dun aksam Kirpicik uyuduktan sonra annemle televizyonun karsisina kurulduk. Bir yandan da bir seyler atistiriyorduk. Dusundum. Belki bir 60 yil sonra ne annem ne ben bu dunyada olmayacagiz. Bu yasadigimiz evde kimbilir kimler yasayacak. Hayat nasil degisecek. Kirpicik neler yapiyor olacak? Bazen her sey bos ve ayni anda bir o kadar anlamli geliyor. Kendimi filme geri verdim. Anneme bir dilim daha elma uzattim.

Çarşamba, Ağustos 19, 2009

Dusunceler

Blogu ozledim mi?

Bu aralar ne cok sey yasiyorum. Eskisi kadar yogun degilim, ama yasadiklarimi disa vurum konusunda bir bikkinlik geldi bana. Turkce klavyemi bile kullanmiyorum artik.

Hayat yogun evet. Kirpicik koca adam oldu. Dermisim :) Ama epey buyudu sipa. 14 aylik olduk. Tadindan yenmiyor. Her gun yeni bir sey ogreniyor, bizleri sasirtiyor. Piti piti oradan oraya kosturuyor. Yere kapaklaniyor, aglamiyor. Saclari fino gibi oldu, bugun trasa goturecegim onu. Okullar aciliyor diye pek bir yogunluk var, iki kere kapidan donduk, sonunda randevu aldim Pasa icin.

Donem haftaya bitiyor. Siz de benimle beraber bir oh cekersiniz artik. Bir yazi da boyle gecirdik diyecegiz. Sonra ver elini tatil. Florida'ya gidiyoruz tatilde. Napalim, baska uygun yer bulamadik. Hem arkadaslarin sorunsuz ucabilecegi, hem saat farki olmayan tek mekan. Gelgelelim kasirga sezonunda gidiyor olacagiz. Simdiden anti-yagmur dualarina basladim :P

Deniz de corba sicakliginda olacak, onu da biliyoruz. Ama hic girememekten iyidir. Gonul isterdi bir Turkiye tatili ama kismet degilmis bu sene.

Ilk kez arkadaslarimizla grupca bir tatile cikacagiz. Bir reunion olayi. Ayni evde kalacagiz hepimiz coluk cocuk, kopekler vs... Bakalim nasil olacak. Iyi gecerse her sene tekrarlanacak.

Kirpicik'e yeni car seat aldik. Yakinda yuvaya baslayacak, Erik'le ikimizin ayri zamanlarda almasi sozkonusu onu, o yuzden ikinci bir car seat aldik. Bundan aldim.

Cok ozledim Turkiye'yi. Bu aralar kafamin icinde donup dolasan sey su: Kirpicik nasil yetisecek burada? Evet, imkanlar cok daha iyi, bir suru avantaji var buranin. Ama burada olursa Amerikali olacak, kismen de olsa bir parcasi oyle olmak zorunda. Buna engel olmak imkansiz. Bu nasil bir sey bir butun olarak, bunu anlamaya calisiyorum. Sanki bir 5 yil sonra buradan gidip, bir 15 yil Turkiye'de gecirip sonra buraya geri donesim var. Kirpicik'i Turk yapip donmek yani amac. Sanki Amerika da bizi kucak acip bekliyor olacak. Burada her sey duracak. Sacma sapan dusunceler. Kime ne yarari olacagi belli degil, bencilce belki de. Ama engel olamiyorum aklima gelenlere.

Okyanusu bir gectin mi boyle bolunuyorsun iste. Fiziksel olarak burdasin ama gonlun nerde, belli degil. Aslinda belli. Iyi bir isin bilmemnen olsa, burada niye durasin ki? Ama istedigin isi memleketinde yapabiliyor musun? Cocuguna iyi bir gelecek saglayabiliyor musun? Isin icinde bunlar olunca senaryo karmasiklasiyor. Zor iste.

Pazartesi, Ağustos 10, 2009

...

Sevgili Asli biricik kardesini kaybetmis. Cok ama cok uzgunum. Evet, her sey bos.

Pazartesi, Ağustos 03, 2009

Ders sorunsali

Agustos ayi geldi. Bir yaz da boyle akip gidiyor. Yarim zamanli calisiyorum. Bir ders ve laboratuarini veriyorum. Ogrenciler cok zayif cikti, onun disinda beni hic zorlamiyor ders. Haftada net iki gun calisiyorum diyebilirim. Bir de yer biraz uzak, arabayla bir saat gidis bir saat donus, o biraz bayiyor.

Bu bulundugum yerde ileride bir pozisyon acilirsa diye ders vermek istemistim bu yaz. Sonra abuk sabuk gelismeler oldu. Artik burada pozisyon acilsa da burada calismak ister miyim bilmiyorum.

Bu ustten sinirli ogrencilerden bazilari, yirmi kisilik siniftan bes kisisi gidip dekanliga beni sikayet etmisler. Efendim anlamiyorlarmis dersi ve soru soramiyorlarmis. Soru sorunca cevabini alamiyorlarmis, cunku ben bunu daha once isledik deyip geciyormusum.

Aglasan ogrenci profoli yeni degil bana, ama yalanci ogrencilerle ilk kez hasir nesir oluyorum. Hicbir soruyu cevapsiz birakmadim. Kendileri en basit cebir islemlerini yapmaktan aciz olduklari icin anlamiyorlar, sonra boku hocaya atiyorlar. Ve aptal dekan yardimcisi da benim kapima geliyor bunun icin.

Aslinda ona da agzinin payini verdim. Ilk soyledigim sey gelin dersime girin oldu. Yok gerek yokmus... Daha bir suru baska sey de konusuldu. Sonucta ogrencilere bu kadar soz hakki taniyip, hocalara bu kadar haksizlik yapilan bir yerde ben zaten kalmak istemiyorum. Olan benim yazima oldu, ama resumeye koyacagim ders tecrubesi diye. Yoksa hic bir tarafimda degil yani allahin uc bes gerizekali Ohayo'lusunun kendine kariyer yapacak olmasi.

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

Aklima gelenler...

Off, bu yaz sicaklari da ne bunaltti filan yazmayacagim. Hava 20 C civarinda seyrediyor bugun zira. Biraz serinlik herkese iyi geliyor eminim.

Onumde ogrencilerin ilk lab raporlari var, okunmayi bekliyorlar. Her sey iyi gidiyor. Ogrenciler biraz zayif ama bakalim, gorecegiz.

Erik iki haftadir yok, Misir'a gitti. Kendi deyimiyle Bayrampasa'da. Bayrampasa'ya benziyormus Kahire. Fakirlik diz boyuymus, yemekler pek iyi degilmis, gittiginin ilk haftasi salata yedikten sonra motoru bozdu, ancak antibiyotikle iyilesti. Neyse yani, belki o kendi anlatir sonra, ama bloguna da yazmayali epey oluyor. Bir sekilde cok uzun geldi bu iki hafta ikimize de, sanki iki aydir yok gibi geliyor. Neyse ki yakinda geliyor.

Kirpicik cok tatli, her zamanki gibi. Separation anxiety olayi devam ediyor. Simdi sabahlari kalktigi zaman aliyorum kucagima, oturuyoruz beraber koltuga, bir 10-15 dk inmiyor kucagimdan, sariliyoruz birbirimize, butun gecenin hasretini gideriyoruz ana-ogul. Bazen tuvalete bile gidemiyorum birakip, hemen pesimden aglamaya basliyor.

Uyumayi ogrendik gibi. Bir haftadir sallamayi biraktik. Ilk dort gun epey agladi. Daha dogrusu ilk gun biraz agladi, ikinci gun cok daha az, sonra uc ve dorduncu gunler en cok. Besinci gunde artik aglamadi. Dorduncu gun en zordu, simdi ise gayet iyi. Yaptigimiz tam olarak Ferber mi emin degilim, kendimize gore kurallar koyduk biraz. Simdi de yatagina yattiktan sonra bir 5 dk kadar poposuna pitpit'la uyuyor. Ama bence normal, cunku yetiskin bir insanin da uykuya dalmasi biraz vakit aliyor sonucta.

Gecenlerde bir yurudu Kirpicik, ama sonra birakti. Gene her yere emeklemeyi tercih ediyor. Bir noktada yuruyecek. Bugunlerde en sevdigi sey annesinin kendisini kollarindan tutup gezdirmesi.

Gecen aksam Kirpicik uyuduktan sonra oyle televizyona bakiyordum. Before Sunset basladi. Tekrar izledim, cok guzeldi. Sonunu hatirlamiyordum, bu sayede ilk kez izliyormusum gibi oldu. Guzel de bitti bence. Hele o sonundaki sarkiyi cok seviyorum:Let me sing you a Waltz.

Hadi ben raporlarima donuyorum, yoksa cikamayacagim buradan aksama kadar.